Hangi seçmen, “Oyum hırsıza, çünkü mağdur edildi” diyebilir?

Hangi seçmen, “Oyum hırsıza, çünkü mağdur edildi” diyebilir?


Hangi seçmen, “Oyum hırsıza, çünkü mağdur edildi” diyebilir?

 

 

Bir propagandadır gidiyor..

“Cumhur ittifakı fazla bastırdığı için, halkta tepki var” diyorlar..

Yetinmiyorlar..

“Millet İttifakı adayı için çok suçlama yapıldı.. Bu ters teper..” diyorlar..

Bununla da yetinmiyorlar..

“Yok yok Millet İttifakı adayının aslında kazanacağı yoktu ama, seçime kısa süre kala bu kadar üzerlerine gelindiği için, halkta mağdur edildiği kanaati oluştu. Halkımız mağdurlara sahip çıkar.. Dolayısı ile, mağdur edilen adaya oy yağar” diyorlar..

Benim kanaatim ise şu..

“Biz ölümüne millet ittifakı adaylarını destekliyoruz..  Ama karşımızda bizi ikiye, üçe katlayan dev gibi bir rakibimiz var.. Onunla mücadele etmemiz mümkün değil.. Bir de fazladan, şimdi açığımızı yakaladılar.. Yarıştan nakavt ile çekileceğimiz kesin. Maçı bari nakavtsız, süresinde bitirelim de.. ‘Trafolara kedi girdi’ senaryoları ile ayak oyunlarımızı devreye sokar, seçimi hile ile kazanmanın yolunu ararız” diye düşünüyor olmalılar ki..

“Adayımız hakketmiyor ama.. Mağdur olduğu için kazanacak” edebiyatı ile, doğruların söylenmesini engellemeye çalışıyorlar..

Bu mantık, yanlış mantık..

Kişilere iftira edilmedikçe.. 

Doğru söylendiği müddetçe..

Yapılan eleştiriler, kimseyi mağdur etmez.. Kimseye mağduriyet üzerinden kazanç getirmez..

Belki biraz uç örnek olacak ama..

“Doğruları da söyleseniz, mağduriyet olur. Mağduriyet de, eleştirilen kişiye yarar” söylemini geliştirenlerin nasıl bir yanlışta olduğunu göstermek için, bir senaryo yazalım..

Seçimde aday olmayan isimler üzerinden örnekleme yapalım..

Sokakta dolaşırken..

Bar-pavyonların bol olduğu bir semte doğru yaklaşıp.

Karşılaştığım kişiye sorsam..

“Oyunuz kime, beyefendi?” diye.

O da cevap verse..

“Oyum, adı homoseksüele çıkartılan Barbaros Şansal’a” dese..

“Niye” diye sorsam..

“Çünkü seçim tarihi yaklaştıkça, adamın adını i.. diye çıkardılar.. Oysa adam yıllardır öyle idi.. Mağdur ediyorlar adamı.. Ben de mağdura oyumu vereceğim” cevabını alsam..

Bu cevabı kaçımız haklı bulur?

Mantıklı bulur?

Bar-pavyon semtinden uzaklaşalım..

Hap vesair satışı olan bir mahalle girişinde karşılaştığımız kişiye sorsak..

“Seçimde oyun kime?” desek.

Cevap verilse: 

“Oyum 30 bin kişinin katili olmakla suçlanan teröristbaşı Apo’ya!” 

Niye diye sorsak..

“Adam 20 yıldır İmralı’da dört duvar arasında yaşıyor.. Hâlâ adamın aleyhine laflar ediliyor. Adam mağdur. Ben mağdurdan yanayım” cevabı verilse..

Hangimiz bu cevaba hak veririz?

Veya..

Suç ortalamasının yüksek olduğu bir mahalleye doğru yönelip, yoldan geçeni çevirip sorsak: 

“Oyun kime?”

Cevap şu olsa: “Benim oyum Necmettin Altındöken’e!”

“O da kim” diye sorsak..

O da anlatsa:

“Abi bunun oğlu, Tarsus’ta Özgecan isimli masum bir kıza silah zoru ile tecavüz edip, öldürmüştü.. Ama bu ırz düşmanını cezaevinde öldürdüler.. Babası da, suçun delillerini gizlemekle suçlanıyordu.. O da cezaevinde idi. Yaralı kurtuldu. Adam zaten cezaevinde.. Adam cezasını zaten çekiyor.. Bir de oğlunu öldürünce, adam mağdur oldu.. Biz mağdurları severiz. Oyum onun için, tecavüz ve cinayetten mahkum olan adamın babasına..”

Bu izahata hangi akıl sahibi destek verebilir? Hangi vicdanlı insan, böyle bir olayın, mağduriyet olduğunu düşünebilir?

Veya..

Entel dantel tiplerin bol olduğu bir semte yaklaşıp, birisine yönelip; sorsak..

“Seçimde kime oy vereceksiniz?”

Cevap, “Engin Civan’a” olsa..

“Niçin Engin Civan’a oy vereceksiniz ki? O kişi değil mi, Emlakbank’ı soyan, bunun için rüşvet alan bürokrat” diye sorsam..

Cevap şu olsa..

“Emlakbank’ın başında iken, rüşvet almıştı. Ama hangimiz hatasızız ki abi.. Adamı çok mağdur ettiler. Adamcağız yıllardır ABD’de yaşamaya mahkum edildi..  Mağdur oldu.. Mağdur olduğu için de, benim oyum yolsuzluk yapan Engin’e.”

Hangi dürüst insan, hangi yolsuzluk karşıtı seçmen, böyle bir cevaba haklılık payı verebilir ki?

Engin Civan’a, kim mağdur diyebilir ki?

Örnekleri çoğaltmak mümkün..

Maalesef..

Bugün bazı başkan adayları için yapılan eleştirilere cevap verilemeyince.. 

Suçlar ayan beyan ortaya dökülünce..

Cevap veremeyenlerin..

Yaptıkları da işte yukarıdaki cevaplara benziyor..

Şunu kabul ediyorum.

Toplumumuzun haksız yere suçlamalara muhatap olanlara sahip çıktığı doğrudur..

İftiraya uğrayanların, toplumun desteği ile ayakta kaldıklarının birçok örneğini verebiliriz..

Ama..

Zaten suç işlemiş olanların..

Zaten yolsuzluk yapanların..

Haksız kazanç sağlayanların..

Yargılandıkları için..

Veya soruşturuldukları için..

Velev ki, zamanlamasında küçük küçük sorunlar da olsa..

Halk tarafından sahip çıkıldığının bir tek örneği yoktur..

Bunun en güzel örneği..

Cem Uzan’dır..

İmar Bankası’nda çifte hesap kaydı sahtekârlığından tutun..

Cep telefonu kartlarındaki yolsuzluklara kadar.

Bürokratlara şantaj kayıtlarına kadar..

Onlarca suçlamaya muhatap oldular..

Hepsi, doğru suçlamalardı..

Sıfırdan kurduğu siyasi parti ile..

Hiçbir siyasi tecrübesi olmadığı halde..

2002 seçimlerinde % 7 oy aldığı halde..

Uzan grubu hakkında yapılan soruşturmalar sonucunda..

Şirketlerine el konulduktan sonra..

Girdiği 2007 seçimlerinde, Cem Uzan ne oy aldı?

% 3..

Oyları yarı yarıya azaldı..

Demek ki ne imiş?

Halk, yolsuzluk yapana, suç işleyene, haksızlık yapanlara sahip çıkmazmış.

Onları mağdur muamelesine tabi tutmazmış..

Yeter ki..

İftira edilmemiş olsun..

Haksız suçlamalarla, yalan isnatlarla; hakkı elinden alınmak istenmesin..

Bu milletin içinde..

“Benim oyum yolsuzluk yapana.. Çünkü yolsuzluk da yapmış olsa.. Bu yolsuzluk yapan kişi mağdur edildi” diyecek kimse çıkmaz..

Nokta..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp