Geri sayım: Birinci gün!..

Geri sayım: Birinci gün!..


Siz bu satırları okurken, dünyanın merakla, özellikle de ‘elitin’ korkuyla izleyeceği bir gün başlamış olacak…

Amerikan güvenlik kurumlarından ve medyanın tamamından durmaksızın akan haber, fotoğraf ve raporlar, günün büyük tehditler doğurması ihtimaliyle, gittikçe genişleyen önlemleri resmediyor. Bunlar dahi ülkedeki tansiyonu yükseltiyor, riski artırıyor…

Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının yayınladığı, ilk bakışta, “demokrasiyi, anayasayı ve yeni Başkan’ı” koruma amaçlı ‘muhtıra’ da buna dahil. On binlerce askerin başkenti ve eyalet meclislerini işgal ‘görüntüleri’ gerçekte bu intibaı veriyor.

Türkiye ise ABD ile özel ilişkilere sahip, çıkar çatışması yaşayan diğer ülkeler gibi, Biden döneminde Amerikan dış politikasının, küresel güvenlik anlayışının nasıl gelişeceğini izliyor. ‘Oyundaki’ ülkelerin hepsi, ABD iç çarklarındaki aşırı ısınmanın bu sorunun temel cevabı olduğunun farkında…

Bu durumda yeni Amerikan yönetiminin iç ve dış politikasının ‘aynı’ membadan beslenen ‘hibrit’ bir uygulamayla işe başlayacağını görmek gerekiyor…

EŞİTLİĞE UYUM SAĞLAYAN KÜÇÜKLÜĞE DE RAZI OLUR…

“Bana göre, bugün ABD dış politikası için en büyük zorluk, Amerikan egemenliğinin azaldığı uluslararası bir manzaraya uyum sağlamaktır. Açık söylemek gerekirse, Amerika artık jeopolitik bloktaki tek büyük çocuk değil. Aslında, Amerika’nın bizden önceki yüzyıldaki yerini korumak konusunda hâlâ iyimserim. Saati Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu ana geri döndüremeyiz. Ancak en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca dünyanın en önemli gücü olmaya devam edebiliriz. Daha rekabetçi bir dünyada var olmak için dostlarımız ve rakiplerimiz arasında yer alırız. Akıllıca oynarsak hâlâ ana rakiplerimizden daha iyi oynayabileceğimiz bir elimiz var”…

Bu sözler, yaklaşık 10 gün önce Biden tarafından CIA direktörlüğüne atanan William Burns’e ait! (‘The Diplomacy Imperative: A Q&A with William J. Burns’, Mayıs 2019, The Foreign Service Journal.) Burns, CIA tarihinde kurumun başına getirilen ilk kariyer diplomat. Sıra-dışı bu atama bile Biden yönetimin dış politikasının nasıl olacağına ilişkin ipucu veriyor. Son dört yıldır CIA’in ismi neredeyse unutulmuştu.

Burns, dış politikada aşırı askerî güç kullanımını, öncelikli tercih olmasını doğru bulmuyor. Diplomasi ve istihbaratın, güvenlik ve dış politika konularında “sırtlarını birbirine vererek” çalışmasını tercih ediyor. Bu iki ilke şimdi CIA’in bir numaralı koltuğunda vücut buluyor.

Biden dış politikasına ilk bakış CIA, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nı bu verilerle ele aldığınızda, başta Rusya ve Çin’le ilişkilerde yapılacak yolun-yeni yol bulma şansı artık kalmadı-hangi taşlarla örüleceğini gösteriyor.

Yine Burns, NATO’nun, Soğuk Savaş sonrası Rusya’yı daraltma hedefiyle ‘genişlemesinin’ büyük hata olduğunu düşünüyor. Bu cümle Kremlin’den karşılık bulur. Çünkü Putin’in Sovyetler’in çökmesinden çıkardığı, hatta zamanın Sovyet liderlerine sitem ettiği, bugüne kadar ‘içinde’ taşıdığı bir bagajı açıyor. ABD’nin sözünü tutmayıp, Rus arka ve ön bahçelerini hallaç pamuğu gibi atan, 1990’lı yıllardan 2000’li yıllara ulaşan, Rusya’nın ABD/NATO’ya güvensizliğinin temeli olan genişleme sürecinin-sanmıyorum ama-durması iyi başlangıç olabilir. İlk adımı silahların kontrolüyle gelebilir.

DOĞU’YA NÜFUZ GÖÇÜ ‘UYUMLA’ İDARE EDİLEBİLİR Mİ?..

Biden ve danışmanlarının söylemleri, temel kurumların başına bu düşüncelere sahip insanların getirilmesi, ABD’nin hegemonya hırsını artık diğer ülkelere dayatmayacağının angajmanı anlamına gelir mi?

Normal şartlarda evet. Örneğin İran konusunda vaat ettiği tutum da benzer ipuçları taşıyor. Fakat yeni ABD yönetiminin, Rusya ile ‘meselelerini’ önceye alan, Çin’i erteleyen, transatlantik ilişkilere ağırlık vereceği anlatısı güncelliğini korumakla kalmıyor, aktüalite içinde sıcaklığını başta kaybetse de, son yüzleşmeden kaçınılamayacağı gerçeği ortada duruyor.

Mesela, Kafkasya’daki yeni duruma ABD’nin ‘uyum sağlaması’ mümkün değil. Çünkü orası büyük haritaya ait. Şu an bozması da mümkün değil. Gücü yetmiyor. O halde sınırlı bir angajmandan bahsedebiliriz ve ikinci bir faza geçmesi işte ABD iç hastalıklarına şifa bulunup bulunmayacağıyla ilgili.

Süreci tekrar anlatmak anlamsız, özü şu; Salgın Doğu’ya güç ve nüfuz akışını hızlandırdı. Bununla kerhen uyum politikası bir seri komplikasyon ortaya çıkaracak, kritik zamanı harcayacak ve bir yansıması ABD dahiline olacak…

Bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın yemin kürsüsünden yapacağı konuşma bu iç-dış zorluğa nasıl deva dağıtacağının işaretlerini taşıyacak. Kapsayıcı olacağı muhakkak. İç çatlakları yamamak için büyük para harcanacağı artık belli. CIA’in başına Burns’ü atamakla salgın için 1.9 trilyon dolarlık yardım paketinin açıklanması aslında aynı şey.

Toplumsal çöküşü aktif ve yıkıcı hale getiren salgındı. 400 binden fazla ceset Amerika’daki ulusal mutabakatı bozdu. Artık daha çok Amerikalı bu çadırın kendisini korumadığını düşünüyor. Dış politikadaki hegemonya erimesi de bileşik kaplar kuralı. Bu yüzden orta ve alt sınıfa büyük para akıtılacak. Ve bunun hemen, şu an yapılması gerekiyor. Sağlık ve yiyecek ihtiyacını karşılayamayan kitlenin Amerika’yı yırtacağı gerçektir.

Bu seviyede paranın-toplamda 20 trilyon dolarlık bir meblağdan bahsediliyor-basılması kısa vadede rahatlama sağlasa da hemen orta vadede yıkım getirecek. Bu da ‘bütün korkuların toplamı’ demek. Hem Amerika dağılır hem küresel tahtı düşer.

Bugün yapılacak büyük hata ise, eğer yemin töreninde olaylar çıkarsa, ezmek için sınırı aşan askeri güç kullanılması olur.

Google+ WhatsApp