Hadisleri Kur’an’a Arzedenler Peygamber ve Din Sevgisinden Bunu Yapıyorlar

Hadisleri Kur’an’a Arzedenler Peygamber ve Din Sevgisinden Bunu Yapıyorlar


Hadisleri Kur’an’a Arzedenler Peygamber ve Din Sevgisinden Bunu Yapıyorlar

 

 

Bazıları öyle bir sahte ve sanal görünüm oluşturuyor ki, o görüntüye göre; hadisleri Kur’an’a arzedelim diyenler Rasul’e ve O’nun yoluna karşı çıkıyorlar; modernistlere benziyorlar ve yarının Yaşar Nuri’leri olacak. Bunlara karşı çıkmak da Rasulullah’ı müdafaa etmek, O’nu sevdiğini göstermektir.

Dine yüklenen bid’atler, hurâfeler, bâtıl inançlar, geleneksel hurâfeler ve ona tepki olarak çıkan modern hurâfeler, bid’atler, bâtıl inançlar; çoğunlukla tarihten günümüze miras olarak gelen rivâyet kültürünün eseridir. Kur’an’a ters düşen bid’at ve hurafelerle gerçek bir mücadele için, dinin içine giren ve hatta dinin esaslarından kabul edilen rivâyetlerdeki Kur’an’a ters inanış ve anlayışları temizlemek gerekir. Eski âlimler bunu belirli oranda yapmış, ama yeterli olmamış ki; hâlâ Kur’an’la uyuşmayan din anlayışları kitaplarda, vaazlarda, face ve twitter başta olmak üzere medyada bol bol boy gösteriyor. Cüppeli’nin de kaynağı bu hadis rivâyetleri, Diyanet’in de; Suudi Amerika da din anlayışı açısından bu rivayetlerle besleniyor, onun düşman kardeşi İran Şiiliği de. Tasavvuf da bu rivayetlerden yola çıkıyor, IŞİD de. Ve bu rivayetlere tepki gösteren, bu din anlayışını kabullenemeyen nice genç, ya deizme ve düzene kurtarıcı diye sarılıyor, muhâfazakâr ve demokrat oluyor ya da sünneti tümüyle reddeden mealci ve modernist akımların etkisine kapılıyor.

Çözüm ne? Çözüm, bu hurafe ve bid’atlerin kaynağını kurutmak ve dini Allah’a has kılmak için, Kur’an ve Sünnet dışındaki beşerî ilâveleri dinden uzaklaştırmak. Kur’an’ı Allah korumuş, rivayetleri çoğunlukla eski âlimlerimiz ayıklamış, eksik kalan taraflar da, Sünneti baş tâcı edinen Kur’an ehli, dâvâ adamlarını bekliyor. Bu, aklın almayacağı, Kur’an’la çelişen, sümük-i şerifleriyle ortaya konulan yanlış Peygamber anlayışını bu iftira ve yanlışlıklardan arındırmak, onu yanlış isnat ve imajlardan korumak mı Peygamber sevgisinin ispatıdır; yoksa, zayıf ve uydurma rivayetlerin içine girmiş Allah’la, Kur’an’la bağlantısı olmayan bir kültür sahipliği mi? Peygamber’e atfedilen hurafelerle mücadele edenlerle mücadele etmeyi tercih edip her çeşit şia düşmanlığını dinleştirmek ve aksini düşünenlere iftira, hakaret, tekfir ne varsa her şeyle saldırmak Peygamberin sünnetiyle, Peygamber sevgisiyle ne kadar bağdaşır? Peygamberimizi doğru ölçülerle tanıtmak için onun uğrunda gerekirse bedel ödemektir bizim tercihimiz. Hadisleri hurafelerle, yanlışlarla dolu zayıf ve uydurma rivayetlerle birlikte kabul ederek mi Peygamberimizi sevmiş oluruz; yoksa onu İsrailiyattan, hurafe ve bid’atlerden, Kur’an’la bağdaşmayan, yanlış bir Peygamber anlayışı ile mi Peygamber sevilir? Hurafelerle, bid’atlerle olduğu kadar bunlara tepki olarak gelişen modern hurafelere ve sünneti ve Peygamberi reddeden anlayışlara karşı yapılması gereken, rivâyet kültürünü Kur’an’a arzetmek, din anlayışını Kur’an ölçeğinde teste tâbi tutmaktır. Elinizdeki hazinenin kalitesini ve kıymetini tespit eden ölçü aracına güvenen kimse, ölçümden kaçmaz. Eğer paramız kalp (sahte) değilse, kontrol aracından geçirilmesinden rahatsız olmayız. Yoksa, şöyle diyen kimseye siz ne dersiniz: “Bu para, daha önceden büyük dedemler, kendi zamanlarında kontrol cihazı değilse de kendileri ölçtü. Ben şimdi bu ölçekte ölçmenize karşıyım, hem öyle karşıyım ki, bu ölçekte ölçmeye kalkanları biz “hadis inkârcısı, kendini ilâh edinmiş sapık veya kâfir” deriz. Onlar yanlış tartıyorlarsa, siz tartın, doğrusunu tartın, olursa biz sizi kibarca eleştirelim. “Teraziye güveniyoruz, ama o terazide tartan kimseye güvenmiyoruz, onun ilmi yok.” Diyenlere; Sen de yanlışını göster ve doğru olarak nasıl arzedilirmiş, öğret. Buna da râzı değilsen; diyeceğimiz son şey şu: Değilse, Tamam, öyleyse terazide siz ölçün, siz doğrusunu ölçün o İlâhî Terazide. Biz arzetmeyelim, siz arzedin. Teraziye güvenmiyorsanız Kur’an inkârcısı olursunuz. Tartan kimseye güvenmiyorsanız, siz tartın; öyle ya sizden büyük âlim, sizden büyük doğru ölçecek biri zaten düşünülemez(!) Hodri meydan, Kur’an terazisine güvendiğinizi varsaydığımıza göre, siz tartın, hadisleri âlim olarak siz arzedin Kur’an’a! Yok, siz de Kur’an’a arzetmekten kaçar ve başkalarının ölçmesine de tepinirseniz; o zaman sizin derdiniz üzüm yemek değil, bağcı tarafından dövülmektir. Herhalde bunu istiyorsunuz…

 

ahmet kalkan

Google+ WhatsApp