“Hepimiz Charlie Hebdo’yuz” diyenler, “Hepimiz Müslümanız” diyemedi!

“Hepimiz Charlie Hebdo’yuz” diyenler, “Hepimiz Müslümanız” diyemedi!


“Hepimiz Charlie Hebdo’yuz” diyenler, “Hepimiz Müslümanız” diyemedi!

 

 

4 yıl önce idi.

İslam Peygamberi’ne hakaret eden karikatürleri ile tartışmalara sebep olan bir dergi basılmış. 

12 kişi öldürülmüştü..

Bizim mahallenin ezikleri dahil..

“Hepimiz Charlie Hebdo’yuz” sloganları atılmıştı..

Yazılar kaleme alınmış, haberler yapılmıştı..

Hatta.

O öldürülenlerin cenazesine..

Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu katılmış, aslında ikinci sırada cenaze yürüyüşüne katılması gerekir iken..

Nasıl yapmıştı da, birinci sıraya geçmişti, Ertuğrul Özkök’ün kaleminden öğrenmiştik..

Cumhuriyet gazetesi, çok üzülmüş, ilk gün birinci sayfasının yarısını ayırmıştı, olaya..

Hemen ertesi günü, “Dünkü haberimiz biraz küçük oldu” diyerek, sayfanın üçte ikisini, o olayla doldurmuştu..

Bununla da yetinmedi, Cmuhuriyet gazetesi..

“Hepimiz Charlie Hebdo’yuz” başlığı altında..

Hz. Peygamber’e hakaret içeren karikatürleri yayınlama kararı verdi..

Ve “3 milyon Charlie Hebdo” anonsları ile..

O ahlaksız karikatürleri yayınladığı gün, 3 milyon baskı yapacağını ilan etmişti..

40 bin satan Cumhuriyet, kendi duyurusuna göre..

3 milyon baskı ile, Charile Hebdo’nun hakaretlerini, Türkiye’ye yaymak istiyordu..

Geldik..

15 Mart 2019’a..

Bu seferki olayda..

12 kişi değil, 49 kişi öldürüldü..

Bir işyerinde değil, bir camide.. Bir ibadet yerinde..

Üstelik, öldürülenler dindaşlarımızdı.. Müslümanlardı..

Ve en önemlisi..

Hiç kimseye..

Evet hiç kimseye, küçük veya büyük bir zararları olmamıştı.

Tartışılan veya tartışılmayan bir kötülükleri yoktu..

Onları öldüren bile..

“Bu öldürdüklerim, şu kötülüğü yaptı” diyemiyordu..

Dahası..

Aslında öldürmek istediklerinin, sadece o iki camideki insanlar değil..

Özellikle Türkiye’deki Müslümanlar olduğunu deklare ediyor..

Boğaz’ın batısına geçenleri tehdit ediyordu..

Ayasofya’nın minarelerini yıkmaktan bahsederek, aslında kinin tüm Anadolu’ya olduğunu ilan ediyordu..

Ne tepki verdi, Cumhuriyet kafası, bu ahlaksız saldırıya?

Dün baktım Cumhuriyet’e..

Birinci safyanın üçte biri kadar, ancak..

Başlık da sadece “Barbarlık” ile sınırlı..

Hepsi hepsi bu..

Elin Hıristiyanının, hem de bizim Peygamber’imize yönelik saygısızlığı sonrasında..

Biz istemesek de..

Biz onaylamasak da..

Bizim dışımızda bir olay yaşandığında..

Saldırılanların inancından mı.. Saldırdıkları Peygamber’e saygısızlıklarından mı..

3 milyon gazete basıp, Cahrile Hebdo ile dayanışma yapanlar..

Şimdi..

Masum yere öldürülen Müslümanlarla, hangi dayanışmaşyı gösteriyorlar?

Hiç..

“Cuma namazında katledilen Müslümanlarla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek üzere, Cumhuriyet gazetesi tüm yönetimi ve yazarları olarak, Cuma namazını Sultanahmet Camii’nde kılacağız” diyebiliyorlar mı?

Demiyorlar..

Yeni Zelanda’da öldürülen Müslümanların acısını paylaşmak için..

“Hepimiz Müslümanız” diye bir başlık atabiliyorlar mı?

Hayır..

Üstelik, böyle bir başlık atmaları..

Nüfus kağıtlarındaki dinleri ile de uyumlu..

Sadece dilleri ile tekrarlamış olacaklar, nüfus kağıtlarında yazılı olanı..

Ama yapmıyorlar. Yapamıyorlar..

Ya bizim mahallenin eziklerine ne diyelim?

Daha bir gün öncesinde, birden fazla yazarının..

Dindar insanları, dindar siyasetçileri yerden yere vurmak için..

Sanki Türkiye’de dindar siyasetçiler tarafından tahrik edilen insanlar..

Farklı düşüncedeki insanlara saldırılarda bulunuyormuş gibi bir hava vererek..

“Canım insanları kutuplaştırmayalım.. Nefret dili kullanmayalım” diye yazılar döktürürken..

Manşetlerinde, aynı minvalde haberler üretirlerken..

Yeni Zelanda’daki korkunç katliamı gördükten sonra..

“Lütfen, affediniz. Biz Müslümanları kutuplaştırma yapmakla suçluyorduk.. Biz İslamcıları nefret dili kullanmakla suçluyorduk.. Ama Hıristiyanlar. Ama Haçlılar.. Bırakınız sadece dil bağlamında bir kutuplaştırmayı.. Adamlar bir de, ellerine otomatik silahları almışlar.. Camideki namaz kılanları, otomatik tüfeklerle tarıyorlar.. Yaralanmış, yerde yatan sadece erkekleri değil.. Yerde yatan kadınların üzerine, hatta küçücük çocukların üzerine kurşun sıkıyorlar.. Özür dileriz Müslüman halkımız. Biz bu gerçeği görememişiz. Bu gerçeği farkedememişiz.. Yanlış insanları suçlamışız.. Türkiye’deki dindar siyasetçilerimizden özür dileriz..” dediler mi?

Hayır..

“Hristiyan terörü diyerek, rövanşı alır mıyız” başlıkları ile..

Yine dindar insanlarımıza saldırmaya devam..

Bir gün öncesindeki yazdığı yazıyı hatırlamayan eski özel kalemler..

“Bu Erdoğan düşmanlığı da ne?” diye sorgulamalar yaparken..

Yine Batı hayranlığı..

Yine haçlı sempatisini açığa vuruyor..

Kendi insanlarımızı tahkir etmeye devam ediyoruz..

Charile Hebdo olayı ile Yeni Zelanda olayı..

Ölen insanların sayısı.. Gerekçelerin içeriği açılarından..

Kıyas bile edilemeyecek kadar farklı olaylar..

Charlie Hebdo olayı bir kınanacak ise, Yeni Zelanda olayının binlerce defa kınanması gerekir..

Ama göreceksiniz..

Bir yıl, üç yıl sonra..

Yeni Zelanda’yı hatırlayanımız bile olmayacak..

Nerden mi çıkarıyorum bunu..

Google’da dün bir arama yaptım.. “Charlie Hebdo katliamı” diye aradım 91.600 sonuç çıktı..

“Yeni Zelanda katliamı” dedim, 29.800 sonuç çıktı.

Biliyorum, ezikler hemen itiraz edecekler..

“Daha dur bakalım, Yeni Zelanda’daki katliam olalı iki gün oluyor. Aynı sayıya bir süre sonra o da ulaşır” diyecekler.

Hayır, hiçbir zaman ulaşamayacak..

Çünkü.. 

Medyamıza ezikler hakim..

Nüfus kağıtlarında “İslam” yazdığı halde.. 

Bir tane Ermeni öldüğünde.. “Hepimiz Ermeniyiz” diyebilen, ama..

49 Müslüman öldürüldüğünde, “Hepimiz Müslümanız” diyemeyenler hakim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp