Gezi soruşturması, Koç’a da uzanır mı?

Gezi soruşturması, Koç’a da uzanır mı?


Gezi soruşturması, Koç’a da uzanır mı?

 

 

Gezi isyanının odağındakilerin tespiti amacı ile, dün bir operasyon daha başladı..

Birkaç öğretim üyesi gözaltına alındı..

Devamı da gelecek gibi..

Gelsin de..

Madem ki insanlar, “üç tane ağacı” bahane ederek bu ülkede isyana kalkıştılar..

İnsanların ölümüne, kamu mallarının yağmalanmasına, tahrip edilmesinesebep oldular..

Bir tane üniversiteli kızın, 10 Kasım’ın 9’u 5 geçesinde, niçin yürüyor diye sorgulandığı, sorgulanabildiği bir Türkiye’de..

Hatta tutuklandığı, üç gün cezaevinde kaldığı..

Ve halen de yargılandığı bir Türkiye’de..

Binlerce insan, kamu görevlileri ile başa baş, göze göz kıran kırana bir kavgaya tutuştu iseler..

Polis panzerleri yakılıp, belediye otobüsleri kullanılamaz hale getirildi ise..

Polis minibüsü yakılırken, içinde belki bir canlı vardır diye İtfaiyenin olay yerine hızla intikal etmek istemesi sırasında, önü kesilip, müdahalenin engellenmek istenilmesindeki gibi, gözleri dönmüş hainlerle karşı karşıya kaldı isek..

Olayların tüm organizatörlerinin bulunup ortaya çıkarılmasındaki zorunluluk, aynı olayların bir daha tekrarlanmaması için de gereklidir..

“Masum bir protesto idi, üç günden sonra çığrından çıktı” diyeninden başlayın..

“Sonuna kadar sivil bir direnişti” diyenine kadar..

Devletin hastanesinden koli koli ilaçları alıp, Gezi Parkı’na getireninden başlayın..

Gezi Parkı’ndaki gençler bir an olsun o alanı terketmesin diye, market kamyonları ile alana yiyecek getirenlerine kadar..

Koç’a kadar..

Herkesin sorgulanması gerekir..

“Koç da nereden çıktı” demeyin..

Gezi Parkı’nın hemen 10 metre ötesi, Koç’un oteli..

Gezi Parkı’ndaki katılımcılar, Divan Oteli’nin lobisinde oturdular.. 

Yediler.. İçtiler.. 

Sonra, kaldıkları yerden protesto adı altındaki isyanı sürdürmek için, tekrar parka geçtiler..

Divan Oteli’nin girişindeki pastane, Gezi’ciler yararına acil müdahalelerde bulunulması için, o dönemde revir olarak kullanıldı.. 

Böylece, polisle çatışanlardan yaralananlar hastanelere gidip, kayda girmemiş oluyorlar.. 

Hem de.. 

İsyan alanını terketmeden, yaralarını tedavi de ettiriyorlardı..

O tarihlerde sosyal medyada yapılan paylaşımlardan anlaşılıyor ki, Divan Oteli adeta bir buluşma merkezi olmuş..

Divan Oteli’nin altındaki otoparkın işleticisi İspark olsa da..

Fiilen Divan Oteli yetkililerinin de sözünün geçtiği bir alan olduğu için.. 

O otoparkta, İspark görevlileri devredışı bırakılmış.. Kutu kutu ilaçlar, sedyeler depolanmış...

Girişteki revirde ve çevrede oluşturulan diğer acil müdahale noktalarında kullanılmak üzere, ilaçlar otoparka doldurulmuş..

Yine Koç Üniversitesi, o tarihlerde sınavlar devam etmesine rağmen..

Öğrenciler Gezi isyanından geri kalmamaları için, sınav takviminde esnekliklersağlanmıştı..

Aynı tarihlerde...

Koç Üniversitesi’nin mezuniyet törenindeki sloganlara seyirci kalınması da cabası..

Mezuniyet törenine, yine 2013 Haziran’ında askeri darbe ile devrilen Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’nin aleyhtarı birisinin getirilip konuşturulması, başlı başına bir operasyon..

O zaman?

Tüm bu maddi verilerin arkasında, hangi planlar vardı, araştırılmamalı mı?

O tarihte sosyal medyada yaygınlaştırılan, Ali Koç’un Gezi’cilere destek amacı ile yaptığı iddia edilen, “Divan Otel’in kapısı kapanır, otele polis alınır ve otelde yardımlar kesilirse ordaki herkesi işten çıkartırım” açıklaması birinci ağızdan ve paylaşımlar taze iken hemen yalanlanmadı..

Gezi’cilere destek verdiği yönündeki haberler için, özellikle Akit gazetesine onlarca dava açan Koç grubu, eğer o sözler sarfedilmemiş idiyse, söylenmiş gibi haber yapanlar için tek bir dava açmadı!

“Koç ailesine yakın kaynaklar” diyerek, bazı yalanlamalar yapılmış ise de..

Sonraki günlerde de hem Divan Oteli’nden Gezi’cilerin istedikleri gibi yararlanması gereçeği karşısında..

Hem de..

Sosyal medyada Koç grubuna ait övgülerin ardının kesilmemesi..

Danışıklı dövüş iddialarını güçlendirdi..

Dolayısı ile, akıllara gelen soru, şu oldu:

Acaba, “Siz o sözleri, benimmiş gibi yayın. Gezi’cilere cesaret gelsin..‘Türkiye’nin en büyük holdingi bu Gezi olaylarının arkasında ise, artık bunun karşısında hiçbir siyasi duramaz’ algısı oluşsun.. Ancak, ben kendimi de sağlama almak için, ikinci ağızdan o sözleri yalanlarım. Siz yalanlamaya bakmayın.. Duruma göre de, hareket ederiz” taktiği mi uygulandı?..

Bunu bilmek hakkımız..

Bunu bilmek, Türkiye’nin hakkı..

Yeni yeni darbe girişimlerine, sokak hareketlerine şahit olmamak için..

 Sadece Bilgi Üniversitesi’nin.. Sadece Boğaziçi Üniversitesi’nin öğretim üyeleri değil..

Koç Üniversitesi’nin öğretim üyeleri de sorgulanmalı..

Bu talebimizi, kimse, özgürlüklerin kısıtlanması olarak yorumlamamalı..

2013 Haziran’ında...

Darbeciler Mısır’da amaçlarına ulaştılar..

Bir gecede, 5 bin insan, silahlarla taranarak şehit edildi..

Seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi cezaevine konuldu..

Darbeci Sisi, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu..

Aynısı..

Türkiye’de yapılmak istendi..

Tayyip Erdoğan devrilecek, büyük ihtimalle Fetullah Gülen de..

O tarihte henüz hainlikleri deşifre olmadığı için..

Gelip, Türkiye’de hazırlanan saraylarına yerleşecekti..

Bu uğurda, 5 bin, 10 kişinin ölmesi..

Aynen Mısır’dakilerin yaptığı gibi..

Hiç de çekinilecek bir olay değildi..

Bu kadar önemli bir darbe girişimi, bastırıldı diye..

Hiç olmamış gibi sayamayız..

Bu olayın içinde kim var ise..

Hepsi sorgulanmalı, hesap vermeli..

Koç var ise, Koç hesap vermeli..

Öğretim üyesi var ise.. Onlar vermeli..

Aksi takdirde, (Allah korusun) bir başka darbe girişiminin de, bastırılma garantisini, kimse veremez.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp