Hakime cezayı yazanlar, bir de gerekçesini yazsa!

Hakime cezayı yazanlar, bir de gerekçesini yazsa!


Hakime cezayı yazanlar, bir de gerekçesini yazsa!

 

 

Şu solcu medya, ne kadar utanmaz..

Ne kadar ahlaksız..

Haber yaptıklarını iddia ediyorlar..

“Hakime, verdiği karar sebebi ile ceza” diyorlar..

“Artık hakimlerin kararları sebebi ile cezalandırılmaya” başlandığını iddia ediyorlar..

Böyle bir haber okuduğunuzda, hemen “Örnek” demeniz gerekir, değil mi?

Bu solak medyanın okuyucuları merak etmiyor olmalılar ki..

O haberi sürekli gündemde tutuyorlar..

“Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan sanığa beraat veren hakime yer değiştirme cezası” diyorlar..

Devamını getirmiyorlar..

Sanık kimmiş?

Hakaret olduğu belirtilen cümleler nelermiş?

Mahkeme hakiminin gerekçesinde, hangi cümleler varmış?

Dosyanın sonraki aşamasında, neler olmuş?

Hiçbirisi hakkında bilgi yok.

Sadece..

Yer değiştirme cezası alan hakimin, kendisini Namık Kemal’e falan benzetip, “sürgün yediği” iddiası ile yazdığı şiiri verip (daha doğrusu o şiir yazdığını sanıyor), olayı ajite ediyorlar..

Onlar, gazetecilik ölmüş diyorlar ama..

Gazeteciliği öldürenler, kendileri..

Böyle bir haber kendilerine gelmiş olsa bile..

Bir hakim, mağdur olduğunu iddia etse bile..

Gazetecinin ilk tepkisi, “Sizin hakkınızdaki kararı bize verir misiniz” olmalı..

Verilen kararı görmeden, kişinin mağdur olup olmadığını nasıl söyleyebilirsiniz ki?

Üç gündür sürekli pompalanan “hakime sürgün”ün gerekçesini, maalesef dün bir açıklama yapan HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz da yapmadı..

İster “meslekdaş dayanışması yapmışlar” deyin..

İster, “Olayı gereksiz yere büyütmeyelim.. Biz gerekli müeyyideyi uyguladık. Vazifemizi yaptık.. Bundan sonrasında, günlük tartışmalara girmek istemeyiz”gerekçesi ile hareket etmiş deyin..

Ama bir hakime, verdiği karar sebebi ile sürgün cezası aldığı iddia ediliyorsa..

Yani, yargı sistemi tümü ile suçlanıyorsa..

HSK, topun ağzına konuluyorsa.

Başkan Tayyip Erdoğan, nihai noktada hedef alınıyorsa..

Gerçekleri tüm netliği ile kamuoyunun bilgisine sunmalıyız ki..

Kim sürgün yemiş?

Niçin yemiş?

Aslında hakketmiş mi?

Daha fazlasını hakketmiş de, kendisine bu seferlik torpil mi geçilmiş?

Mağdur muymuş?

Yoksa hakimliği kendisine kalkan olarak tutan bir pervasız kişi mi, herkes bilsin..

Önce hatırlatalım..

Suç, Cumhurbaşkanı’na hakaret..

Ancak..

15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisine yönelik suçlardan dolayı açılmış davalardaki şikayet hakkından ferağat ettiği için..

Bu dosyada da..

Verilen kararı, temyiz etme yetkisi bile kalmamış..

Yani, tartışmalı kararda, Cumhurbaşkanı şikayetinden vazgeçmiş..

Ancak, Cumhurbaşkanı’na hakaret, re’sen yürütülen suçlardan olduğu için, dava devam etmiş..

Hakim, gerekçeli kararında, hukukdışı ifadeler kullanmasa.. Saldırgan ifadelere yer vermese..

Belki verdiği karar ne olursa olsun, orada sonlanacak..

Ama olur mu?

Dişlerini gösterecekler.

Önlerine gelen ve neresinden bakarsanız bakınız..

Baştan aşağıya hakaret dolu bir metinde bile, sadece beraat kararı vermekle yetinmeyecekler..

Bir de, Cumhurbaşkanına hakaret edecekler..

“Katlan bu ifadelere” diyecekler..

“Ne olmuş ki, yalan mı söylemişler” diye saygısızlık edecekler..

Gerçekten de..

Sürgün cezası aldığı ileri sürülen hakimin tartışmalı kararında, sanık duruşmaya gelmiş.. 

“Pişmanım” demiş..

“Duygusal bir durumdaydım.. Yaşanılanlardan bir ölçüde Cumhurbaşkanını sorumlu gördüm” diyerek, kusurlu olduğunu beyan etmiş. 

“Genel olarak tüm siyasetçilerimizi kapsayacak şekilde genel bir eleştiri yapmam sözkonusu olabilirdi” demiş, hatasını kabul etmiş.

“Bu şekilde karşınıza çıktığım için üzgünüm” demiş..

Peki, sanık bile bu kadar alttan alarak, pişmanlığını anlatırken..

Hakim bey ne demiş?

Ne siz sorun..

Ne ben anlatayım..

25 yıllık hakimim diyor ama..

“Gerekçeli kararın içine, kısa kararı kopyalayıp konulmaması gerektiği”ni bilmiyor..

 

“Şablon cümlelerle karar yazılırsa, Yargıtay’ın bunu bozacağını bilmiyor..

Son duruşma yapılmış.

Duruşmaya kimin gelip, kimin gelmediği belli olmuş..

Her şey bitmiş..

Gerekçeli karara şunu yazıyor:

“Tarafların yüzüne karşı verilmesi halinde .. yokluğunda karar verilmesi halinde ...”

Duruşmayı yapmışsın.. Davayı bitirmişsin..

Daha hâlâ, ihtimallerle ne kararı veriyorsun..

Daha önemlisi..

“HÜKÜM” demişsin..

Sonra, “Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere” demişsin..

Sonra..

“ .. gerekçesi daha sonra yazılacağı üzere ..” diye karar vermişsin..

“Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere” mi?

Yoksa.. 

“Daha sonra yazılacağı üzere” mi?

 Haydi diyelim, bunlar hakimin çapaçulluğu..

Bunun için küçük bir ceza ile yetinilmeli idi..

İyi de..

Sanık, cumhurbaşkanına “hırsız”lıktan başlayın..

“Rüşvet”e kadar onlarca suçlama yapmış..

“Siyasetçiler eleştirilere katlanmalı. Bu eleştiriler doğru olmasa bile, tahammül edilmeli” der, cumhurbaşkanının şikayetini geri çekmesini de kullanarak, beraat verirsin, anlarım..

Bir de oturup, kendin cumhurbaşkanına hakaret edersen..

“Yargıyı dizayn etmek”le suçlarsan..

Utanmadan.. “Bu kararı atlamayın ha.. Ben ceza almak için bu kararı yazıyorum” anlamına gelecek şekilde..

“Yukarıda belirtilen hususlar, bir hakimin siyasi eleştiri amacına yönelik değildir” dersen..

Meydan okurcasına.. Hayatında ilk defa bir gerekçeli karar yazıyormuş gibi.. Daha önceki hiçbir gerekçeli kararda yazmadığın ifadeleri kullanıp.. 

“Bugün kolay olanı seçersiniz, ama vicdanınız sizi bir ömür boyu rahatsız eder” derseniz..

“Ben emekli olup, avukatlık yapmaya, paraları toplamaya karar verdim. Onun için de bir atraksiyon yapmam gerekir. Onu yapıyorum” demişsiniz demektir..

Hareketi yapmışsınız. Uyarı falan beklemişsiniz.. Yer değiştirme almışsınız.. Belki yakında ihraç da alırsınız..

Avukatlığı da hayalinizde yaparsınız..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp