Her insan okunmaya değer bir kitaptır

Her insan okunmaya değer bir kitaptır


DavitAlmond’un Küçük Koşucular adlı kitabı, genç bireylerle yaşlılar arasında kurulacak bağın kazanımlarına ve iki nesil arasında gerçekleşecek bilgi aktarımına vurgu yapıyor.

 

Kitabın kahramanlarından Liam henüz hayatın başındadır ve karşısına çıkacak hengâmeli yollardan haberdar değildir. Genç, hayattaki tek hedefin başarmak olduğuna inanmıştır ve yarışı önde götürebilmek için hayaller kurmaktadır. Fakat hayat onun tasavvur ettiğinin aksine girizgâhları olan bir yolculuktur.

 

Hafta sonu Büyük Kuzey Gençler Koşusu için başvurduğu kayıt belgesini alan genç, antrenman yapmak ve yarışı başarı ile tamamlayabilmek için arkadaşıyla buluşmaya karar verir. Fakat annesi yaşlı komşuları Harry Miller’i ziyaret etmesi ve onunla tanışması için ısrar eder. Genç birey için bu ziyaret gereksizdir, vakit kaybıdır, anlamsız bir eylemdir. Fakat yaşlıların atıl bir eşya gibi terk edildiği bir toplumda bir anne bu ziyaretin gence okuduğu onlarca kitaptan daha faydalı olacağının bilincindedir ve onu ikna eder.

 

Genç birey büyük bir heyecanla beklediği antrenmanı erteler ve annenin bahsettiği yaşlı adamı ziyaret eder. Annenin aracılığıyla gerçekleşen bu ziyaret iki kuşak arasındaki buzları eritir. 

 

Seksen yıl kendisine hizmet eden bedeni artık hastadır ve yaşlı adam gündelik işlerini yapmakta dahi zorlanmaktadır. Tek başına yaşamanın mümkün olmayacağını düşünen Miller, bakım evine gitmeye karar verir ve evini boşaltmak için kendisini ziyaret eden genç bireyden yardım ister. Genç asırlık tecrübelerini büyük bir intizamla aktaran canlı bir kitapla karşı karşıyadır. Yaşlı adamı sevmiştir ve ona yardımcı olmaya karar verir.

 

Genç birey yaşlı adamın evini boşaltırken kendisini çok ötelere taşıyacak bir fotoğrafla karşılaşır ve asırlık ömründe birçok başarıya imza atan o dev çınarı tanıma şansı bulur. Nitekim bu kişi vakti zamanında, gencin katılmayı hayal ettiği Kuzey Koşusu’na katılmış ve başarı elde etmiştir. Yaşlı adam gence bütün yaşamında kullanabileceği bir değer aktarır, yarışı önde götürmenin değil, yarışa katılmanın ve böyle bir ortamda bulunmanın daha önemli olduğuna işaret eder.

 

Hayatın kendisi bizatihi bir koşudur ve bu maratonu sürdürürken kimi zaman kazanır kimi zaman kaybederiz fakat öğrenme sürecimiz hep devam eder. Eylemlerimizin sonucunda ise avucumuzda kalan dört harften oluşan bir sabır ve bir tutam tecrübedir.

 

Yaşanmışlıklarımızın sonucunda kendimizi olumlu ve olumsuz yanlarımızla kabul eder ve severiz. Her daim başarılı olma şansımız yoktur ama ne olursa olsun yarışı bırakamayız.  Hayat bir koşudur, yenile yenile yenmeyi, düşe düşe kalkmayı öğreniriz.

 

Yalnız ve yaşlı bir adam, genç bir bireyle tanışır ve onun ufkunu açar, ona yavaşlamanın ve olayların görünmeyen yüzünü okuyabilmenin sırrını öğretir. Bu kısacık görüşme gencin yaşlılarla ilgili algısını değiştirir ve ona her insanın okunmaya değer bir kitap olduğunu öğretir.

 

Kadim kültürümüzde yaşlılık bir güç yitimi olarak görülmemiş aksine yaşlı bireylerin tecrübeleri sözel bir aktarımla hayata taşınmıştır. Yaşlıların bakımının getireceği manevi kazanç dikkate alınmış ve onlara evlerin başköşesinde özel bir yer verilmiştir. Ancak günümüz insanı, hayatın bütün veçhelerine olduğu gibi yaşlılara da seküler gözlüklerle bakıyor ve onları yalnızlığa terk ediyorlar. Oysa bu sadece genç bireyler için değil, daha erken yaşlarda olan çocuklar için de bir kayıptır. Zira bu kişiler kültürel değerlerimizi genç bireylere aktararak önemli bir görevi ifa etmekteler. Öyle değil mi?

Google+ WhatsApp