Hayatı Sıfıra İndirgemek Ya da Varlık İçinde Yokluk Yaşamak

Hayatı Sıfıra İndirgemek Ya da Varlık İçinde Yokluk Yaşamak

Belki de insanlık tarihi boyunca en garip toplumsal yapıya şahitlik ediyoruz.

Artı ve eksinin, iyi ve kötünün birbirine bu kadar yaklaştığı başka bir dönem olduğunu bilmiyorum.

Bilgi ile bilgisizliğin, güç ile zayıflığın, dişilik ile erilliğin, varlık ile yokluğun, insan ile hayvanın, toplum olmayla birey kalmanın, erdem ile bencilliğin birbirine bu kadar yakınlaştığı hatta iç içe geçtiği başka bir zaman dilimini hatırlayan/bilen var mı?

Eskiden bilgili insan ile cahil insanı ayırmak kolaydı. Cahiller bir şey bilmediklerini biliyorlardı.

Bugün medya ve internet üzerinden oluşan bilgi kirliliği; doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü iç içe geçirdi. Cahiller, cahil olduklarının farkında/bilincinde değil.

Bilginin manipülasyonu, toplum mühendisliği/insan psikolojisinin yönetimi sonucu kendini bilinçli sanan milyonlarca cahil ve bilinçsiz insan var.

Algı ve bilgi kirliliği üzerinde inşa edilmiş yalancı rehberler peşinde koşan milyonlar var.

Varlık içinde yokluk yaşıyoruz:

Tarih boyunca kişi başına düşen en yüksek varlık dönemini yaşıyoruz ama insanlar eskiye göre daha mutsuz ve daha fakir hissediyor kendini.

Oturduğumuz yerde dünyanın en ücra köşesiyle iletişim kurabiliyoruz ama akrabalarımızla, eş dost ve ahbaplarımızla ilişkilerimiz eskiye kıyaslanmayacak oranda kopuk. Üst komşumuzun kim olduğundan haberimiz yok.

Teknolojiden, akıllı cihazlardan, yapay zekâlardan bahsediyoruz ama ustalık ve beceri noktasında en kısır dönemi yaşıyoruz.

Arabasız kimse kalmadı gibi; uçak, tren, gemi ve otobüslerle tüm dünyaya bir seyahat ağı kurduk ama bir bayramda bile aile büyüklerimizi ziyaret etmez olduk.

Eskilere kıyasla saray gibi evlerde oturuyoruz ama kocaman evlerimiz bize dar geliyor…

Din, erdem, ahlak, aile, gelenek ve görenek gibi değerlerden uzaklaşan bireylerin hayvani güdüleri ön plana çıkıyor.

Hayatı mutfak, yatak ve tuvalet üçgeninde geçen bir nesil var.

Yeni nesil, dünyaya geliş gayesini haz, hız ve konfor olduğunu sanıyor.

Küresel güçler daha fazla kazanmak, insanları daha kolay gütmek için toplumu ayrıştırıp bireye indirgemeye çalışıyor.

Aile, din, gelenek, cinsiyet gibi bireyi topluma bağlayan tüm değerler saldırı altında.

Saldırılar kadın üstünden yürütülüyor. Feminizm adı altında erkek (baba/eş/kardeş), aile, nikâh düşmanlığı yapılıyor.

İnançsız, değersiz, cinsiyetsiz; hayvani güdüleri artırılmış, kolay güdülebilir bireyler hedefleniyor.

Bir süre sonra topluma baktığımızda kişilerin; insan mı yoksa hayvan mı, kadın mı yoksa erkek mi, âlim mi yoksa cahil mi olduğunu anlayamaz olacağız.

 

 

Veysel Tepeli/Düşünce mektebi

Google+ WhatsApp