HDP önündeki “protestocu anne”ye, “Fırsatçılık yapma” diyen ilkesizler!

HDP önündeki “protestocu anne”ye, “Fırsatçılık yapma” diyen ilkesizler!


HDP önündeki “protestocu anne”ye, “Fırsatçılık yapma” diyen ilkesizler!

 

 

“Cumartesi Anneleri” anne de..

“Çocukları dağa kaçırılan anneler” anne değil mi?

“Cumartesi Anneleri”ne destek vermek için, her hafta Galatasaray Lisesi’nin önüne giden Mahmut Tanal’lar, Sezgin Tanrıkulu’lar..

Ve daha nice milletvekilleri..

Cumartesi Anneleri için ortalığı velveleye verenler..

Ter ter tepinenler..

Ki.. 

Tepinmelerinde aslında herhangi bir sıkıntı yok..

Hatta, samimi olsalar, desteğimiz bile var..

Ama..

Her Cumartesi “Çocuğum nerede” diyerek, 30 yıl önce kaybolan oğlunu, faili meçhul cinayetleri nerede ise sıfıra getiren AK Parti’nin iktidarı döneminde aramaya çalışanlar ve onlara destek verenler söz konusu ise..

Hele hele..

13 Mart 1999’da eylemlerine ara verip..

10 yıl sonra.

31 Ocak 2009’da tekrar başlamışlar ise..

Yani..

Tam da Fetullah Gülen’in ABD’ye gidip..

Abdullah Öcalan’ın da Türkiye’ye teslim edilmesi döneminde..

Ortalığın sessizleşmesi için, o eylemler sona erdirilmiş, sonrasında AK Parti iktidarının 7. yılında tekrar başlatılmış ise..

“Hop dedik” itirazında bulunma hakkımız doğmaz mı?

“Cumartesi Anneleri” başlığı altında yaşananlar, işin bir yönü..

Haydi bir anlığına..

O anneler ve o annelere verilen destekleri..

Sol iktidar döneminde ara verilip, AK Parti iktidarı döneminde tekrar başlatılması..

Sol partinin hükümet ortaklığı döneminde öldürülen, kaybedilen gençlerin hesabının, AK Parti iktidarı döneminde sorulmaya kalkışılmasındaki samimiyetsizlikleri bir kenara bırakalım..

Gerek eyleme katılanların..

Gerekse eyleme destek verenlerin..

Samimiyet testini geçebilmeleri için, “Oğlum dağa kaçırıldı” diye HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde eylem yapan annelere destek vermeleri gerekmez mi?

Birinci anne, oğlunu aldı..

Şimdi, ikinci anne, HDP il başkanlığı önünde eylemini sürdürüyor..

O anne, niçin yalnız?

Niçin Cumartesi Anneleri, geçtiğimiz hafta sonunda yaptıkları eylemde, Diyarbakır’daki dağa kaçırılan çocukların anneleri için bir destek açıklaması yapmadılar?

Cumartesi günkü eyleme katılan Mahmut Tanal, “Otoparka çekilen aracı”nın peşinden çıkarttığı ciyaklamanın binde birini, “Diyarbakır HDP İl Başkanlığı önünde eylem yapan annenin dağa kaçırılan oğlu” için çıkarttı mı?

Hayır..

PKK, çocukları dağa kaçırsın..

PKK’nın siyasi uzantısı HDP, bu olaylara sessiz kalsın.

Bunlar, 2019 Türkiye’sinde dahi, hâlâ bugün devam etsin..

Buna, CHP’li milletvekilleri, gözlerini kapatarak geçiştirmeye kalışsın..

Ama..

30 yıl önce.. CHP’nin iktidar ortağı olduğu hükümet döneminde kaçırılan, faili meçhul cinayete uğrayan veya ölüsü bile bulunamayan oğulların, kızların hesabı, 2002’de iktidara gelen AK Parti’den sorulsun..

Hani “Kurt yapmaz bu taksimi, kuzuya şah olsa!” deniliyor ya.

Aynen öyle..

Olaylara şaşı bakanlar, sadece solcular değil.

Bir dönem dindar mahallenin içinde yer alıp, sonra eli kanlı terör örgütü PKK’nın uzantısı HDP’ye kapak atacak kadar şaşırmış, kendisini “vicdan sahibi” olarak tanıtan ilkesizlerde de aynı hastalık var..

“Cumartesi Anneleri’mizin yanındaydım! Biz insan hakları savunucularının yanındayız, insan haklarının yanındayız” diye paylaşımlar yapan..

“Cezaevini ziyaretimi engelleyerek ihlalleri gündeme getirmemi engelleyemezler! Milletim bunu bilmeli!” diyen..

“Cezaevinde her aydını ziyaret etmek istiyoruz ama Adalet Bakanlığı hukuku çiğneyerek cezaevi ziyareti dilekçelerimize cevap bile vermiyor!” diyen..

Hatta..

“Cezaevinde ayrımcılık, cinsel taciz ve kötü muameleyle karşılaşabilen LGBTİ mahkumlar, temel ihtiyaçlar için bile mücadele veriyor” diyerek, Allah’ın lanetlediği bir haramı icra etmeyi bir maharetmiş gibi takdim edenleri, o utanılacak sıfatları ile anmakta beis görmeyen..

Son bir hafta içinde bu etkinliklere imza atarken.. “Kendi partisi HDP’nin Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki annelerin protesto eylemine nasıl bakmış diye merak ettiğim Mazlumder eski yöneticilerinden, şimdinin ise HDP milletvekili Faruk Gergerlioğlu, bakın ne paylaşım yapmış:

“HDP il binası onünde bekleyen annelerin ciğeri yanıyor, onları çok iyi anlıyorum, meselenin çözümü evet hem HDP’dedir hem devlette. Aileler çözüm arıyor, gelin ortak bir akılla meseleyi çözelim, fırsatçılık yanlıştır, ülkenin ciğerini yakan bu meseleyi samimice TBMM’de, masada çözelim.”

Samimiyetsizliğe bakar mısınız.

İlkesizliğe bakar mısınız?

Cezaevindeki LGBTİ’lerin bile haklarından bahseden..

Sözümona insan hakları savunucusu olarak kendisini tanıtan adam..

Hiçbir suçu olmayan bir “anne”nin, çocuğunu arama eylemini “Fırsatçılık” olarak nitelendiriyor..

Yuh olsun sana..

Yuh olsun senin gibi insan hakları savunucularına..

30 yıl önce kaybolan çocuğunu, bugün arayan annenin yanına gidip, şartsız destek ver..

Ama..

Bugün kaybolmuş oğlunu arayan “anne”ye, o “anne”ye destek veren insanlara, “Fırsatçılık yapma” de..

Bu nasıl bir ahlaktır?

Nasıl bir seviyesizliktir?

Nasıl bir terör seviciliğidir?

Nasıl bir devlet düşmanlığıdır?

HDP İl Başkanlığı önündeki “anne”lerin eylemi, tüm insan hakları savunuculuğu yaptığını iddia eden riyakarların maskelerini indirmiştir..

Tanal’ınki de inmiştir.

Tanrıkulu’nunki de inmiştir.

Gergerlioğlu’nunki de inmiştir..

Hatta.. 

Tüm HDP’lilerin.. 

Tüm CHP’lilerin maskeleri inmiştir..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp