Hacının çırakları!

Hacının çırakları!


Hacının çırakları!

 

 

Tartışılan konuşma, bir siyasi partinin düzenlediği miting mi?

Hayır..

Siyasi partinin düzenlediği bir iftar yemeği mi?

Hayır.

Sadece siyasi partililerin bulunduğu bir toplantı mı?

Hayır..

Ya ne?

Siyasi partilerle organik bağı olmayan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) tarafından organize edilen bir esnaf buluşması..

Bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği iftar yemeği..

Peki, yemekte siyasi partililerden çok, sivil isimlerin varlığı doğru mu?

Doğru..

Bürokratların bulunduğu doğru mu?

Doğru..

İlaveten, bu buluşma hangi ilimizde yapılıyor?

Malatya’da..

Dolayısı ile, Malatya’da kurulu 2. Ordu Komutanı  İsmail Metin Temel de var..

Ve bu yemekte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir konuşma yapıyor..

Konuşmada, iftar yemeğini düzenleyen esnaflar için önemli bir ilkeden bahsediliyor..

“Çırağa, dükkan teslim edilmez. Siyasetin çıraklarına da Türkiye emanet edilmez.”

Bu konuşma, iftar yemeğindeki misafirler tarafından alkışlanıyor..

Alkışlayanlar arasında, Malatya’da kurulu 2’nci Ordu Komutanı İsmail Metin Temel de var..

Bana sorarsanız..

Komutan alkışlamasa, daha iyi olurdu..

Sonuçta bir esnaf kuruluşunun iftar yemeğine, protokol olarak davet edilmiş.

Sadece bulunması yeterli idi..

Hiçkimseyi alkışlamasa da..

Varlığı; ordunun halkla kaynaştığını göstermesi açısından gerekli mesajı vermiş olurdu.

Bu küçük eleştirim bir yana..

Sonrasında İsmail Metin Temel’e yönelik yargısız infazlar, bu amaçla yapılanlar, yaşanılanlar çok daha vahimdi..

Medyada gösterilmek istenilen, “Tayyip Erdoğan, Muharrem İnce’yi eleştirdi.. Komutan da alkışladı” sözleri, külliyen yalandı..

Ortada “Muharrem İnce” ifadesi geçmeyen bir konuşma, “Buradaki çırak; olsa olsa Muharrem İnce olmalıdır” yorumu ile üstlenildi..

Muharrem İnce’nin sırtına “çırak” damgası vurulduğu gibi..

Bence esas önemlisi, ortada “Muharrem İnce” sözü olmadığı halde, bu sıfatı kendi kendilerine vermeleri oldu..

Tayyip Erdoğan’ın onlarca konuşmasından birisindeki soyut nitelikli küçük bir eleştirisi, zaman içinde unutulup gidecek iken..

"Muharrem İnce" ismi ile "çırak" sıfatı artık özdeşleşmiş oldu..

CHP’liler açısından, bu "taktik hata" bir yana..

Medyanın ahlaksız çarpıtması bir yana..

Komutan, sanki siyasi rakibin ismi zikredilmiş, ona rağmen o sözleri alkışlamış gibi gösterilerek suçlanmasındaki sahtekarlık bir yana..

Benim esas karşı çıktığım..

Komutanın, Cumhurbaşkanını alkışlaması sonrasında, “O komutanın apoletlerini sökeceğim” diyen Muharrem İnce’nin, eski yıllardaki generallerle ilişkisi..

Çok eski yıllara gitmeye gerek yok..

Şu gazeteden, bu televizyondan aktararak, belki montajlanmış konuşmalarla suçlama yapmaya gerek yok..

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin zabıtlarından aktaralım..

Bakalım, Muharrem İnce, siyasi partilerle, generaller arasındaki ilişkisini, nasıl kurgulamış..

Tarih 9 Mayıs 2007..

CHP adına Muharrem İnce, 27 Nisan muhtırasını yorumluyor:

“Şim­di, ge­le­lim 27 Ni­san ta­rih­li açık­la­ma­ya: ‘Okul­lar­da kut­la­na­cak et­kin­lik­ler Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­’nın il­gi­li yö­ner­ge­le­rin­de be­lir­til­miş­tir. An­cak, bu tür kut­la­ma­la­rın yö­ner­ge dı­şı ta­li­mat­lar­la ye­ri­ne ge­ti­ril­di­ği tes­pit edil­miş ve Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı’n­ca yet­ki­li ku­rum­lar bil­gi­len­di­ril­me­si­ne rağ­men, her­han­gi bir ön­le­yi­ci ted­bir alın­ma­dı­ğı göz­len­miş­tir.’ Tak­dir­le­ri­ni si­ze bı­ra­kı­yo­rum.

Sa­yın Ba­kan, üç kez bu ko­nu­da uya­rı alı­yor­su­nuz; tak­dir­le­ri­ni si­ze bı­ra­kı­yo­rum, hal­kı­mı­za bı­ra­kı­yo­rum. Ta­bii ki, bun­la­rı ala­ca­ğı­nı­za bi­zi din­le­sey­di­niz, bu uya­rı­la­rın hiç­bi­ri­si ol­maz­dı. Biz, on­lar­dan ön­ce, Ge­nel­kur­ma­y’ın açık­la­ma­la­rın­dan ön­ce si­zi bu kür­sü­den uyar­dık za­ten.”

Haydi burdan yakın..

27 Nisan muhtırasında, generallerin tehdidini, siyasetçilere yönelik muhtırasını nerede ise TBMM kürsüsünden alkışlamaya kalkan Muharrem İnce..

“Biz uyarmıştık.. Şimdi de bizim sözümüzü dinleyen Genelkurmay sizi uyarıyor.. Gördünüz işte” diyen Muharrem İnce..

Yani dün gibi kısa bir zaman dilimi içinde, solcu siyasetçilerin sözde uyarılarını, gerçekte çarpıtma niteliğindeki tahriklerini esas alıp, meşru hükümete posta koyan generalleri öven Muharrem İnce..

Şimdi kalkmış, “Dükkan çırağa emanet edilmez” sözünün alkışlanmasına itiraz ediyor..

Hani karşımızda, komutanlarla-siyaset ilişkisini doğru bir zemine oturtan birisi olur..

Hayatında, darbeci generalleri alkışladığına ilişkin somut örnekleri veremeyeceğimiz birisi olur..

Anlarım..

Düne kadar Muharrem İnce ve partisi ortayı yapıyordu..

Genelkurmay’daki fetöcü generaller de, golü atıyorlardı..

O zaman her şey güzeldi..

Her şey dört dörtlüktü..

Ne zamanki.. Ordu ile halk kaynaştı..

Ordu, hakkıyla görevini yapmaya başladı..

Orduyu, kendi laikçi dayatmalarının sözcülüğü konumunda görmek isteyenler, rahatsız oldular..

Ne olursa olsun..

Ordu, bu CHP’lilerin yasakçılıklarının sözcülüğünü artık yapmayacaktır..

Bu belli olmuştur..

Muharrem İnce’nin kıvranması da boşunadır..

**

Ali Koç başkan seçilmiş..

Benden tavsiye..

Kimse bu sonuçtan, siyasi sahada da sonuçlar çıkartmaya kalkışmasın..

“Bakın Aziz Yıldırım devrildi.. Tayyip Erdoğan da devrilir” hülyasına kapılmasın..

Tayyip Erdoğan, Aziz Yıldırım değildir..

Türkiye de, Fenerbahçe değildir..

Fenerbahçe’de başkan da olursunuz, başka şeyler de..

Ama Türkiye’de başkan olmak için..

“150 milyon TL vereceğim” demek yetmez..

Adama sorarlar..

"Bu ne iş" diye:

"Halkın % 70’inin oruç tuttuğu bir ülkede, kürsüde su içiyorsun.. Aynı kürsüde, yarım saatte on defa da 'Allah' diyorsun?"

Bunlar, ancak futbol klüplerine başkan olurlar. 

Onun siyasi çizgideki uzantıları da..

Seçimden seçime “ben hacıyım” sözleri ile..

Olsa olsa, “hacının çırağı” olurlar..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp