Gerçeklerin üstünü örtmek

Gerçeklerin üstünü örtmek


Gerçeklerin üstünü örtmek

 

 

Fanatizm körlüğü insanın alanını daraltıyor. Bağlı bulunduğu, tutulduğu, âşık olduğu şeylerin, kimselerin, dünyanın daracık kozasına sıkışanların hayat anlayışı. Bulunduğu yerin dışında ne olup bittiği umursanmıyor bu kesimlerce. Bu, sadece belli bir kesim için değil hemen hemen aynı mantık içinde olanlar için geçerli.

Hayatın korkunçluğu burada. Onun içindir ki kimin ne durumda olduğunun çok da önemi yok. Gerek toplu ve gerekse bireysel intihar edenlerin, mutlaka nedenleri var. Nedensizlik üzerinde oturup değerlendirmede bulunmak ayrı bir körlük.

Siyasal sloganlar kimi zaman artık hem yalama oluyor ya da araç olarak kullanılıyor. Yalama olması çürümedir. Artık amaçsızlık orada söz konusu oluyor. Araç olması dönemseldir, birileri kullanır, geçen gider başkaları gelir onları yerli yerine oturtur. Amaç olmaktan çıkan bütün deyimler, deyişler kendi gerçekleri içinde mutlaka karşılık bulur.

İslâm; bugünün seküler, çürümüş, çıkarcı insanları üzerinden değerlendirilemez. Sonuçlar insanlardan kaynaklanıyor. İnsanlar sahih iseler sonuçları da sahih olur. Müslümanların İslâm adına olan gayri ya da tuhaf hâlleri İslâm’a asla bağlamaz. Ancak güven duygusunu azaltır, inanışları çürütür, insanları hakiki olandan uzaklaştırır.

Toplumsal çürümenin boyutları çok boyutlu. Bunları üzerinde durmak yerine hakikati hayatın içinde tutmak ve değer vermek asıl önemli olanı. Suyun veya özün kaynağı en saf hâlidir. Müslümanlar büyük bir birikim ve medeniyet sahibi. Bunun öz olanında kendini bulmaya bakması onu sağlıklı sonuçlara götürür.

Hayat genel anlamıyla deneyimlerle oluşur. Bu deneyimlerin sağlıklı olanları insanları ya da toplumları ayakta tutar. Yüzyıllar boyu süren, oluşan büyük uygarlığın, kültürün özüne sahip çıkmak onun üzerine hayatı sürdürmek sağlıklı sonuçlara götürür.

İnsanı kurtarma en temel olan ilke. Hz. Ali, bir olayı örnek gösterir buna. Efendimiz bir suçtan ötürü birini ağır olarak cezalandırır. Fakat sonra da siz bu cezayı uygulamayın uyarısında bulunur. Hatta kimi zaman iradesiyle verdiği kararları da onaylar. Amaç insanı kurtarmak.

Siyasal körlükler bazı gerçekleri görmeye engelliyor ne yazık ki. Özellikle günümüzde. Dengeler iyice bozulmuş durumda. Mazlum ve mağdur olanların hâllerini ancak benzerleri anlarlar. Çünkü onlar o hâlin içindedirler. Fakat bazıları bunu asla anlayamazlar. Muhafazakârlık insanı bu kadar köreltememeli. Kendisinin aleyhine bile görünen bir gerçek var ise onun üzerine gitmeli ve doğru olanı bulmalı.

Şu intihar olayları ne yazık ki birçok şeyi doğru ya da yanlış sağlıklı ya da değil gündeme getirdi.

Bir insan, çocuklarının ve kendisinin hayatına son veriyorsa, dünyası yıkılıyor. Artık geride kalanlar onun umurunda değil. Sonuçları ne olursa olsun ilgilendirmiyor. İşin kolayı, hakikaten uzaklaşarak artan bu sorunların nedenleri üzerinde durmak yerine kişileri cehennemlik olarak yaftalamak ne kadar doğru? En azından şu yapılabilir, hiç olmazsa intihar etme eyleminde bulunabileceklerinin bundan vazgeçmelerini sağlayacak bir ortam sağlanabilir. İnsanları cehenneme postalamak yerine cehennemin kapılarını kapatmak daha sağlıklı bir düşünüş olamaz mı?

Muhafazakâr iktidar birkaç cinayetle, ya da intiharla öyle kolay kolay çökmez. Çökmez çünkü fanatizm ruhu o kadar baskın ki taraftarlar asla işin o tarafına bakmıyor ve görmüyor. Şimdilik öyle görünebilir. Fakat çürümenin getireceği sonuçlar ileride çok daha büyük sorunlar getirir, altından da çıkılamaz olur.

Bunu salt muhafazakârlar için söylemiyoruz toplumun hemen bütün kesimleri için geçerli. Biz toplum olarak birbirimizin aynasıyız. Bir taraf mağdur olunca diğerine kör ve sağır.

Toplumsal çürüme gerçekleri görmezlikten gelme ve üstünü örtme ile olur. 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp