Harekât şartları Türkiye’nin istediği köşeye sürükleniyor...

Harekât şartları Türkiye’nin istediği köşeye sürükleniyor...

Amerika’nın sıkışmışlığı ise sadece Kandil’i ikna edememesinde değil Ankara’nın da kendisine ‘güvenli’ mesafede durmasından kaynaklanıyor. Washington bölgenin tamamında, şimdilik rötuş gibi gözüken gelişmelerle de yüzleşecek...

Harekât şartları Türkiye’nin istediği köşeye sürükleniyor...

 

Türkiye belli ki, askeri olduğu kadar seferle birleştireceği diplomatik bir gündem de kurmuş...

Üçlü zirve-İran, Türkiye, Rusya-ki zımnen altılı da diyebiliriz-artı,

Almanya, Fransa, Irak-bakalım harekatın hangi ‘evresine’ denk gelecek?

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

 

Amerika’nın sıkışmışlığı ise sadece Kandil’i ikna edememesinde değil Ankara’nın da kendisine ‘güvenli’ mesafede durmasından kaynaklanıyor.

Washington bölgenin tamamında, şimdilik rötuş gibi gözüken gelişmelerle de yüzleşecek...

***

Araplar, S. Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran-ABD gerilimini kışkırttılar ama bu kadar güçlü oyuncuların yüklendiği muharebe meydanında, hele “ön saflarda” başlarına gelebilecekleri tahmin edemediler...

ABD ve İran sadece bu iki ülke mi?

Türkiye, İsrail, Rusya, Pakistan, Afganistan, vb. değil mi?

Bu kadar hacimli oyuncuların ağırlığını, örneğin BAE gibi “tek füze”lik bir “kabile-otel” kaldırabilir mi?

Şimdi üzerine bir “farkındalık” hali gelmiş görünüyor...

***

En ilginç bilgi, BAE’ni oluşturan emirliklerin gizli bir toplantı yaptıkları ve Başbakan El Maktum’un, Veliaht Prens Zayed’i yerden yere vurarak, ülkenin bölge politikalarında hemen değişikliğe gidilmesini istemesi.

Toplantıda söylenmiş iki cümle ayrıca ilgi hak ediyor; ilki, BAE’nin her gün harcadığı milyonlarca doların ne işe yaradığı. Örneğin Sudan veya Libya’da rejimler değişse de yararı ne? (Bu tahlil aslında ABD/İsrail çıkarlarına yöneliktir!)

İkincisi ise, “bir roket bile düşse tüm yabancı yatırımcılar ülkeden kaçar”. BAE iktidarını tutan sütunlar bunlar zaten.

Nitekim, o roketin öncülü fırlatıldı. Yemen’de Husiler, balistik füze ve silahlı İHA’larla BAE destekli askeri güçleri bir geçit töreninde vurdu, komutanlar dahil 49 kişi öldü.

***

Peki, toplantının gerçek hayatta karşılığı ne? Gerçekten BAE ve S. Arabistan başta İran, bölge politikalarını ters-yüz edebilir mi?

Emirler zirvesinin içeriğinin nasıl/neden sızdığı/sızdırıldığını aklımızda tutarak, açık ipuçları yakalayabilir miyiz?

İlk somut gelişme, Tahran ve Dubai arasında 6 yıl aradan sonra ortak sahil güvenlik toplantısı yapılması ve burada bir mutabakat zaptı imzalanması. Bu herkesin dikkatini çekmiş bulunuyor.

Keza, ‘jest diplomasisi’nin parçası olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan kralını ağabeyinin vefatı nedeniyle/taziye için araması da listenin maddelerindendir.

Rota düzeltmesi yönünde bir diğer iz, Körfez’de petrol tankerlerine yönelik-dört ayrı gemiye-saldırılar gerçekleştiğinde, ABD eylemlerin sorumlusu olarak İran’ı gösterirken BAE’nin, “ikna edici kanıtlar sunulması gerekiyor” demesi, İran’ı, ABD/İsrail/İngiltere kadar karşısına almamasıdır.

***

Bunların üstüne çıkan ama unutulmuş gelişmeler de mevcut; Haziran sonunda Moskova’da gerçekleşen BAE Dışişleri Bakanı Al Nahyan-Lavrov görüşmesi!

İran-ABD krizine açık bir Rusya müdahalesidir bu ve Körfez Ülke-leri’ni Tahran’la sağlıklı ilişkilere ‘teşvik’ etmektir! Lavrov’un, “bölgede güç kullanılırsa bu Ortadoğu ve Kuzey Afrika için felaket olacaktır” sözünü Riyad ve Abu Dabi duymamış olamaz.

Kaldı ki, BAE’nin, “tanker saldırılarıyla ilgili hiçbir ülkeyi suçlaya-mayız” ifadesi de bu buluşmada söylenmiştir.

Rusya-S. Arabistan ilişkisinde “petrol” ve fiyatları başlıklarındaki ortaklık başka türlü yaklaşıma da müsaade etmez zaten.

***

Çin de buradadır! Çin’in körfez bölgesi, enerji yolları ve Af-Pak hattından Akdeniz’e giden güzergâhtaki beklentileri bellidir. Bunların Ortadoğu’daki Amerikan çıkarları ile örtüştüğü söylenemez. İpek Yolu ve 5G dosyaları BAE ve Riyad için de kritiktir!

***

Oldukça ilginç bir başka haberi de paylaşmalıyım.. İran ajansı İRNA’nın küresel medya ağına servis ettiği bu haber, petrol piyasası fiyat kontrolleri üzerinde yeni ve etkili bir ittifakın ortaya çıktığını, Rusya-Çin-Türkiye-Hindistan-İran ve kimi doğalgaz üreticisi ülkelerden oluştuğunu yazdı. Doğru veya yanlış ayrı konu ama.. Ne demektir?.. (‘Une nouvelle alliance pour controler le marche petrolier’, 29/07.)

***

Kriz bitmiş değil. İsrail-Yüzyılın Planı sırada bekliyor ve bölge bir başka sınava girecek. Kushner bölgede. Arap ülkeleriyle görüşüyor ve kimi spekülasyonlara göre Amerika-Camp David’de-doğrulanmamış-bir zirveye onları davet ediyor...

***

Yerli ve yabancı muhalefetin Türk dış politikasını tarif ederken ağızlarının suyu akarak kurdukları, Yunanistan-Rum Kesimi-Mısır-İsrail veya İsrail-BAE-S. Arabistan ittifaklarının bileşenleri aslında hep yarım ülkeler. ABD’nin kırp-yapıştırıyla bir ülke ederler mi, bilinmez.

Ama karşıda “devletler” var. Türkiye, İran, Rusya, Çin hatta bazen Hindistan. Küçümsedikleri Afganistan’la bile baş edemiyorlar. Pakistan’la uzlaşma yolu arıyorlar.

***

S. Arabistan ve BAE’nin hayatın gerçekleriyle yüzleşme zamanı geldi. Batı için sadece “benzin istasyonu” olduklarını artık anlamalılar.

Bağımsız politika üretebilirler mi? Zor. Yeterince korkmaları lazım. Şu an korkuyorlar. Çıkış arıyorlar.

Ya “küre ovuşturmaya” devam edecekler. Ya da yerküre onları baştan oluşturacak...

 

nedret ersanel

yeni şafak

Google+ WhatsApp