Gönlüme Ve Aklıma Dokunan Adam; Ercümend Özkan

Gönlüme Ve Aklıma Dokunan Adam; Ercümend Özkan

Hayatımı anlamlandırmaya amaçladığım ve neden dünyadayım sorusunu sıkça sorup cevaplandırmaya çalıştığım lise yıllarından artık büyük adam olmak için üniversiteye geçiş yapmıştım.Üniversiteye kadar sorguladığım soruları insanlardan dinleyerek,cemaat ve tarikatlarla irtibat kurarak,toplumu gözlemleyerek

Gönlüme Ve Aklıma Dokunan Adam; Ercümend Özkan

 

 

Hayatımı anlamlandırmaya amaçladığım ve neden dünyadayım sorusunu sıkça sorup cevaplandırmaya çalıştığım lise yıllarından artık büyük adam olmak için üniversiteye geçiş yapmıştım.Üniversiteye kadar sorguladığım soruları insanlardan dinleyerek,cemaat ve tarikatlarla irtibat kurarak,toplumu gözlemleyerek bulmaya çalışıyordum ve zaten bu zamanda soruların cevaplarını bulmak içinde herkes böyle yapmak zorundaydı. Aklımdaki soruların belkide yüzde 1-2 lik kısmına cevap bulabiliyor ; hacı hocalarla,cemaatlerden insanlarla tartışıyor fakat bir türlü cevaplar beni tatmin etmiyordu. Hoş sorduğum soruları belki onlarda hayatlarında düşünmemişlerdi , onlarla buluşup konuşunca benim namazda burnumuzu kaşıyınca namaz bozulur mu ,kan ne kadar yayılırsa abdest bozulur gibi sorular soracağımı zannediyorlardı. Yine sorular cevaplanamayınca sen derslerine bak bunları sonra düşünür cevabını bulursun diyorlar benden tıp,hukuk okumamı bekliyorlardı. Fakat ben hala niye varım sorusunu sormaktaydım ve zaten hemşireliği de zar zor kazanmış ailemi mutlu etmiştim.Ve sorular… sorular… artarak  cevaplanamıyor ve artık bu dinin doğru olmadığını bile düşünmeye başlıyordum…Fakat yine delikanlılık zamanımız olduğu için inat yapmış bu soruları araştıracak ve kimin ne olduğuna bakmadan doğruyu bulmak için elimden geleni yapacaktım.

Ve üniversite başlamış aklımdaki sorular cevaplanmak için beklerken bir karar almış aklımdaki konuları sıra sıra belirleyip kim ne cemaate bağlı, hangi yazar ne demiş deyip bakmayıp o konularla ilgili kitapları alacak ,videolarına, araştırmalarına bakmaya başlayacaktım. Aklımdaki ilk konular beni fazlasıyla yoran cemaatler,tarikatlar,tasavvuf,kadın,sünnet vb. konulardı.İşin en ilginç tarafı kur’anı kerimi hiç merak etmemiştim.Belki de aklımdan  geçirmeyişimin nedeni etrafımda hiç konuşulmamasıydı….bilmiyorum…

Lise ve üniversitede bana hep sapık olarak tanıtılan hocalar vardı. Onlara hiç bulaşmamıştım bu zamana kadar, çünkü onlar sapıktı neden onlara bulaşayım ki. Fakat bu hocaları kötüleyen bu insanlar sorularıma neden cevap veremiyorlardı. Eeee madem doğru olanlar onlardı neden cevap veremiyorlardı! Ve karar almıştım hiç bir insanı ayırmadan doğruları bulmak istiyordum kimin ne dediği çok önemli değildi diğer insanlar için. Ve o sapık denen hocalara bulaşma kararı almaya başlamıştım.Bu sapık hocalar sayesinde kur’an diye bir kitap duymuştum.Hani şu Allah’ın son indirdiği kitap;yol gösterici ,hak kitap ,bel altından indirilmeyen,ölünün arkasından sevap alsın diye okunan….( konuyu çok uzatmamak için onunla nasıl tanıştığımı da başka bir yazıda yazabilirim inşallah)

Ve artık onu okumaya, onun üzerinden araştırmalar yapmaya başlamıştım. Elbette onu anlamak bir edebiyatı,matematiği anlamak gibi değildi farkındaydım. 1400 yıl geçmiş üzerinden  ve adına tefsirler,araştırmalar yazılmış ve onu uygulayan bir peygamberle bize aktarılmış,indiği zaman ,mekan ve daha bir çok etken onu anlamak için önemliydi.Ama okuyordum ve  anlıyordum ; zaten hala okuyup anlamaktayım…ve her insanın da anlayacağına eminim.
Aklımdaki sorulara biraz ara vermiştim çünkü kur’anla tanışmak beni baya yormuş ve onu anladıkça diğer soruların aslında çokta önemli olmadığının farkına varmıştım.Ama toplum bu konularla yaşıyor ve hayatlarını bu konulara göre şekillendiriyordu.Bu konuları araştırmaya devam etmeliydim.

Ve artık eski konulara geri dönme vakti gelmişti benim sorularımı cevaplandıramayan cemaat ve tarikatları araştırmaya başlamıştım.O zamanın meşhur gülen cemaati, süleymancılar,nurcular vb…topluluklar üzerinde araştırmalar yapıyor onların eserlerini okuyor ve kuran ve sünnete aykırı uygulamalar görmeye başlıyordum. Aklıma, fıtratıma yatmayan konular  kuranı okuduktan sonra anladım ki islam da zaten yokmuş…Onların yaşadıkları dinin geleneksel bir tasavvuf dininden başka bir şey olmadığını farketmiştim…

Ve konuları araştırırken karşıma Ercümend Özkanın gülen cemaati ve nurculuk ile ilgili şu iki videosu karşıma çıkmıştı ve bunları bu adam 1993 de söylemişti;
https://www.youtube.com/watch?v=Ni3e3RK-Nmw
https://www.youtube.com/watch?v=g25xYRGGAjQ

Ne kadar ilginçti ki bu adam bunları bu cemaatlerin en popüler zamanlarında korkmadan söylüyordu. Bu videolarından sonra diğer videolarını da izlemeye devam ettim.Aslında bildiğim şeyleri bana anlatıyor gibiydi, çünkü bu sapıklıkların bende farkındaydım, okuyup araştırmıştım; fakat toplum baskısı mıdır ya da dışlanma korkusu mudur bilmiyorum bir türlü bu düşüncelere az da olsa olumlu bakıyor ve reddedemiyordum….Ve en önemlisi belki de cesaretim yoktu…

Artık bu adam hayatıma girmişti yüzünde diğer hocalar gibi nur yoktu,sohbetlerinde kimse ağlamıyordu ve kendisi de hiç ağlamıyordu. Böyle hocamı olurdu! Onu araştırdıkça sanki kendi hayatımdan kesitler buluyordum ona da dini kimse öğretmemiş,arapçası normal bir insan gibi,arayış içinde kalarak hocalarla, alimlerle, cemaatlerle irtibat haline girmiş,doğruyu bulmak için yola koyulmuş bir insandı. Ve zaten onun sadece müslüman bir arkadaş olduğunun sonradan farkına varmıştım o benim dostum olmuştu….  Onu hiç görmesem de….

 

Artık bu adam içime o kadar sıcak gelmeye başlamıştı ki illa ki kitapları da olmalı ve ben bunları okumalıyım diye düşündüm. Karşıma çıkan ilk kitabı tam da kafamı yoran o konuyla ilgİli idi ;cemaatler,tarikatlar ve tasavvuf…. Tasavvuf ve islam kitabı çıktı karşıma ve dedim ki kesinlikle bu kitabı okumalıyım; fakat kitap hiç bir kitap sitesinde yoktu.Ama o kitabı bulmalıydım çünkü videoları bir çok şey anlatsa da bütün hocaların her zaman kitaplarının daha elverişli ve anlamlı olduğunu düşünen bir insandım. İstanbul da yaşayan bir arkadaşım sayesinde kitaba 2 ay sonra ulaşabilmiştim .Bu zaman aralığında diğer tasavvufla ilgili kitapları da araştırıyor ve siparişler veriyordum. Sizler de okumak isterseniz buyurun size bir set;

 

Ve artık kitap önüme düşmüştü okudukça duygularım şahlanıyor, yaptığım araştırmalar aklıma geliyor, tartıştığım kavga ettiğim o meşhur nur yüzlü adamlar zihnimden geçiyordu. Her okuduğumda bende böyle düşünüyorum be adam diyordum kendi kendime…. Ama bu zamana kadar neden reddetmemiştim. Çünkü onun kadar cesaretim yoktu…
Bana bu cesareti vermişti Ercümend Özkan. Belki dışlanacaktım fakat bir önemi var mıydı!!!

