Haydi gelin de, Sülün Osman demeyin!

Haydi gelin de, Sülün Osman demeyin!


Daha seçilmeden önce, belediyenin yeşil alanını, yaptığı inşaata aitmiş gibi göstererek daire satışı yapması vukuatını öğrenince, “Sülün Osman’ın güncel versiyonu” demiştim..

Sonraki birçok açıklaması ve icraatı ile ilgili olarak da, aynı benzetmeyi kullandım.

Eski yaptıklarını affettirmez ama, birkaç aydır, “Sülün Osman”lıktan vazgeçmiş bir kimlik” sergiliyordu..

Ve dayanamadı.

Dün yeniden aynı kimliği ile karşımıza çıktı..

Galata Kulesi’ni, İstanbul’a yeni gelen bir köylüye satan Sülün Osman örneğinin bir benzerini..

Dolmabahçe’deki saat kulesine bakanlardan “Saat benim, bakma parası vereceksin” diyen Sülün Osman örneğinin benzerini..

Ekrem İmamoğlu dünkü açıklaması ile tekrarlamış oldu.

Diyor ki Ekrem bey, “İBB, 33 yıl aradan sonra, ülkemizde bir belediye tarafından yurt dışına ihraç edilen ilk Eurobond satışını gerçekleştirdi.”

Halka hitap eden bir basın toplantısı değil de..

Ekonomi profesörlerinin karşısına geçip, bir değerlendirme yapıyor olursunuz, anlarım.

Ama vatandaşa hitap ettiğiniz bir açıklamada, “yurtdışına” derseniz.. 

“İhraç edilen” derseniz..  

“Satış” derseniz..

Ne anlaşılır?

Bir şey üretmişsiniz de yurtdışına ihraç ederek, satmışsınız, anlaşılır..

Peki gerçekte, bildiğimiz manada bir ihraçtan, gerçek bir satıştan mı bahsediyor, Ekrem bey?

Yooo.

Ortada üretilen falan bir şey yok..

Tahvil hazırlamışlar..

Onu satıyorlar..

5 yıl sonra ödenmek üzere..

“5 yıl sonra, nasıl olsa ben yokum” diyordur..

O bir yana..

“Ne ürettiniz de, ne ihraç ettiniz de, bu açıklamayı yapıyorsunuz” desek..

Ekrem bey kıs kıs gülerek cevaplayacak: “Amma da cahilmişsiniz. Eurobond diyoruz ya. Eurobond ne demek? Bilmiyor musunuz?”

He he.. İstanbullular da, günün 24 saatini Eurobond tartışarak geçiriyorlardı..

Vatandaş nereden bilsin, “Eurobond”un ne olduğunu?

Vatandaş, “Yurtdışı”nı bilir.

“İhraç” kelimesinin anlamını bilir.

“Satış”ı bilir..

Ama bu üç kelimeyi de ters köşe yapan, bir ihracat varmış gibi algı oluşturup, aslında ortada ihracat falan olmadığını, üretim falan olmadığını, bir tahvil çıkartıldığını, daha doğrusu borçlanma yapıldığını “Eurobond” ifadesinin kullanılması ile anlıyoruz..

Hani meşhur fıkradır..

İki arkadaş, yıllar sonra biraraya gelir. Hal hatır sorduktan sonra, “senin çocuk ne yapıyor, benim çocuk ne yapıyor” muhabbetine geçerler.. Biri, “Benim kız öyle güzel hayatı var ki..” diye başlar anlatmaya.. Gayrıahlaki hayatı, güzelleştirerek lüks ve şaşaa içinde hayat olarak özetler.. Sonrasında da arkadaşına sorar, “Senin kız ne yapıyor?” Arkadaşı cevaplar “Benim kız pavyonda çalışıyor ama, ben senin kadar süsleyerek anlatmayı beceremiyorum.” 

Ekrem İmamoğlu da.. Dolar bazında garantili borçlanma yapıyor..

Olabilir, öncesinde de yapılmıştır..

Şimdi de yapılıyordur..

Ama öyle güzel kelimelerle anlatıyor ki, “Her gün böyle ihracat yapalım, satış yapalım, yurtdışına yollayalım” diyesiniz geliyor.

İyi de, bu bir borçlanma..

Bunu bir ihracat gibi göstermenin alemi ne? 

Bir mal satışı gibi takdim etmenin anlamı ne?

Olayın bu yanını geçelim, alınan borç ile ne yapılacağına bakalım..

Ekrem bey açıklıyor onu da:

“İhraç etiğimiz bu tahvil sonucu; İstanbul’a kazandırdığımız 580 milyon dolarlık finansman sayesinde, 4 metro hattında daha inşaatlara hızla başlayacağız.”

Ne imiş?

“4 metro hattında daha inşaatlara hızla başlayacak”mış.

“İnşaatlar hızla başlayacak” ifadesini not edip, unutmayalım..

Ve devam edelim..

Hangi hatlar onlar?

Onu da şu cümlesi ile, ilk ifadesini biraz değiştirerek açıklıyor, Ekrem bey:

“Bu kapsamda inşaatları tümden durmuş olan; Kaynarca-Pendik-Tuzla, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli, Kirazlı-Halkalı ve Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt metro hatlarının finansmanı için bankalardan borç almak yerine, bu kez yeni bir finansman aracı olarak, Eurobond ihracı yapmak üzere arkadaşlarımızla çalışmalara başladık.”

“İnşaata hızla başlayacaklar”dı.

Şimdi ne oldu?

“İnşaatları duran” oldu..

Affedersiniz, Kadir Topbaş döneminde başlayıp, kısa bir süreliğine, bazı hatlara öncelik verilip, sonrasında tekrar calışmalarına devam edilen hatlarla ilgili olarak, sanki o çalışmalar tümü ile durdurulmuş gibi algı oluşturursanız, adama sorarlar: 

“Koltuğa oturalı 1,5 yıl olduğu halde, daha yeni mi başlayacaksınız?”

Aslında gerçek, bu da değil.

Ekrem burda da algı yapıyor, yalan söylüyor..

Peki gerçek ne?

İnşaatı tümden durdu, şimdi yeni başlayacak denilen mesela “Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt” hattı ile ilgili, bize belki inanmazlar, Sözcü gazetesinden 2018 tarihli bir haberi alıntılayalım:

“Esenyurt metro hattı uzatıldı.

‘Metroda önceliğimiz en çok oy aldığımız yerler olacak’ açıklaması ile tepki çeken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, inşaatı süren Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt hattını uzatma kararı aldı. Esenkent’ten Esenyurt Meydan’a kadar 2.7 km daha uzayacak olan hattın maliyeti 750 milyon lira olarak açıklandı.”

Kirazlı-Halkalı için de şu an bitmek üzere olduğu bilgileri var ama.

Ayrıntı ile yazıyı boğmayalım..

Adam borçlanma yapıyor.

Yurtdışına ihracat gibi takdim ediyor..

İnternet siteleri manşet üstüne manşet atıyor: 

“İBB 580 milyon dolarlık Eurobond satışı yaptı”

“Satış yaptı” ha.. Vay canına..

Bir başkası: “İBB’den 580 milyon dolarlık Eurobond ihracatı”

İhracat ha.. Vay vay vay..

Bir başkası, “İstanbul’da 4 yeni metro hayata geçirilecek”

“Yeni metro hatları ha?”

Bir diğeri: “580 milyon dolarlık sürpriz”

“Sürpriiiz.” Vay canına.. Daha ne sürprizler gelecek.. 

Sülün Osman bu!

Her şey der, her şey yazdırır..

Elinizdeki kalemi alır, size satar..

Ayağınızdaki ayakkabıyı çıkarttırır, size satar..

Mahmutbey-Mecidiyeköy metro hattı 2019 yılının Mart ayında test sürüşüne başlar, o, “Ben açtım” der..

 

Yıllar önce planlanan, ikisi zaten % 60’dan fazlası ile bitirilen metroları “Yeni metro” diye satar..

“Borçlanma”yı, saf vatandaşa “İhracat” diye satmaya kalkar..

Neyse ki..

Halk bunların numaralarını öğrendi artık..

Bu ucuz numaralara, “karnımız tok” diyor.. 

Google+ WhatsApp