Güzellikler üzerine bir hayat

Güzellikler üzerine bir hayat


Zıtlar birbirlerine karşı olma savıyla üstünlüklerini savunurlar. Savunurlar. Yanlışlıklar tezleridir. Oysa aslolan, güzellikler ve doğrulardır. Güzellikler iyilikleri ve doğruları da içerir. Estetik kavramı içinde güzel genel anlamıyla, haz ve beğeni ile tanımlanır. Daha ayrıntılı karşılıkları bulunuyor.

 

Geleneksel düşünce hayatımızda iyi ve doğru olanlar güzel olarak tanımlanır. Hayatı güzelleştiren her unsur hayatı anlamlı kılar. Gündelik hayatta böyledir.

 

Doğru, iyi ve güzel olmayan durumlar olumsuzluğa dönük bir zıttır. İyi güzel olmayan şeyler hayatta yer almayınca kendilerini olumsuzluklar üzerine tanımlarlar. Bu da sağlıklı olmayan bir sonuç. Çünkü önemli olan güzel, doğru ve iyi olan hayatın kendisinin varlığı. Onun dışında kalanlar ise olduğu gibi varlıklarını ya da hayatlarını sürdürürler

 

İnsanlar güzellikleri tercih etmeyince, ya da gerçek özlerini yaşamayınca kendilerini var kılabilmek ve tanımlayabilmek için karşıtlarını ölçü alırlar. Yani iyi olmayanları, çirkinlikleri, yanlışları ölçü alırlar. Günümüz siyasasının en temel bakışı da budur.

 

İnsanları kamplara ayırmak belirlenen kampları üzerinde varlığını sürdürmek, bunu esas almak gibi. İnsanların gönlünü kazanma, onlarla birlikte olabilmeyi anlama gibi bir tercihten uzak kalırlar.

 

Güzel olan kalıcıdır, insan için en sağlıklı olanı.

 

Güzelliklerin yaşandığı bir dünyada, adaletten, haktan, sevgiden, merhametten, anlayıştan oluşan yoğun bir hayat.

 

İnsanları küçümseyen, ötekileştiren onlara olmadık yakıştırmalarda bulunanlarda sağlıklı bir bakış olamaz. Kişinin kendi elinde olmayan bir durum gerekçe gösterilerek insanlar aşağılanıyorlar, ötekileştiriliyor, hayatın dışına itiliyorlar. Kimi kavramlar kötülük anlamında kullanılır. “Rum”, “Yunan”, “Kürt”, “Ermeni”, “Rus”, gibi. Dönemlerin gelişen kimi olayları gerekçe olur. Oysa bunların birer insan olduğu yok sayılır. Irklar suçluluk gerekçesi olamaz. Suçluluk gerekçeleri işlenen suçlarla ilgilidir. Üstün tutulan, ırkların, cemaatlerin, siyasal partilerin mensupları da suç işlerler. Onların suçları ya da yanlışları diğerlerine göre iyidir, güzel ve doğrudur. Anlatmaya çalıştığımız yanlış ve doğru olmayan bir şey üzerine kendilerini tanımlamaları.

 

Müslümanlar için temel olan İslâmî değer ve ilkeleridir. Müslümanlar ise bunlardan vazgeçmişlerdir. Dünyevî olan daha çekici. Bundandır ki, kendilerini İslâmî değerler üzerinde değil de zıddı olan, kendilerine düşman olarak belledikleri üzerine tanımlama çabasına girer ve ısrar ederler.

 

Faiz, insanlığı sömüren bir araç. Fakat sekülerleşen Müslümanlar için artık faiz bir zorunluluk olur. Ona bağlı bütün araçlar kabullenilir.

 

Irkçılık, insanı küçük görme bir yanlışlık. Kendi ırklarını üstün tutarak karşı ırktakiler insan olarak görülmez de onun sahip olduğu “kimliği” suç ve kötülük unsuru olarak kabul edilir. Bundan dolayı da onların sıfatı bir kötülük unsurudur.

 

Alkol, hırsızlık, gasp kötülüğün başlıca unsurlarıdır. Ne ki kendilerine göre onlara da bir yakıştırmada bulunulur, gerekçeler oluşturulur. Bu, karşı kesimlerin ortak tutumudur. Gasp ve hırsızlık başkalarının haklarını dolaylı olarak ele geçirme. Hak etmediklerini ele geçirme dolaylı gasp ve hırsızlıktır.

 

Haram, çirkin ve kötü olan eylemlerin tanımı karşıdakilere göre yapılır. Onlar bizden daha çok hırsız, gassap ya da dolandırıcıdır diyerek kendilerine ait olan kötülükleri hafifletirler.

 

Kötülüklerin azı bir başlangıç, zaman içinde kanıksama ve zamanla meşru, yani geçerli hâle gelir. Azdan çoğa bir gidiş. Yanlışlara ve kötülüklere azdan başlayarak gidilir, zamanla hayatın kendisi olur.

 

Güzellikler, iyilikler, doğrular hayatın ana doğrultusunu yaşayanlar kazançtadır.

Google+ WhatsApp