 

 

Ve artık diğer kitaplarının baskılarını da zar zor bulduktan sonra Ercümend Özkanı okumaya devam etmiştim. Bu zamana kadar bir çok kandırılmışlığımın farkına varmış, bu konuları da  bana yakın insanlara anlatmaya karar vermiştim. Fakat bu adamı etrafımda kimse duymamıştı ya da duymuş çok önemsemeden bir kenara atmıştı ve yine o çok duyduğum kelimeyi bana iade ediyorlardı’sapık o sapık’….. Zaten bu zamanda da öyle değil mi? Kur’andan bahsedenler sapık olarak algılanmıyor mu? Hayatımızda yaşadığımız hurafeleri,sahte mehdileri,uydurulmuş rivayetleri,sahte dinleri birer birer ortaya çıkaran bu insanlar sapık mıydı?

Ercümend Özkan’ın etrafımda tanınmamasının nedenlerini sonra kendi kendime düşününce şu çıkarımlarda bulunmuştum; etrafımda yaşayan insanlar genellikle zaten bu cemaatlere bağlı bir şekilde yaşıyorlar, hocaları ne derse onu okuyorlar ,hocaları ne fetva verirse yapıyorlar, diğer dışarda kalan cemaatlerin kendilerine göre yanlış olduklarını söylüyorlar fakat fazla etkileşime de girmiyorlardı. Çünkü bu farklılıklar islamın zenginlikleriydi onlara göre. Vay vay ki ne büyük zenginlik.. Yine onu tanımamalarının  nedenlerinden bir tanesi de siyasi olarak da etkin olması idi. Demokrasi-laiklik gibi kavramların hiçbir şekilde islamla uyuşmadığını belirtmesi ve bunu 80-90 larda demesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü o zamanlar refah partisiyle cihat yapan müslümanların gözleri iktidardan başka bir şey görmüyordu. Yol doğru mu dava doğru mu sorusu gündemlerinde yoktu. Hoş cihatların da başarılı oldular; büyük adamlık mertebesine erişip,zulüm gören kızlarını doktor, avukat yaptılar, lüks arabalardan inmeyip  deri koltuklarda kıçlarını terletmeye devam ediyorlar…. Heee islam mı? Tabi ki de namaz kılıyorlar….Ercümend Özkan’ın öldükten sonra basılan bu kitabını da şiddetle kendine müslüman diyen insanların okumasını isterim; biraz ağır gelebilir ama….

İşin ilginç taraflarından birisi de benim kur’anı tanıdıktan , peygamberi araştırdıktan sonra Ercümend Özkanı tanımamdı. Eğer ben onu kur’andan önce tanımış olsaydım  onun hakkında ‘ne diyorlan bu adam,ne saçmalıyor,kim ki bu adam bu cümleleri kurabiliyor,alimlere laf atıyor ,sapığın teki vb’. toplumumuzun bilgelik sözlerini  söyleyebilirdim.
Şimdi bu adamın hiç mi hataları yok diyebilirsiniz; elbette var ve olması çok normal o da bir insan. Zaten onu yücelten kelimeler kullansam ilk tokadı da ondan yiyeceğime eminim(böyle bir yazı okumuş olsaydı)

Şuan onun için tek üzüldüğüm nokta başta Tasavvuf ve İslam kitabı dışında bazı kitaplarına zor ulaşıldığı. Neden basılmıyor bu konu hakkımda bilgim mevcut değil, fakat bu kitapları dostlarıma hediye etmek için basılmasını bekliyorum….

 

 

ve yine okumayı sevmeyip dinlemeyi sevenler için faydalı olabilecek 10 videosunu buraya ekliyorum;
https://www.youtube.com/watch?v=Gkp10MQTChs

https://www.youtube.com/watch?v=ZcGOl0AJkRQ

https://www.youtube.com/watch?v=AIERd7VI-sU

https://www.youtube.com/watch?v=5E82MMc5m-0

https://www.youtube.com/watch?v=jVHbXhWB0bg

https://www.youtube.com/watch?v=jLroGPMWOGQ&t=26s

https://www.youtube.com/watch?v=u7kJOKfyQM8

https://www.youtube.com/watch?v=PIYUnSow62E

https://www.youtube.com/watch?v=PyWCaGN3_GA

https://www.youtube.com/watch?v=MpYdTd2KJxs

Bana düşünmeyi, eleştirmeyi, okumayı kazandıran insanlardan Ercümend Özkan ‘a…..

 

 

Huzeyfe Yılmaz

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp