Gözün orucu

Gözün orucu


Gözün orucu

 

 

Allah rızası için oruç tutan bir müminin yalnızca yiyip içmeyi ve cinsel teması terk etmesi kâmil bir oruç ibadeti için yeterli değildir. Orucu başta niyeti, kalbi, şuuru, düşüncesi olmak üzere bütün organlarıyla tutması gerekir.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Kalbin ve şuurun orucunu ayrı bir yazıya bırakalım.

Bu yazının konusu olan gözün orucunu daha detaylı olarak aşağıda açıklamaya çalışacağım.

Daha önce diğer organların da günah işleyeceğine dair bir hadisin mealini veriyorum:

“…Gözlerin zinası bakmaktır, kulakların zinası kulak vermektir, dilin zinası sözdür, elin zinası dokunmaktır ve yapışmaktır, ayağın zinası yürümektir. Kalb arzu ve temenni eder, cinsel organ ise bunu ya onaylayıp uygular veya yalan çıkarıp reddeder.”

Bu hadis organlar ile işlenen günahlara dikkat çekiyor, onlarla işlenebilecek günahlar elbette zinadan ibaret değildir. Mesela dil ile gıybet, yalan, iftira, küfür, hakaret, söz taşıma, gereksiz ve anlamsız konuşma (gevezelik) gibi günahlar söz konusudur.

Oruç düşünce, hayal ve arzulara da hakim olarak bütün ruhi ve bedeni organlarla tutulduğu zaman kâmillerin orucu olmaktadır.

Kalbe açılan en büyük kapı gözdür. Bu sebeple Allah Teâlâ gözlerimize hakim olmamız, zinaya saptırması muhtemel olan bakma ve görmelerden sakınmamız konusunda biz kullarını uyarmıştır:

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır./ Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar…Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! (Nur: 24/30-31)

Ailenin korunabilmesi için vazgeçilmez şart karşılıklı sadakat, güven ve iffettir. İnsanoğlunun en güçlü güdülerinden biri olan cinsel arzunun (şehvet) meşrû yollardan yani evlilik birliği içinde tatmin edilmesine izin verilmiş, meşrû olmayan yollardan tatmin ise ayıp ve günah sayılarak yasaklanmıştır. Aileyi korumak için iffet ve sadakati öngören Kur’an, bunları sağlamak ve korumak için yalnızca zinayı değil, insanı zinaya götürebilecek şehvetle bakma, koklama, dokunma gibi adımları da yasaklamıştır. Bu sûrede zikredilen zinanın ve iffetlilere iftiranın cezası, lânetleşme usulü; ayrıca namusla ilgili konularda dedikodu yapmanın, ahlâksızlığa karşı umursamazlık kazandıracak davranışların kınanması, başkalarının evlerine izinsiz girip çıkmanın yasaklanması hep iffetin ve ailenin korunmasına yönelik tedbirlerdir. Buradaki emir ve yasakların “tavsiye niteliğinde mi yoksa kesin ve bağlayıcı mı” olduğu sorusuna cevap aranırken göz önünde tutulması gereken önemli husus, zina ile yasaklanan davranış arasındaki sebep-sonuç veya etkileşim ilişkisidir.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp