“Gerekirse silah kullanırız” demek, darbe değil de nedir?

“Gerekirse silah kullanırız” demek, darbe değil de nedir?


“Gerekirse silah kullanırız” demek, darbe değil de nedir?

 

 

Ergenekon’cuları savunan solcular..

Balyoz’cuları savunan ulusalcılar..

Gerekçe olarak “Hani nerde, ne darbesi olmuş? Ne olmuş da Enrgenekon’cuları darbe girişiminde bulunmakla suçluyorsunuz?” diyorlar..

“Balyoz denilen uydurma bir plan.. Bu bir senaryo.. Darbe olmamış ki, ceza vermeye kalkıyorlar” diyor, Balyoz’cuları tümü ile beraat ettirmeye çalışıyorlar.

En başından beri söyledik: “Ergenekon davasında gerçekten mahkum olması gerekenler var. İş sulandırılıp, şahsi intikam için davaya karıştırılanlar var. Aynısı, Balyoz’cular için de geçerli..”

Bu karşı tezimize ulusalcılar da, solcular da pek itibar etmiyorlar..

Ergenekon ve Balyoz’da, gerçekleşmiş bir darbe de bulunmadığı için.. 

Sadece hazırlık işlemleri veya küçük küçük hareketlenmeler söz konusu olduğu için..

Tartışma uzuyor..

Neticeye varamıyoruz.

Ama maskeler, 28 Şubat davasında iniyor..

28 Şubat davası, Ergenekon veya Balyoz gibi, tamamlanamamış bir darbe girişimi değil..

28 Şubat; tamamlanmış, neticelenmiş, meşru hükümetin indirilip, yerine darbecilerin istedikleri bir hükümetin kurulduğu ve o hükümetin de darbecilerin istediği kanunları çıkarttığı dört dörtlük bir darbe..

“Biz ne yaptık ki?.. Hükümet kendisi istifa etti” diyorlar..

28 Şubat’ta, Başbakan’ın emri altındaki generallerin tehditlerini, şantajlarınınormal gibi göstermeye çalışıyorlar..

Soralım o zaman: 

1) Başbakan Necmettin Erbakan, YAŞ toplantısı vesilesi ile, kuvvet komutanlarına yemek verdiğinde, garsondan rakı isteyen Güven Erkaya’nın hareketi sıradan, normal bir hareket midir?

Bu hareketi yıllar sonra anlatan Güven Erkaya’nın ifşa ettiği üzere, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın da, rakı isteyen komutana, “İyi yapmışsın”demesi normal bir hareket midir?

İtiraz edecekler, “Yemekte rakı istedi diye. Veya rakı isteyene ‘İyi yapmışsın’ dedi diye, generallere ceza mı verilecek?”

Peki vermeyelim..

Sormaya devam edelim: 

2) “Gerekirse silah kullanırız” ifadesi birden fazlanın gazetenin manşetine çıktığında, generaller, “Biz böyle bir şey söylemedik” açıklaması yaptılar mı?

Yapmadılar..

Yani o ifadeyi kabullendiler..

Ne anlama geliyor, “Gerekirse silah kullanırız” başlığı?..

Darbeden başka bir şeyi mi ifade ediyor?

Daha sonraki tarihte hükümetin istifası gerçekleşmemiş olsaydı bile, bu başlığın tanımlaması, en azından “Darbe tehdidinde bulunmak” değil miydi?

3) Tuğgeneral Osman Özbek’in, “Başbakan değil, istersen bilmem ne bakanı ol” şeklindeki ifadesi, darbe yolunda bir atlama taşı değil miydi? 

Bu hakaret/tehdit sonrasında, o generalin görevden el çektirilmemiş olması.. Haydi ihracını bir kenara bırakalım.. İstifa ettirilmemiş olması, hangi hukuk devleti ile bağdaşır?

Bugün bir general, aynı sözü sarfetse, anında kendisini kapının önünde bulur mu, bulmaz mı?

Daha önemlisi..

Bulması gerekir mi, gerekmez mi?

Bulması gerekir ise, Osman Özbek’in o sözlerinden sonra, Kara Kuvvetleri Komutanı’nın da “Ağzına fermuar mı çekelim” açıklaması, hangi anlama gelir?

Bir general, Başbakan’a, yani anayasal hiyerarşi içinde amiri konumundaki birisine “İstersen bilmem ne bakanı ol” dediğinde, bunun cezasız kalması, bir hukuk devletinde mümkün müdür?

Mümkün diyorsanız, “Fermuar mı çeksin” diye, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı’nın tepkisini haklı buluyorsanız, Akit TV’de Ahmet Keser’in açıklamasına niye “Ağzına fermuar mı çekelim” tepkisini vermiyorsunuz?

Dahasını söyleyeyim..

Osman Özbek’in o tehdidine karşı, Süleyman Demirel de, Cumhurbaşkanı sıfatı ile, “Boşalma hakkını kullanmış” demişti..

Bugünlerde Ahmet Keser’i, Akit TV’yi topa tutan medya mensupları da, o zaman Demirel’i destekleyerek, “Boşalma hakkını kullanmış” manşeti atmışlardı..

Aynı mantıkla.. Ahmet Keser’e ve Akit TV’ye de, “Boşalma hakkını kullanmış”diyebilir misiniz?

Ki, Ahmet Keser bir memur değil.

Sözleri kendisinin amirine yönelik değil..

Ahmet Keser’in belinde silah yok..

Sözlerinin eli silahlılara mesaj taşıdığını söyleyebilecek bir ortam yok..

Aynı konuda, bir soru daha:

Osman Özbek’in o tehdit ve hakaretinden sonra, bugünlerde Akit’i hedef tahtasına koyan 28 Şubat’çı medya mensuplarının, bir üst düzey generale gönderme yaparak attıkları “Daha ağır sözler gelecek” manşetinin anlamı nedir?

Bunun ceza hukuku anlamında hiçbir yaptırımı yok mudur?

Geçelim sorularımıza..

4) Genelkurmay Başkanlığı, o tarihte yargı brifingleri ile neyi amaçlamıştır?

O brifingde, ekrana Başbakan Necmettin Erbakan’ın fotoğrafını koyarak, “İrtica birinci tehdit haline geldi” iddiasında bulunurken, bir maddi hata mı olmuştu? Necmettin Erbakan, fotoğrafların karışması sebebi ile mi, ekrana gelmişti?

İrtica ile Necmettin Erbakan’ı, yani generallerin amiri konumundaki bir kişiyi yan yana koyan bu komutanlar, aynı zamanda “PKK yerine artık birinci tehdit irtica”manşetini attırmalarına rağmen, darbe niyetleri olmadığını nasıl söyleyebiliyorlar?

5) “Gerekirse silah kullanırız”, “Artık PKK değil, irtica birinci tehdit”, “Bu sefer silahsız kuvvetler işi halletsin” manşetlerini, generallerle konuşmadığı halde, medyadaki darbe heveslileri mi attı?

Öyle ise, o tarihte niçin bu manşetler tekzip edilmedi?..

O gün atlandı ise, bugün itibari ile, o manşetleri atanlara dava açıp, “Bizi darbe suçundan yargılanma durumuna düşürdünüz. Oysa biz size böyle konuşmalar yapmamıştık” niye demiyorlar?

Sonuç:

28 Şubat darbesini yapanlar, zannettiler ki, “Hükümeti deviririz, sonrasında hükümeti kurarız, kimse de bizden hesap soramaz..”

Bugün o hesap soruluyor işte..

Geçen süre içinde çıkan kanunlar gereği, 70-75 yaşındaki bu generaller için, pek cezaevi yolu görünmüyor..

Dolayısı ile, bu ülkeye bir iyilik yapsınlar..

Suçlarını itiraf etsinler..

Suç ortaklarını deşifre etsinler..

Medyadaki işbirlikçilerini ilan etsinler..

Bu ülkeye ihanet edenler, en azından mahkeme kararı ile, kağıt üstünde mahkum olsun..

Nokta.. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp