Giderek artan Ermenistan-BAE dostluğu dikkatlerden kaçıyor

Giderek artan Ermenistan-BAE dostluğu dikkatlerden kaçıyor


Azerbaycan ve Ermenistan arasında on yıllardır süregelen Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ krizi devam ediyor. İki ülke arasında son altı yıldan beri, donmuş ihtilafların buzunun çözüleceği yeni bir çatışma sürecine zemin oluşturabilecek bir gerilim hakimdi. En son 2016’nın Nisan ayında, Azerbaycan’ın ikisi sivil 94 şehit verdiği, Ermenistan tarafında 84 askerin öldüğü “Nisan Muharebesi”nden beri taraflar bir kez daha eli tetikte beklemeye geçmişti.

Ermenistan’ın bu yıl 12 Temmuz’da ansızın Azerbaycan’a saldırmasıyla bölgedeki gerilim bir kez daha tırmandı. Bu saldırının öncekilerden farklı bir tarafı vardı. Saldırının hedefindeki Tovuz, Azerbaycan’ın öz toprakları içerisindeydi; yani çatışma Karabağ gibi uluslararası ihtilafa konu olan bölgede değildi. Erivan yönetiminin anlaşmazlık olmayan, Ermenistan’ın da kabul ettiğini söylediği sınırların içinde kalan bölgeye düzenlenen bu saldırı uluslararası hukuka açıkça aykırı bir eylemdi.

Tovuz aynı zamanda Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye koridorunun çok yakınında, yani enerji ile taşımacılık yollarının dibinde olması nedeniyle Türkiye açısından da stratejik öneme sahip. Hazar petrol ve doğalgazı Türkiye’ye bu koridor üzerinden taşıyor. “İki devlet tek millet” olduğumuz Azerbaycan ekonomisinin kalbinin attığı bu bölgede yaşanacak bir çatışma, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattını, Güney Gaz Doğalgaz Boru Hattını ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu doğrudan etkileme potansiyeline sahip.

Azerbaycan Temmuz’dan beri sınır hattında teyakkuz halindeydi. Cumartesi akşamından itibaren Ermenistan’ın Azerbaycan mevzilerini ve bazı köyleri topçu ateşine tutmasıyla tansiyon bu kez daha şiddetli biçimde yükseldi. Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan’la tüm cephe hatlarında şiddetli çatışmaların başladığını ilan etti ve bunun devamında ülkede seferberlik ilan edildi. Azerbaycan tarafında beş sivilin de şehit edildiği çatışmalarda Azerbaycan’ın saldırılara misliyle karşılık vermesi sonucu Ermenistan tarafında 16 asker öldü.

Meselenin elbette pek çok farklı boyutu var. Dün ekonomik sorunlarla boğuşan, Azerbaycan karşısında askeri olarak pek de bir şansı olmayan Ermenistan’ın giderek artan bu saldırgan tutumunun ne olduğu, daha doğrusu arkasında kimlerin olduğu Türkiye’de bolca değerlendirildi. Hemen hepimizin ortak görüşü Azerbaycan’ın Ermenistan’ın agresif saldırılarına karşı yalnız olmadığı, Türk halkının Azerbaycan’ın yanında olduğu ve olacağı şeklinde. Ama aynı zamanda bu saldırının Türkiye’yle de ilgisi olduğu görüşü de pek çok çevre tarafından paylaşılıyor.

Ermenistan’ı destekleyen Rusya, İran, Fransa gibi ülkelerin adı bu bağlamda Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler nedeniyle öne çıkıyor. Bu bağlantılara Temmuz ayındaki yazımda değindiğim için bir kez daha girmeyeceğim. Ama bu yazıda Ermenistan’ı kışkırtan ve gölgelerde saklanan başka bir ülkenin varlığına dikkat çekmek istiyorum.

Son dönemde dikkatimi çeken Ermenistan’la karşılıklı resmi ve ticari ziyaretler gerçekleştiren iki ülke dikkatimi çekiyor. Bunlardan biri Mısır, diğeri ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE). Kahire’nin iplerinin doğrudan Abu Dabi’ye bağlı olduğunu göz önünde bulundurarak BAE’nin faaliyetlerine odaklanalım.

Ermenistan’la ilişkileri 90’lı yılların sonunda başlayan BAE, son dönemde bu ilişkileri askeri, ticari ve uluslararası ilişkiler bazında güçlendiriyor. Coğrafi ve kültürel mesafeleri nedeniyle uzak görünen Abu Dabi ve Erivan, ortak çıkarları olduğunu fark etmiş durumda ve müttefik olma yolunda ilerliyor.

Yeni Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iki yıl önce Moskova yanlısı rejim karşıtı gösteriler sonucu göreve gelmişti. Bu nedenle Rusya onu şimdilik Batı destekli bir “devrimci” olarak görüyor; dolayısıyla Erivan Moskova tarafından yakından izleniyor, takip ediliyor. Ermenistan’a daha yakın durmakla birlikte Kafkasya üzerindeki nüfuzunu kaybetmemek adına Azerbaycan’ı bütünüyle karşısına almak istemeyen Rusya’nın Türkiye ve Azerbaycan’a karşı beklediği desteği vermemesi Erivan’ı başka ittifak arayışlarına itiyor. Öte yandan ABD’nin İran’la yakın ilişkileri nedeniyle, İsrail’in hem İran ilişkileri hem dünyada “soykırım” iddiasını bir tek Yahudilerin taşıyabileceği düşüncesiyle hem de Azerbaycan’la yoğun silah ticareti nedeniyle mesafeli durduğu Ermenistan, ekonomisini de düşünerek Körfez’in zengin ülkesi BAE ile ilişki geliştirmeye büyük önem veriyor. BAE’nin Yakın ve Orta Doğu’daki giderek artan aktif müdahaleci politikaları ve özellikle Türkiye’ye karşı yürüttüğü düşmanca siyaset de Ermenistan’ın Abu Dabi ile yakınlaşmasında büyük bir etken.

Ermenistan son dönemde BAE ile yakınlaşıyor dediysem de yakınlaşan ilişkilerin geçmişi on yıldan da öteye, iki ülkenin ekonomik ilişkilerini güçlendirme kararı aldığı döneme kadar uzanıyor. Abu Dabi bölgedeki nüfuzunu artırmak amacıyla Ermenistan’la bir mutabakat anlaşması ve çeşitli ticari anlaşmalara imza atarak ticaret, turizm, enerji, tıbbi destek, teknoloji, altyapı ve finans sektörü bazında yakınlaşma kararı almıştı. Son dönemde buna askeri alanda yakınlaşma da eklendi.

Bölgeyi kasıp kavuran Arap Baharı’yla beraber BAE’nin yumuşak güce dayalı ekonomi ağırlıklı politikalarının yerini askeri çatışmalara destek veren bölgesel güç olma yönündeki agresif tutumu aldı. Bu süreçte Orta Doğu’nun büyük kesiminde Katar’a ek olarak giderek görünür hale gelir şekilde Türkiye’nin karşısında durmaya başladı. Mısır’daki darbeden Libya’daki iç savaşa, Türkiye içerisinde 15 Temmuz darbe kalkışmasına varan iç karışıklıklarda, Sudan’da Türkiye’ye yakın Ömer el Beşir’in devrilip yerine Suudi-BAE eksenine bağlı yeni bir yönetim kurulmasına, Suriye’de Esad rejimi ve PKK’ya verdiği desteğe ve finanse ettiği uluslararası medya grupları ve düşünce kuruluşları üzerinden yürüttüğü Türkiye karşıtı kampanyalara ve daha pek çok örneğe bakarak BAE’nin Ermenistan-Azerbaycan arasındaki bir çatışmada Ermenistan’ın yanında duracağına şüphe yok. Kafkasya’da yeni bir cephe açmayı özellikle Türkiye’ye karşı düşmanca tutumu nedeniyle isteyen BAE, aynı zamanda bu bölgede de Ermenistan’la ilişkilerini geliştirerek büyük bir yatırımcı olmayı arzuluyor.

2019’daki BAE-Ermenistan Hükümetlerarası Komisyon toplantısında Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian ve Abu Dabi’nin de-facto yönetici ve önde gelen Türkiye karşıtı ismi Muhammed bin Zayed ile bir araya gelerek çok sayıda anlaşma imzalamıştı. Bu görüşmeden çok kısa bir süre sonra, BAE’nin kuklası konumundaki Libya’daki savaş lordu Halife Hafter’le birlikte hareket eden Tobruk’taki gayrimeşru yönetim sözde Ermeni soykırımını tanıdığını açıklamıştı.

Sarkissian’ın son iki yıl içinde Fransa’nın ardından en çok ziyaret ettiği ülkenin BAE olduğunu ve tüm ziyaretlerinde Muhammed bin Zayed ile bir araya geldiğini not düşelim. Tahminleriniz Rusya ziyaretlerinin başı çektiği olabilir ama Sarkissian bugüne kadar Moskova’ya hiç ziyaret gerçekleştirmedi. Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Volkan Bozkır’ın BM Genel Kurulu Başkanlığına gelmesine karşı oluşturduğu bloğun propagandası yine BAE tarafından yapıldı. Aynı zamanda her iki ülkenin Suriye’de PKK ve Esad rejimine verdiği destek de not edilmeli.

Biri Orta Doğu’da daha fazla destek arayan diğeri Kafkasya’da etki sahibi olmak isteyen iki ülkenin ortak düşmanı Türkiye. İsrail’le normalleşme anlaşmasıyla beraber Tel Aviv’i şimdilik kızdırmamak adına Ermeni soykırımını tanımayan ancak yakında bunu da yapacağına kesin gözüyle bakabileceğimiz BAE, Azerbaycan’a da silah satması nedeniyle Rusya’ya öfkeli olan ve yeni müttefikler arayan Ermenistan’ın yeni dostu olarak Erivan’ı Azerbaycan’a ve de Türkiye’ye karşı kışkırtanların başını çekiyor olabilir mi? Açıkçası son yıllarda gördüklerimizden sonra benim buna şüphem yok.

Google+ WhatsApp