Hani o atıp tutanlar var ya.. İnanın hepsi yalan söylüyor..

Hani o atıp tutanlar var ya.. İnanın hepsi yalan söylüyor..

Hani; “dış güçler” alaycılığı ile konuyu sulandıranlar var ya, hani “korku siyaseti” diye konuşup duranlar var ya, hani “adalet hakkaniyet” diye atıp tutanlar var ya, hepsi yalan söylüyor. Hepsi, Türkiye’yi

 

2008 ekonomik krizi aslında jeopolitik krizdi. Yerel çatışmaları tetikledi. * Bugünün ticaret savaşları, daha büyük jeopolitik krize dönebilir. * Dünya haritası tekrar çiziliyor. Çatışmalar da küreselleşebilir. * Hani o atıp tutanlar var ya.. İnanın hepsi yalan söylüyor..

 

2008 küresel ekonomik krizi gelişmekte olan ülkelerin değil, “merkez ekonomiler”in kriziydi ve işaretlerini daha 2006’da vermişti.

Ama bu, sadece ekonomik kriz değildi, aynı zamanda bir jeopolitik krizdi. Dünya değişiyor, sarsılıyor, şiddetli depremler ve güç kaymaları yaşanıyor, güç Batı’dan Doğu’ya kayıyor, yeni bloklar ve merkezler oluşuyordu.

Bu değişime eksen kaymasıyla bağlantılı olarak da yeryüzünün birçok bölgesinde çatışmalar, iç savaşlar, işgaller izliyorduk.

YÜZYILLARDIR DEVAM EDEN “BATI” HÂKİMİYETİNİN SONU

Küresel ticaret savaşı, kaynaklar ve pazarlar üzerindeki denetim kavgası, ekonomik iktidarın paylaşılamamasından kaynaklanan ayrışmalar, yer yer küçük ve orta ölçekli savaşlara neden oluyordu.

Batı, söylem üstünlüğü ve zihinlerdeki etkinliği ile bunu uzun süre gizledi. Ama küresel ekonomik krizde çözüme de yanaşmadı. Sadece “yama” yaparak var olan sistemin ömrünü uzatmaya çalıştı.

Çünkü çözüm; ekonomik iktidar alanının paylaşımını gerektiriyordu. Bunu paylaşması ise küresel hâkimiyetini paylaşması anlamına gelecekti. Bu da, yüzyıllardır devam eden “batı” hâkimiyetinin sonu demekti.

TİCARET SAVAŞLARI BÜYÜK JEOPOLİTİK ÇATIŞMALARA DÖNER

Çünkü onlar da bunun aslında sadece bir ekonomik mesele olmadığını biliyor, güç kaymalarını ölçüyor, jeopolitik sonuçlarını hesaplıyordu. Bu yüzden de alabildiğine savunma, güvenlik, çatışma alanına yoğunlaştılar.

Kaynaklar, pazarlar, sermaye, teknoloji rekabeti çatışma olarak kendini hissettirir oldu. Bu çatışma her ne kadar “ticaret savaşları”nı gündemimize soksa da, hâlâ büyük oranda yerel çatışmalar, işgaller şeklinde devam ediyor.

Ama beklenen oluyor. Ticaret savaşları, ekonomi savaşları artık yerel değil, bölgesel ve küresel ölçekte çatışma risklerini besliyor. Çünkü jeopolitik sarsıntıların şiddeti çok arttı. Bu, sadece yeni bir ekonomik kriz habercisi değil, çatışma habercisidir.

O ATIP TUTANLAR VAR YA.. HEPSİ BİZE YALAN SÖYLÜYOR

Irak, Afganistan örneklerinden sonra, Suriye ve Libya çatışmaları, belki bu jeopolitik hesaplaşmanın son “yerel örnekleri” olacak. Bundan sonrası kesinlikle bölgesel ve küresel ölçekte hesaplaşmalar olarak kendini gösterecek.

Hani; “dış güçler” alaycılığı ile konuyu sulandıranlar var ya, hani “korku siyaseti” diye konuşup duranlar var ya, hani “adalet hakkaniyet” diye atıp tutanlar var ya, hepsi yalan söylüyor.

Hepsi, Türkiye’yi dünyadan koparıp, sanki bütün sorunlar Türkiye kaynaklıymış gibi bir senaryo pazarlıyor. Hepsi, aslında küresel ölçekte bu güç çatışmasının oluşturduğu dalgalara göre pozisyon alıyor, örtülü bir proje takip ediyor.

EN BÜYÜK AYRIŞMA VE ÇATIŞMA BATI’NIN KENDİ İÇİNDE YAŞANIR.

2008 ekonomik krizinin yol açtığı jeopolitik krizden, daha büyük ölçekli bir dalganın işaretlerini görüyorum. Bu sefer yerel değil bölgesel hatta küresel güç hareketlilikleri. Buna bağlı çatışma alanları oluşacak.

Trump’ın ABD Başkanı olmasından sonra açık hale gelen ticaret savaşları Afrika’da, Pasifik’te, Avrupa içinde, güç ayrışmasının olduğu her yerde çok ciddi bölünmelere, ayrışmalara yol açacak. Tabi bizim coğrafyada da. Ama beklenti hep ABD-Çin, ABD-Rusya, Avrupa-Rusya ya da Doğu-Batı ile sınırlı olmasın… En büyük bölünme ve ayrışma, Batı’nın kendi içinde olabilir.

“TÜRKİYE’DE EKONOMİ KÖTÜ” DİYENLER KÖR OLMAMIZI İSTİYOR

“Türkiye’de ekonomi kötü” diyenler, dünyada bu olup bitenleri bizden saklıyor. Türkiye’de yaşananların dünyada olup bitenlerin bir yansıması olduğu gerçeğini gizliyor. Böyle yaparak milletimizin, ülkemizin daha büyük fırtınalara hazırlanmasını engellemeye çalışıyor.

Der Spiegel adlı Alman yayın organı, Dünya Ticaret Örgütü’nün birkaç gün sonra “işlevsiz” hale geleceğini, çünkü ABD’nin örgütün yönetim kadrosunun atamalarını engellediğini, gelecek haftaya kadar atanamazsa örgütün boşa çıkacağını yazdı.

BÜTÜN ULUS ÜSTÜ YAPILAR ÇÖKTÜ. DÜNYA HARİTASI YENİDEN ÇİZİLİYOR.

Dünya Ticaret Örgütü yönetiminin atamasında bile karar alınamıyor. Hem de ABD ve Avrupa arasında bu tartışma çıkabiliyor. Geçtiğimiz hafta NATO’nun ne olacağını, “beyin ölümü”nün gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışıyorduk. Bütün ulus-üstü kurumlar bu durumda. Bütün uluslararası sözleşmeler bu durumda. Bütün etik değerler, teamüller bu durumda.

Eskinin dünya haritasını çöpe atın. Yeni bir dünya haritası çiziliyor. Türkiye işte bu yeni harita mücadelesini bütün alanlarda yürütüyor. Kendi içinde, coğrafyasında ve küresel ölçekte. Yaklaşan büyük fırtınaya hazırlanıyor ve bunu birçok ülkeden daha iyi yapıyor. Evet, yeni dünya eski cümlelerle konuşulamaz.

Ama gel de bunu içeridekilere anlat!Onlar gözlerimizi kör etmekle, zihinlerimizi felç etmekle, kale kapısını içeriden açmakla meşgul.

 

ibrahim karagül

yeni şafak

Google+ WhatsApp