‘Halkı paniğe sevketme’nin binlercesini yap, bir iddiada tavana zıpla!

‘Halkı paniğe sevketme’nin binlercesini yap, bir iddiada tavana zıpla!


‘Halkı paniğe sevketme’nin binlercesini yap, bir iddiada tavana zıpla!

 

 

Biz hatırlattığımızda gülüyorlardı..

“Hah hah ha! Haber vermek, suç olur mu?” diyorlardı..

“Haber vermiyorsunuz, yalan yazıyorsunuz, iftira atıyorsunuz. Bunun da bir bedeli olmalı” diyorduk..

Ne muhataplarımız attıkları iftiralardan vazgeçiyordu.

Ne de savcılarımız, soruşturma açıp, bu iftiraları önleme yoluna gidiyordu..

Taa ki..

Onların attıkları bin tane iftiranın karşılığı olamaz ama.

Onların attıkları gibi, tamamen işkembeden atma iftira değil ama..

Altyapısı olan, gerekçesi olan bir iddia ama..

Velev ki, onların dedikleri gibi olsun.

Onların iddia ettikleri gibi olsun..

Ankara’da şebeke suyunun temiz olmadığı, bu sebeble de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, arkasından da İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ve binlerce insanın hastaneye kaldırıldığı iddiaları üzerine..

Melih Gökçek’in de, çeyrek asır belediye başkanlığı yapmış tecrübeli bir belediye başkanı sıfatı ile hatırlatmada bulunması üzerine..

Mansur Yavaş, soluğu hemen savcılıkta almış..

“Somut kaynağa dayanmayan bu iddialar halk arasında korku ve panik oluşturmak amacıyla mesnetsiz iddialardır. Suç duyurusunda bulunuyorum” demiş..

Melih beyin iddiasında haklı olup olmadığı, önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak..

Ama, Mansur bey, Melih Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunmadan önce, kendisini belediye başkanlığı koltuğuna oturmasında büyük katkısı olan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında suç duyurusu yapması gerekirdi..

Çünkü Meral hanım, hastaneden çıkışta, “Su içerken dikkatli olun” demişti..

Meral hanım Ankara’daki hastaneden çıkışta bu sözü sarfettiğine göre, öncelikle Ankara Belediyesi’nin sorumlu olduğu su şebekesini kastettiğini tahmin etmemiz gerekir.

Bir ikinci ihtimal de, Meral hanımın esas ikametinin İstanbul’da olması hasebi ile, Ekrem İmamoğlu’nun sorumluluğu altındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kastetmiş olmasıdır ki.

İkisi de, CHP’li belediye..

Al birini, vur ötekine..

Ama esas benim dikkat çekmek istediğim husus, halk arasında korku ve panik oluşturacak şekilde mesnetsiz iddialarda bulunmanın suç olduğu” gerçeğini solcuların da hatırlaması..

Mansur beyin şikayeti üzerine, solcu medya organları, ağızlarında salya aka aka, “Halkı korku ve paniğe sevkeden melih Gökçek’e suç duyurusu” diye haber üretiyorlar..

İyi de, bre ahlaksızlar..

Gökçek’e isnat ettiğiniz eylemin katmerlisini; sizler yıllardır yapmıyor musunuz? CHP’liler, İP’liler, kısacası nerede bir  AK Parti karşıtı varsa, hepiniz bu suçu yıllardır tekrar tekrar işlemiyor musunuz?

Televizyonlarınız ile, gazeteleriniz ile, internet siteleriniz ile, sosyal medyalarınız ile.

Hem öyle bir konuda, iki konuda değil..

Onlarca konuda.. Hemen hemen akla gelebilecek her konuda.

Gün geliyor, “İlaçta karaborsa” diyorsunuz..

Gün geliyor, “şarbondan toplu ölümler başlamak üzere” diyorsunuz..

Gün geliyor, “Piyasada aşı kalmadı, çocuklar tehlikede” diyorsunuz..

Gün geliyor, “Domuz gribinden bilmem kaçıncı vaka. Tabipler Odası uyardı, binlerce ölümle karşı karşıya kalabiliriz” manşeti atıyorsunuz.

Gün geliyor, “Çocuğunuza okulda, kursta tecavüz edilmiş olabilir, çocuklarınızı mutlaka kontrol için psikoloğa götürün” diyorsunuz..

Gün geliyor, “Ekonomi uzmanları uyardı, dolar yılbaşına kadar 10 TL olabilir” manşetleri ile karşımıza çıkıyorsunuz..

Gün geliyor, “Enflasyonda artık tek haneli rakamlar hayal. Enflasyon % 25’e demir attı” diyorsunuz..

Gün geliyor, “İflaslar tavan yaptı.. Kepenkler iniyor, toplu iflaslar kapıda, ardından toplu intiharlar gelecek” diyorsunuz.. 

Gün geliyor, “Kanatlı hayvan üreticileri bir bir konkordato ilan ediyor. Yumurta üreticileri uyardı, çocuklarımızın en önemli besin kaynağı yumurta bulamayabiliriz” diyorsunuz. 

Yalanlar, iftiralar böyle böyle gidiyor..

Bu verdiğim yalan haberlerin hemen hepsinin üzerinden aylar, kimisinin üzerinden yıllar geçmiştir.

Hatta mevsimsel olarak.

Her yıl tekrarlananları bile vardır..

Örneğin kurban bayramlarının vazgeçilmezi olan “şarbon vakası ile karşılaşıldı, toplu ölümler gelebilir” yalanı ile her kurban bayramında..

“Domuz gribi vakaları yayılıyor” haberleri, her yılın kış başlangıcında..

“Kene ölümleri hızla yayılıyor, tedbir alınamıyor” haberleri ilkbaharla birlikte servise konulur..

 Bunların hepsi, yalan olduğu biline biline yapılır.

Bir sosyal medya hesabından, tek bir kişinin internet sitesinden değil..

Yüzbinlerce izleyicisi olan televizyonlardan, yüzbinlerce okuyucusu olan gazetelerden, milyonlarca okuyucusu olan internet sitelerinden yapılır..

“Yalan yazıyorsunuz. Halk içinde korku ve panik oluşturmak için, bilerek iftira atıyorsunuz.. Suç işliyorsunuz” dediğimizde..

“Biz haber yapıyoruz. Kamuoyunu bilgilendirme görevimizi yerine getiriyoruz” derler, şu an bile demeye devam ederler. 

Ama kenarından köşesinden, bazı belediyelerde yönetime gelince..

Yaygın olarak gazetelerde, televizyonlarda da değil, kişilerin tekil olarak sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar için bile, hemen savcılığa koşup, “Halkı korku ve paniğe sevkediyorlar, atın şunları hapse” diyorlar..

Ben de bunlara hatırlatıyorum..

Gerçekten, kanundaki bu ceza maddesi hayata geçirilecek olsa..

Siz belki bir kişi, bilemediniz iki kişi hakkında dava açtırabilirsiniz ama..

Sizin ömrünüz cezaevinden çıkmaya yetmez.

Bir tane bile ölüm yaşanmadığı halde, uydurulan şarbon palavrasından başlayın, toplu ölümlerin olacağı iddia edilen domuz gribine kadar, fabrikatörlerin onarlı yirmişerli iflas edip ardından da intihar edecekleri yalanlarına kadar..

Yüzlerce, hatta binlerce yalanınızdan dolayı hesap vermeniz gerekecek..

Ankara’nın su sorununda gerçek nedir, anlayabilmemiz için biraz zamana ihtiyacımız var.

Ama..

17 yıldır Ak Parti iktidarını itibarsızlaştırmak için sürekli gündeme getirilen iddiaların gerçek olmadığına ilişkin, önümüzde somut bilgiler var..

Şarbon da yalan çıktı. Domuz gribi de..

Doların 10 TL olacağı da yalan çıktı, yumurta bulamayacağımıza dair isnatlar da.

İlaç darboğazı ile ilgili iddialar da hayal ürünü çıktı, çocuklara yapılacak aşı kalmadığı iddiaları da..

Hepsinin yalan olduğu kesinleşti..

Şimdi yapılması gereken..

Bir yiğit savcının çıkıp..

Bu yalanların hepsini, mercek altına alıp..

Halkı korku ve paniğe sevkedenler hakkında, “Niye yalan yazdınız. bu milletten ne istediniz, korku ve paniğe sevkederek elde edeceğiniz menfaat neydi” diye hesap sormasıdır..

Sorun hesabı..

Ondan sonrasında bakın bakalım, bir kişi, işkembeden sallama yalan haber yapabiliyor mu?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp