Hazreti Hüseyin'i anlamak (2)

Hazreti Hüseyin'i anlamak (2)


Hazreti Hüseyin'i anlamak (2)

 

 

Hz. Hüseyin İslam’ın değerlerini para ve mevki karşılığında satılığa çıkaran zorbalara karşı iman ve cesareti ile çıktı ve revan olduğu yoldan asla geri dönmedi. Abdullah bin Abbas kendisini mektupla davet eden Kufelilere güvenmemesi gerektiğini, bu insanların kendisine ihanet edebileceklerini söyleyip  uyarıda bulunsa da o cihadını tamamlamaya kararlıydı. 

Hz. Hüseyin Hicri 60 yılında Zilhicce ayının sekizinci günü ailesi ve kendisine inanan küçük bir azınlıkla yola çıktı. İnanan ve teslimiyet gösteren bu  insanlar gelişmiş silahlara, dünyevi imkanlara, güç ve iktidara sahip değillerdi. Onlar  güçlü bir imana ve samimiyetle tutundukları değerlere sahiptiler. Bu insanların dünyadaki tek sermayeleri buydu o yüzden yola çıkarken kaybetme korkusu yaşamadılar.

Hz. Hüseyin kararlıydı, Allah’ın dinini makam mevki karşılığında satanlarla mücadele edecek ve gerekirse bu yolda şehadete koşacaktı. Bu niyetle ilerlerken Abdullan bin Cafer’den bir mektup aldı. Cafer o mektupta Müslüm ve ona haberci olarak gönderdiği süt kardeşinin şehit edildiğini bu nedenle geri dönmelerinin daha doğru olacağını bildiriyordu. Hz. Hüseyin arkadaşlarına baktı ve geri dönmek isteyenleri kınamayacağını söyledi. Bunun üzerine yanındakilerin bir kısmı ayrıldı geride kalanlar ise ya şahadet ya zafer deyip  yola devam ettiler.

 

Makam mevki hırsı ile körleşen Vali Ubeydullah bin Ziyad askerlerine Hüseyin ve ailesinin  mustahkem yerlere sığınmasına engel olunup açlığa ve susuzluğa maruz bırakılmasını emretti.  Ne acıdır ki, Resulullahın torunu çocukları ve arkadaşları ile birlikte ıssız çöllerde susuzluğa terk edildi.

Kerbela’da konaklamasının dördüncü günü Vali Ubeydullah tarafından Rey valiliği vaadiyle görevlendirilen Ömer b. Sad Ebu Vakkas emrindeki ordu bölgeye ulaştı ve Ömer’in askerleri kendilerine verilen talimatı uygulayarak Resulullahın biricik torunu ve ailesini dört bir yandan kuşatarak en temel ihtiyaçlarından dahi mahrum bıraktılar.

Ömer bin Saad öfke ile baktı ve Hüseyin’e niçin Kufe’ye gelmesi gerektiğini sordu. Hz Hüseyin bütün korkuları öldürmüş ve teslimiyet göstermiş bir dava insanıydı. Hasmına döndü ve kendisini Kufelilerin davet ettiği fakat şartlara bağlı olarak geri dönebileceğini söyledi. Fakat Ömer bin Saad bütün hayallerini Rey valiliği üzerine kurmuştu, Hüseyin’in valiye biat etmesi için ısrarlarını sürdürdü. Ömer bin Sad Hüseyin’i biata zorlayacak kabul etmediği taktirde savaşarak hedefine ulaşacaktı.

Düşmanın gözündeki kin ve nefret hissini  fark eden Hüseyin yanındakilere istedikleri takdirde geri dönebileceklerini söyledi ve fakat buradakilerin tamamı ölünceye kadar direneceklerini söylediler ve kalmaya karar verdiler.

Hz. Hüseyin kendisine mektup gönderenlerin isimlerini sayıp vaadlerini hatırlatsa da onlar bunu inkar ettiler. Kufe yolunda Hüseyin’in dönmesine engel olan ilk Irak birliğinin komutanı Hür b. Yezid’i ise  Ömer bin Sad’ın ordusundan ayrılarak Hüseyin’in safına katıldı. Hür’ün Hüseyin safına geçmesini kabullenemeyen Sad ilk oku attı ve savaş başladı.

Açlığa, susuzluğa ve yalnızlığa maruz bırakılan Hz. Hüseyin, ailesi ve arkadaşları zor şartlarda savaştılar ve birkaçı hariç hepsi şehit edildiler.

Hz. Hüseyin ve dava arkadaşlarının  kesik başları valiye götürüldü. Geride kalan kadınlar ve çocuklar ise Kufe’ye gönderildiler ve burada esarete mahkum edildiler. Ömer bin Sad ise kazandığını ve artık Rey valiliğini hak ettiğini düşündü. Oysa kaybedenler safındaki yerini çoktan almıştı.

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp