Güç ve denge

Güç ve denge


Emperyalizm Ortadoğu bölgesi kuşatması ve Arap Baharı yutturmacasıyla bir kaosa dönüştürdü. Bu, dinmedi ve durmadı, devam ediyor. Uzun bir süre de bitmeyecek. Genel anlamda güçlüler ve zayıfların çekişmesinden ibaret.

 

Dengeleri sağlayan da egemenler.

 

İslâm milletine ait ülkelerin birbiriyle çatışmaları, iç çatışmaları yoğun. Uçurumlar giderek derinleşiyor. Diğer yandan petrol ülkesi Arapların İsrail ile işbirliği ve dayanışmaları oluyor. Mısır-İsrail, Mısır-Yunanistan ilişkileri, Mısır-Abede yakınlığı ve güdümlülüğü. Mısır önemli bir bölgede bulunuyor. Kuzey Afrika ile diğer Müslüman ülkeler arasında ara bölge. Mısır bir anlamda etkisiz hâle getirildi Arap Baharı sonrasında. Mısır-Libya çatışması giderek belirginleşti.

 

BAE ülkesinin İsrail ile ilişkileri, diğer Arap ülkelerinin benzer bir yol üzerinde olmaları da dikkat edilmesi gereken husus. Korku ve kuşatılmışlık onları sürüklüyor.

 

Türkiye-Suriye sorunu derinleşerek sürüyor. Güneyde elimiz kolumuz bağlı duruyoruz. Şimdilik donmuş gibi görünse de İsrail’in ikide bir Suriye saldırılarının arkası kesilmiyor.

 

Beyrut’taki patlama basit bir olay olarak geçiştirilemez. Sessiz ve sakin gibi görünen bir ülke bir anda yerle bir oldu. Geriye düştü.

 

Türkiye’nin Mısır, Yunanistan, Suriye diğer Arap ülkeleriyle olan gerilim de can sıkıcı.

 

Kuzey Akdeniz başlı başına bir sorun. AB, Abede, Mısır gibi ülkelerin işbirliği de göz ardı edilemez.

 

Komşu ülkelerin durumu bizi doğrudan etkiliyor.

 

Bir milletin ayakta kalabilmesi sağlıklı bir düşünüş gerektiriyor. Duygular elbette önemli. Ancak duygular gerçeklerin üzerine örtemez. Zaten şu Arap Baharı sürecinden beri yeterince hamaset ve aşırı duygu yoğunluğunun sonuçları ortada. Tekrar o günlere ait düşüncelere dönmek istemiyoruz. Gerçekler belki içimizi acıtır ama göz ardı edilecek gibi değildir.

 

Benzer durum bugün Libya ile ilgili de abartılı olarak gelişiyor. Libya öncelikle Abede’nin, Fransa’nın, İtalya’nın kontrolünde. Müslümanlar aralarında çatışırlarken onlar daha rahattırlar. Olan Müslümanlara oluyor. Emperyalizm boşa oynamaz, temkinlidir. Oyunlarını boş çıkarabilmek güç ve birliktelikler gerektirir.

 

Müslümanların dağınık olmaları Müslümanların en büyük sorunu. Birliktelikler sağlanmadıkça çıkış yolu bulunması güç. Komşu ülkelerin yakınlaşmasından başka bir seçenek yok. Bu da elbette şu ortamda oldukça güç görünüyor. Önemli olan güçlüklerin üstesinden gelebilmek.

 

İlişkiler soğukkanlılık gerektirir. Hamasi gurur zarar verir. Batı ülkeleri birbirini kollarlar. AB ülkeleri her halükârda Yunanistan’ın yanında yer alır. Zaten bu tutumunu açıkça ortaya koyuyorlar. Onlara karşı höykürme sadece bir duygu tatmini olur.

 

İran ile gelişen ilişkiler sevindirici. Endonezya, Malezya, Pakistan ile iyi ilişkiler önemli ama bize oldukça uzaktırlar. Suriye ise tam anlamıyla bir çıkmaz. İlişkilerin düzelmesini ne Abede ne de Rusya ister. Onların çekişmeleri bölgelerden kendilerine pay çıkarmaları. Elbette büyük pay Abede ile İsrail eksenli. İsrail bölgede son gelişmelerden sonra alabildiğine rahatlamış durumda. Ayaklarını sağlam bastığı gibi, çevre işgalini sürdürüyor.

 

AB ülkeleri de Libya olayında olduğu gibi kısmi nasiplenirler. Libya işgalinden sonra Libya petrollerinin bir kısmı Fransa ile İtalya arasında paylaşıldı. Libya halkı ise perişan edilirken iç çatışmalarla birbirine düşürülüyor.

 

Müslümanların öncelikleri birliktelik oluşturmaları. En azından hazır bulunan D-8 yeniden canlandırılabilir. Ne ki emperyalizm buna izin vermez. Zatın Mısır devreden çıkmış bulunuyor. Diğer ülkeler de emperyalizme karşı rahat değildirler.

Google+ WhatsApp