Hayırlısı olsun!

Hayırlısı olsun!


Hayırlısı olsun!

 

 

Türkiye kırk seneye yakın bir süredir savaşta…

Üstelik bu savaş “ilkeli” bir savaş değil: Kalleş saldırılar altındayız…

Önce başımıza PKK’yı musallat ettiler…

Yetmeyince, PYD/YPG ve DAEŞ’i ortaya çıkardılar…

Ekonomimizi yormak için Suriye’de içsavaş çıkardılar. Dört milyon civarında göçmeni ülkemize dayadılar…

Bu da yetmedi, darbe tezgâhlayıp Meclis’imizi bombaladılar (bombalatanlar), Cumhurbaşkanımızı öldürmeye çalıştılar…

Bütün bunlara “savaş” denmezse, neye denir?

“Fırat Kalkanı”, “Zeytindalı Operasyonu” derken, kuşatmayı kırmaya başladık. Ama onlar da boş durmadılar: Derecelendirme kurumları vasıtasıyla Türkiye’yi “yatırım açısından güvensiz ülke” konumuna çektiler, öte yandan döviz kuruyla filan oynayarak “ekonomik abluka”yı denediler.

Şükür fazla hırpalayamadılar. Yüzde 7.4 büyüdük. Büyük ölçüde plânları suya düştü. Ama Batı’nın hinlikleri-cinlikler bitmek bilmiyor. Sırada muhtemelen başka oyunlar var. “Ayıdan post, gâvurdan dost olmaz” atasözü boşuna söylenmemiş.

Türkiye’nin bunlarla daha dinamik mücadele etmesi gerekiyor. Bunun yolu da erken seçimden geçiyor. Kuvvet tazelemek lâzım. Ayrıca sistem değişikliğinin millet nezdinde tescili de gerekiyor.

Erken, hatta âni seçim” kararının özeti budur.

Tabii başka amaçlar da var: 2015 Haziran’ında yapılan genel seçimler öncesinde medyanın gözbebeği yaptığı Selâhattin Demirtaş’ın (CNN Türk’teki sazlı-sözlü meclisini unutmak ne mümkün) ve partisinin yerine oturtulan Temel Karamollaoğlu, bu seçimle bertaraf edilecek…

Konuşmalarıyla devleti yıpratma noktasına gelen Meral Akşener’in dili bağlanacak…

Terörle arasındaki mesafeyi bir türlü kontrol edemeyen ve hâlâ adayını belirleyemeyen CHP, fenersiz yakalanacak.

Recep Tayyip Erdoğan faktörü ile İttifak’ın rüzgârı, daha sonraki belediye seçimlerinde etkili olacak.

Hesap isabetli görünüyor…

Muhalefet seçime hazır olduğunu söylüyor, ama çok kızgın oldukları da anlaşılıyor. CHP’nin “hazırız” demesinin, “her zamanki gibi yenilmeye hazırız”anlamına geldiğini herkes biliyor.

Çoktan “baskın seçim” filan demeye başladılar bile…

Ne derlerse desinler, “mazeret” siyasette prim yapmaz! Bin mazeret bir başarının yerini tutmaz! Sonuca bakılır.

Gerçek şu ki, CHP 1950’den beri yapılan seçimleri hep kaybediyor. Bunun sebepleri üzerinde duracaklarına, her hezimeti “zafer” gibi göstermenin derdine düşüyorlar.

Normal olarak CHP’nin hayal tacirliği, AK Parti’nin ezici icraatlarının altında kalıyor. Türkiye’nin kalkınmasına ve geleceğine ilişkin projeler üretemeyen bu parti, CHP’nin baskıcı geçmişini bilmeyen genç seçmenleri bile cezbetmiyor. 

HDP bildiğiniz gibi: Hâlâ “eşittir terör” noktasında…

İYİ Parti, “Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu” havasında…

Saadet, rahmetli Erbakan’ın mirasını çoktan tüketti, kala kala malum medyanın estirdiği sahte rüzgâra kaldı…

Bu sahte rüzgârın seçim sonuna kadar devam edip etmeyeceği de belli değil: Malum “Doğan Medya” müştemilâtıyla ve içindekilerle birlikte satıldı.

Anlayacağınız seçimi erkene almak için gereken tüm maddi ve mânevi şartlar hazır… 

Hayırlısı olsun!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp