Güvercinleri taşlamak

Güvercinleri taşlamak

Bolu Belediye Başkanı seçilen Tanju Özcan’ın “Ben başkan olduğum sürece, yatağa aç giren vatandaşlarımız var iken, Bolu da Türk halkının vergilerinden oluşan bütçemizden, Suriyelilere bir tek kuruş yardım yapılmayacaktır” sözleri tartışmalar yaratmıştı. Bolu valiliğinin açıklamalarıyla

Güvercinleri taşlamak

 

 

Bolu Belediye Başkanı seçilen Tanju Özcan’ın “Ben başkan olduğum sürece, yatağa aç giren vatandaşlarımız var iken, Bolu da Türk halkının vergilerinden oluşan bütçemizden, Suriyelilere bir tek kuruş yardım yapılmayacaktır” sözleri tartışmalar yaratmıştı. Bolu valiliğinin açıklamalarıyla şu basit gerçekleri öğrendik:

* Nüfusu yaklaşık 310 bin olan Bolu’da yaşayan 11 bin 918 yabancıdan sadece 2 bin 379’u Suriyeliymiş.

* Sosyal yardım için başvuran sığınmacılarla ilgili olarak önce incelemeler yapılıyor, gerçekten yardıma muhtaç olduğu belirlenenler Kızılay’a bildiriliyormuş. Kızılay da bu kimselerin adına bir kart çıkartarak kaynağı “Birleşmiş Milletler Gıda Fonu” olan “Sosyal Uyum Yardımını” ve yabancılara yönelik “Şartlı Eğitim Yardımlarını” dağıtıyormuş. Söz konusu yardımlar devlet bütçesinden karşılanmıyormuş.

Daha sonra Bolu Belediyesi’nin hepi topu elli Suriyeli’ye yardım yapıyor olduğu ortaya çıktı. Kur’an-ı Kerim’e el basarak göreve başlayan başkanın ilk icraatı, elli çaresiz insana verilen üç beş kuruşu kesmek ve bunu göğsünü gere gere ilan etmek olmuştu.

Bolu belediye başkanının, son derece hoyrat, sevimsiz, merhametsiz söyleminin bahse değer bir maddi temeli yok ama belli ki siyaseten prim yapan, oy kazandıran bir söylem bu.

Özellikle konforları azalan bazı kimselerin öfkelerini, inanmaya hazır oldukları bir yalan üzerinden gariban sığınmacılara yönelten gayr-i insani bir söylem.

Bu söylem maalesef seçmen tabanında karşılık buluyor. Hatta bu konuda, CHP içindeki vicdan sahibi insanlardan gelen insafa davet çağrıları bile derin bir öfkeyle karşılanıyor.

CHP parti meclisi üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan’ın “CHP’nin Suriyelilerin ekmeğini kesme diye bir politikası yok. Bizim çocuklarımızın yatağa aç girmesinin suçlusu Suriyeliler değil. Bu insanlığa sığmaz” şeklindeki açıklamalarına tepkiyle yazılmış, öfkeli, ırkçı, Suriyeli sığınmacılardan hayvanlarmış gibi bahseden, yazım hatalarıyla dolu tweet’lerden bazıları şöyleydi:

* “bu kararı eleştirenler evlerine birer suriyeli aile alıp beslesin sorun kendiliğinden çözülür.”

* “Onlarda ülkelerine dönsün bütün ac itleri karınlarını biz doyuracaz diye bir kural yok!!”

* “ben vatandaşım bu ülkenin asli unsuruyum bana sordunmu ben %80 ağır engelliyim bakıma muhtacım benim sorunumu giderdin de suriyelimi kaldın pekiyi bunlar fare gibi üremeye devam ederse 10 yıl sonra olabilecekleri tahmin edebiliyormusunuz”

***

İnsanı “insan” yapan, vahşi hayvanlardan ayıran en önemli unsurlardan biri, vicdan sahibi olması, bir başkası da empati kabiliyeti geliştirebilmesi.

İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin 2001 yılında çektiği “Baran”, ham bir gencin tam da bu kabiliyetleri geliştirerek “insan” mertebesine yükselmesini anlatan müthiş bir filmdir.

Filmin kahramanı genç Latif, yukarıdaki korkunç mesajları yazabilecek tıynette, cahil bir tiptir. İnşaat işçisidir. Çalıştığı şantiyede çaycılık yapmakta, diğer işçiler için sofra kurup kaldırmakta, kayıtsız olarak üç beş kuruşa çalıştırılan Afgan sığınmacılara “gıcık” olmaktadır. Latif’i boş zamanlarında inşaattaki güvercinlere taş atarak eğlenirken görürüz.

Derken bir Afganlı inşaattan düşerek çalışamaz hale gelir. İşçinin ailesinde para kazanacak erkek olmadığı için erkek kılığına girip “Rahmet” ismini alan kızı, inşaatta çalışmaya başlar. Zayıf bir oğlan çocuğu zannedilen kıza, çay ve yemek servisi işi verilince Latif’in öfkesi derinleşir. Bu dağdan gelip işini elinden alan “yabancıdan” kurtulmak için planlar yapar.

Ta ki Rahmet’in, sefaletle boğuşan ailesi aç kalmasın diye çaresizlik içinde çırpınan bir genç kız olduğunu fark edene kadar.

Rahmet inşaata gelemez olduğunda, Latif’i derin bir pişmanlık ve merhamet duygusu sarar.

Sofra kurma işi yine Latif’e verilmiştir ama artık Latif eski Latif değildir.

Sürekli Rahmet’i düşünmekte, Rahmet’ten öğrendiği üzere topladığı ekmek kırıntılarını -bir zamanlar taşladığı- güvercinlere vermektedir.

Latif “insan” olmuştur.

Suriyeli sığınmacılar sofralarımızın güvercinleridir.

Ama bunu sadece insan olanlar görebilir.

 

 

 

Salih Cenap Baydar - Karar.com

Google+ WhatsApp