Göz orucu ve tesettür

Göz orucu ve tesettür


Göz orucu ve tesettür

 

 

Bundan önceki iki yazıda gözün orucundan söz etmiştik. Özet olarak oruçlu mümin gözleriyle de oruç tutacaktı, bundan maksat da gözün harama bakmaması, helale, Allah’ı hatırlatan güzelliklere bakması, bu güzellikleri yaratan, kendisi Cemîl olan ve cemali (kullarının güzelliklerini) seven Yüce Mevlâ’yı düşünmesi, gözden tefekküre, oradan kalbe intikal ederek gafletten zikre ulaşması idi.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Müminlerin gözlerini koruma vazifeleri yanında, buna yardımcı olmak üzere tesettüre riayet etme vazifeleri de vardır. Güzel dinimiz, insanların normal hayatlarında ihtiyaç duydukları vücut kısımlarını açmalarına izin vermiştir, ama buralara ihtiyaç dışında bakma konusunda da müminleri uyarmıştır. Güzel bir örnek kırsal bölgelerde çalışan kadınlarla ilgilidir. Uzun saçlı kadınların saçlarını toplayıp örtünün altına almalarında güçlük bulunacağı için başörtüsünün altından dışarı salınmasına izin verilmiş, ancak erkeklerin bunlara kasten bakmalarına izin verilmemiştir.

Bu konuda çokça sorulan bir soru da Müslüman olmayan kadınlarla Müslüman kadınlar bir arada olduklarında mahrem yerlerin (açılması caiz olmayan yerlerin) sınırıdır.

Birçok kaynakta yazılan şudur: Gayr-i müslim kadınlar, Müslüman erkekler gibidir, Müslüman kadınlar bunların yanında, ancak Müslüman erkeklere açık olan yerlerini (el ve yüzlerini) açabilirler.

Endülüs-İşbiliye şehrinden, Ebû Bekr İbnu’l-Arabî diye meşhur olmuş bir büyük fakihimiz var (v.543/1148), Şifâ-yı Şerîf adıyla meşhur eserin müellifi Kadı Iyaz’ın hocası olan bu zat hakkında talebesi övücü sözler söylüyor, “hâkimlik yaptığı yıllarda zalimlerin korkulu rüyası oldu” diyor. Ülkesi dışında Mısır, Şam, Bağdad ve Mekke’de bulunan alimlerden islâmî ilimlerin tamamını hakkıyla tahsil ederek allâme olmuş bu zatın “Ahkâmu’l-Kur’an” isimli bir fıkıh-tefsîri de var. İşte bu kitabında, yukarıdaki meseleyi şöyle açıklıyor (Beyrut, 2002, C.III, s. 385):

“Bu konuda (yani Nur sûresinin 31. âyetinde nâmahrenlerden istisna edilenler arasında zikredilen “kadınlar”ın hangi kadınlar olduğu konusunda) iki görüş/yorum vardır:

Kadınlar, bütün kadınların yanında göbek-diz arası müstesna açılabilirler.(Dizin üstü konusunda da farklı görüşler vardır).

Yalnız Müslüman kadınların yanında böyle açılabilirler, gayr-i müslim kadınlar ise erkekler gibidir.”

“Bana göre doğru olan görüş, Müslüman olsun olmasın diğer kadınlar yanında Müslüman kadınların avret yerleri (kapatılması gereken bölge) bakımından farkın bulunmadığıdır. Âyette “kadınlar” yerine “kadınları:nisâihinne) ifadesinin kullanılması söz dizisindeki güzelliği bozmamak içindir.”

Ben de böyle düşünüyorum.

Kadınlarımız ve kızlarımız kendilerine mahsus yüzme havuzlarına gidiyorlar, buralarda haşama giymemiş kadınlar ile Müslüman olmayan kadınlar da bulunuyor, Ebû Bekr İbnu’l-Arabî gibi bir büyük fakihin yorumu onlar için rahatlatıcı olacaktır.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp