Hangi barıştan söz ediyorsunuz?

Hangi barıştan söz ediyorsunuz?


Hangi barıştan söz ediyorsunuz?

 

 

Geçtiğimiz gün Yusuf İslam’ın şu ifadelerine rastladım: “Barış, sadece sessizce oturup hiçbir şey yapmadan sağlanamaz. Barış bundan çok daha fazlasıdır. Tabii ekonomiyi işin içinden çıkaramayız. İnsanlar fakirse, evleri ve yiyecekleri yoksa barıştan söz edemeyiz. Barış, dengeyi sağlamanın esaslarından biridir.” Barış kavramı kulaklarımıza ne kadar da hoş geliyor değil mi? Ne zaman barıştan söz edilse içimiz aydınlanıyor, yüreğimiz serinliyor ve gözlerimiz gülüyor. Özlem duyduğumuz bir değer barış. Peki, ama özlemle bahsettiğimiz barış nasıl ve kim tarafından sağlanacak? Barış ve eşitlik kavramlarına yaslanarak masum insanları katleden küresel baronlar tarafından mı sağlanacak? Dünyaya şiddet, kin ve nefret eken zorbalar tarafından mı sağlanacak barış? Tefrika hastalığına tutulan ve birbirlerini düşman ilan eden Müslümanlar tarafından mı sağlanacak ya da? Kim sağlayacak barışı?

Barış kavramı herkesin dillendirdiği bir kavram… Şer odakların sözcüleri sık sık barıştan söz ediyor bu konuda afili ifadelerle mesajlar veriyorlar. Şunlar olursa barışın sağlanacağını umuyoruz, şu noktada hassasiyet gösterilirse barış için umutluyuz gibi açıklamalar yapıyor ve sözde iyilik temennilerinde bulunuyorlar. Sanırsınız ki, Suriye’de, Filistin’de, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da milyonlarca insanı biz katlettik, şehirleri biz yakıp yıktık, sanırsınız ki dünya kaynaklarını biz sömürdük, çocukları biz yetim bıraktık, kadınları biz dul bıraktık, insanları yurtlarından biz sürgün ettik. Bir yandan masum halkları katledecek onların bütün kaynaklarını sömürecek, çocuklarını boğazlayacaksınız diğer yandan barış, sevgi eşitlik diyeceksiniz. Barış sizin ağzınıza hiç yakışmıyor ve unutmayın ki, asırlardır devam eden cinayetlerinizin ardından ifadelerinizde samimi olsanız dahi tarih sizi hesap sormadan bırakmayacaktır. Yeryüzüne ektiğiniz şiddet ve nefret tohumlarının hesabı bir gün mutlaka sorulacaktır sizden…

Dünyada özellikle küresel baronların hedefi haline gelen coğrafyamızda barış elbette elzem bir ihtiyaç. Fakat bunun için Allah’ın yeryüzünde adaleti tesis etmekle sorumlu tuttuğu Müslümanların para ve mevkii sarhoşluğundan kurtulup İslam’ın asli değerlerine teslim olmaları gerekir. Müslümanlar İslam birliği ekseninde bir araya gelip ekonomik, bilimsel, kültürel ve teknolojik anlamda yol kat etmeli ve ümmet bilinci ile hareket etmelidirler.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp