‘Hangi Dağda Kalacağımı Bende Bilmiyorum’

‘Hangi Dağda Kalacağımı Bende Bilmiyorum’

Afganistan’da 10 yıl önce şehid olan Bahattin Yıldız’ı, “Türkiye’nin sessiz öncülerinden biriydi. Biz bunu sonradan fark ettik. Özellikle vefatından sonra.” sözleriyle dile getiren yakın arkadaşlarından Cemal Balıbey anlattı.

“Türkiye’nin Sessiz Öncülerinden Biriydi”

Bahattin Yıldız’ı tanımayan birisi için onu özetleyebilir misiniz?

O Türkiye’nin sessiz öncülerindendir. Bir sürü öncü vardı ancak o sessizlerindendir. Biz bunu sonradan fark ettik. Özellikle vefatından sonra fark ettik. Bahattin Yıldız 4 Eylül 1981 yılında Afgan cihadına katıldığı sırada omzundan yaralanıyor. Orada Cahit Zarifoğlu ile yazışmalar yapıyor. “Cihat Günlüğü” isimli kitap o yazışmaların sonucudur. Cahit Zarifoğlu ona şiir yazıyor. Kendi şiir kitabında da var. Ayrıca Ümmetin Yüreği kitabına da koydum o şiiri. Diyorsunuz ki bunlarda mı Bahattin abiyi tanıyor? Evet, her yerde tanıdığı var onun. Herkesle teması olmuş. Dedik ya Türkiye’nin sessiz öncülerinden biri. Ümmetin bütün coğrafyasını gezen bir adam. Bir gün Keşmir’de, bir gün Balkanlar’da, başka bir gün Afrika’da. Afganistan ve Pakistan ayrıca bulunduğu yerler. Zaten Türkiye’de öğrenci evlerinde kalan bir insandı. Bir yere gittiğinde otelde değil, öğrenci evlerinde kalırdı. Gençliğe çok önem verirdi. Hep onlar ile beraberdi. Fazla yürürdü ama ayak izini hiç belli etmezdi. Bu söz Bahattin abi için söylenmiştir resmen.

Güllerin Vedası kitabını yazarken Topkapı’da izolasyon işini yapıyordu. Kitap çıkınca alıp oraya gitmişti. Tabi izolasyon işi öyle kolay iş değil. Yaz. Hava sıcak. Güneşin altında çalışıyorsunuz. Yıllardır beraber çalıştığı insanlar ‘sen kitap mı yazıyorsun’ diye soruyorlar ona. Hem yazan bir adam. Hem zift yapan bir adam. Mütevazı ve entelektüel yönü çok yüksek bir adamdı. Elinden kitap, dergi ve gazete hiç düşmezdi. Bir “Kelebek” filmini düşünün mesela. Onun yorumunu ondan dinleyebilirdiniz. Bir İran-Irak savaşının yorumunu ondan duyardınız ve her yorumu isabet ederdi. Çünkü coğrafyamızı çok iyi bilen bir adamdı. Bir yere giderse haritalar ile giderdi. Mısır’a gittiği zaman fuarlara gider oradan kitaplar getirirdi. Kitaplara ilgisi çocukluğundan beri fazlaymış Bahattin abinin. İmam hatip öğrencisiyken İlahiyat Fakülteli öğrenciler, “Seyyid Kutub’un Peygamber Hikayelerini” vermişler okuması için. O da her gün bir tanesini okuyup sınıf arkadaşlarına anlatırmış. Çok yönlü bir insandı.

Bahattin Yıldız ile tanışma hikayeniz nasıl oldu?

12 Eylül öncesi 1979 yılında tanıştık kendisiyle. İzmir’de kaldığım sırada, Çamlık’ta bir kamp organizasyonunda karşılaşmak nasip oldu. Bahattin abi İmam Hatip öğrencilerini kampa getirmişti. O vesile ile bizde orada tanışmış olduk. Ancak tanıştığımızın farkında değildim. Yıllar sonra İstanbul’da Siyasal Bilgiler evini ziyarete gittik. Çamlık’ta tanıştığımızı orada fark etmiştim. Çok şaşırmıştım.

“Bu Topraklarda Kalınır ve Şehit Olunur Diye Düşündüm.”

Bahattin Yıldız bir gününü nasıl geçiriyordu?

Bir gün yayınevine geldi. Paketi hazırladık. İzmir’e gidecekti. Oraya kitap götürecekti. Sonra İHH’ya geçti. 2-3 dakika geçmeden geri geldi. “Ben Keşmir’e gidiyorum” dedi. Keşmir depremi olmuştu. Anında karar verdi. “Hemen bir poşet hazırlayalım” dedi. Poşet bulamadık. Eski bir çanta bulduk. Fermuarı yoktu. İple bağladık çantayı. O böyle şeyleri kafaya takmazdı. Nitekim anında karar alıp o çantayla yola koyuldu. 2006 yılında Bosna’da Srebrenitsa yürüyüşüne katıldı. Orada yazmış olduğu bir cümle var. “Bu topraklarda kalınır ve şehit olunur diye düşündüm.” Her yerde şehadeti düşünüyordu. İşte 80’li yıllarda gitmiş olduğu Afganistan’da ki Hindukuş dağları onun nasibiydi. Allah ona şehadeti orada nasip etti. Onun her gün yaptığı iş bir fazla koşmaktı…

Bahattin Yıldız’ın en büyük derdi neydi?

Onun en büyük derdi ümmetti. Ümmet ile dertlenmişti. Ayrıca gençliğe çok önem veriyordu. Davası her daim İslam’dı. Ancak çok önemli bir sözü var. “Geçmişte biz üç kıtaya adalet ve merhamet dağıtmışız. Şimdilerde ise bir elimiz merhamet dağıtıyor. Gün gelecek diğer elimizde adalet dağıtacak.” Ne demek bu? Yani diyor ki insanların karnını doyuruyoruz, barınma ihtiyacını karşılıyoruz, afetten, savaştan sonra yardım ediyoruz. Bunlar nedir? Merhamet. Ama adalette dağıtıldığında daha iyi. Niçin? Çünkü yönetime talip olması gerek Müslüman’ın. Adalet dağıttığımız zaman İslam’ın hakim olması demek.

Bahattin Yıldız vesilesiyle İslami Neşriyata ilgisi olan gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Kitap okumak çok önemli. Bol bol kitap ve dergi okumak, takip etmek gerekiyor. Bahattin abiden örnek verecek olursak, kendisi hiçbir zaman kitapsız, dergisiz, gazetesiz sokağa çıkmazdı. Kitapsız sokağa çıkmak ayakkabısız sokağa çıkmak gibiydi onun için…

“Ben iyi yazan biri değilim, ama bizim hikayemizi abilerimiz, edebiyatçılarımız yazmadığı için bize kaldı bu görev”

Güllerin Vedası kitabının hikayesi nedir?

Bahattin Yıldız “ben iyi yazan biri değilim, ama bizim hikayemizi abilerimiz, edebiyatçılarımız yazmadığı için bize kaldı bu görev” derdi. Onun nasıl yazdığı önemli değil, ne yazdığı önemli. Bizi yazdı. Şehitlerimizi yazdı. Bizim hikayemizi yazdı. Tam o sırada içeriye Selamunaleyküm diyerek Ahmet Mercan ağabey giriyor. Kendisi uzun yıllardır yayın yönetmenliği yaptığı ajansının dışında, yazdığı kitaplar ve şiirleri ile de meşhur. Bahattin Yıldız’ı konuştuğumuzu duyunca dayanamıyor ve araya girip ekliyor.

Onun ne yaptığını kimse tam olarak bilmiyor. O sahabe Ebu Zer gibi çalıştı. Dünyayı küçük bir ülke olarak gördü her zaman. Onun için öyleydi. Nerede hayır işi varsa o oradaydı. Oturup konuşmazdı. İş yapardı. Çok iyi bir teşkilatçıydı. Herkesle tanışırdı, her yerde tanıdığı vardı. O bir Müslümanla karşılaştığı zaman heyecan duyardı. Başka bir ülkeye gidince heyecanlanırdı. Son olarak Ahmet Mercan ağabey ekliyor;

Che Guevara, Bahattin Yıldız’ın ayakkabısının bağcığı bile olamaz…

Cemal BALIBEY Kimdir?

1960 yılında Tokat ili, Niksar ilçesinde doğdu. 1978-79 da Kırıkkale İHL. ‘den mezun oldu. Üniversite eğitimi öncesi 1 yıl Ordu ili Korgan ilçesinde İmam Hatip görevinde bulundu. 1979-80 de Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde okudu. 1980 de İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde Orman Mühendisliği’ne başladı ve 1984 de mezun oldu. Daha sonra yine aynı fakültede yüksek lisans eğitimi aldı.

İÜDER’in Kurucular Kurulunda olduğu gibi, İnsan Vakfı ile İnsan ve Medeniyet Hareketi – İMH başta olmak üzere, çok sayıda sosyal kurumun, vakfın, derneğin kurucularından ve bir dönem İMH ‘nin Yüksek İstişare Kurulu’nda görev aldı.

1991 yılında Şehid Bahattin Yıldız ile birlikte Özgün Yayıncılık’ı kurdu ve halen bu alanda çalışmalarını sürdürüyor. Evli ve 1 çocuk babası.

Müslim Port / Yunus Emre Kaynak

Google+ WhatsApp