Hayvanı bayıltarak kesmek

Hayvanı bayıltarak kesmek


Hayvanı bayıltarak kesmek

 

 

Her zaman büyük ölçüde et tüketiliyor ve bu etler de eti yenen hayvanların helal olabilmesi için şart koşulan öldürme şekilleriyle elde ediliyor, edilmelidir.

Kurban Bayramı yaklaşınca bu konu da daha çok ve canlı bir tonda gündeme geliyor, maalesef her kafadan bir ses geldiği için de Müslüman halkın kafası karışıyor, hocalara başvuruyorlar. Aldıkları cevaplar bazen çelişkili oluyor, bu da onları dara düşürüyor.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Bu yazıda konuyu özetlemeden şunu söylemek isterim:

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu ülkemizin itibarlı ve ehliyetli İslam ilim adamlarından oluşuyor. Bu kurulun verdiği fetvalara ve yaptığı açıklamalara ulaşmak artık problem ve zor değildir. Fetvalar hem kitap olarak basılmıştır, hem de internetten ulaşmak bir dakikalık iştir.

Bu yazıda bilgi ve düşüncemi paylaşmak istediğim konu “hayvan acı çekmesin veya en az acı ile ölsün diye alınacak tedbirler ve bu meyanda kesmeden önce bayıltma işlemidir”.

Dinimiz, idama mahkum edilmiş kimselerin bile en az acı ile öldürülmesi gerektiğini söylüyor. İster etlik ister kurbanlık hayvanları kesim yerine götürürken, kesme durumuna getirirken, kesim usul ve aletlerini seçerken en az acı verecek olanı seçmek dinin emridir. Hayvana, gereksiz eziyet veren insanlardan bunun ve boynuzlu hayvanın boynuzsuz olana verdiği acı ve zararın hesabı sorulacaktır.

Çok çeşitli bayıltma usulleri var; bunlardan biri seçilirken iki hususa dikkat etmek gerekiyor:

1. En az acı vereni

2. Hayvanı kesmeden önce öldürmeyeni seçilecektir.

Bu usullerden biri de, hayvanın başının uygun yerinden özel bir aletle girip çıkması ile saniyeden daha az bir zamanda hayvanın bayılmasını sağlayan mildir.

Bu usulün en az acı veren usul olduğu bilimle ispat edilmiştir, tartışılan tarafı ise “milin girip çıkmasını takiben dört saniye içinde kesim yapılıyor, bu arada -kesimden önce- hayvanın ölme ihtimalidir”.

Bu ihtimal yüzünden kesimin meşru (şeriata uygun) olup olmadığı konusunda şu görüşler ortaya çıkmıştır:

1. Murdar hayvan, harici bir müdahale olmadan kendiliğinden ölen hayvandır; bu usulde hayvan nadiren kesmeden önce ölse bile insanın müdahalesi (millemesi) sonunda ölmektedir, murdar sayılmaz.

2. Yüzde bir oranında kesmeden önce ölme ihtimali bulunsa bile bu ihtimal sebebiyle biz yüzde doksan dokuzunun da kesmeden ölmüş olma ihtimaline göre hüküm veririz ve bu usul ile ölmüş hayvanı murdar sayarız.

3. Fıkıhta hüküm ağleb ve ekser (kuvvetli ihtimale, çok kere olana) göre verilir. Yüzde dosan dokuz ölmediği bilim ve tecrübeye dayalı olduğuna göre (dört dakika sonra ayılıyor ve etrafına zarar verebiliyor), bir hayvanın milleme sonucu öldüğü bilinmedikçe hemen arkasından yapılan kesimin meşru kesim olduğuna hükmetmek gerekir.

Benim vardığım sonuç üçüncü maddeye uygundur.

Haricen müdahale olmadan ölen hayvan murdardır, bu doğru, ama müdahalenin hayvanı helal kılabilmesi için şeriat bir usul koymuş, müdahale (kesim) böyle olmazsa helal olmaz demiştir. Kuyuya veya çukura başı aşağı düşmüş, çıkarılamayan ve ölmekte olan bir hayvanın herhangi bir yerini delip veya kesip kan akıtılınca zaruret sebebiyle helal oluyor. Av hayvanı, avcı yetişmeden aldığı yara ile ölürse helal oluyor. Bunların dışında kesilmesi gereken hayvanın canlı iken ve usulüne göre kesilmesi gerekiyor. Bu sebeple birinci maddeye katılmıyorum.

İkinci madde de nadir ve zayıf ihtimali vaki sayarak yüzde doksan dokuz helali haram saydığı, zoru ve acıyı tercih ettiği için buna da katılmıyorum.

Üçüncü maddeyi uygun buluyorum. Mil ile bayıltılan hayvanın kesimden önce öldüğü -yüzde bir ihtimal ile değil- kesin bilinirse o hayvan murdar olur. “Sağ ve bayılmış olması çok güçlü ihtimal olduğu ve dört saniye içinde kesildiği, kanının fışkırdığı sabit olduğundan bu usul ile kesilen hayvan murdar olmaz” diyorum.

Her şeyin doğrusunu ancak Allah bilir.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp