Gerçek Din Kur’an

Gerçek Din Kur’an

Gerçek Din Kuran. Din nedir diye sorduğumuzda herkes kendi inancına göre cevap verir. Kimisi (ritüel)ayinle ilgili ibadetler, kimisi sihir, büyü, fal kimisi de rüyalarına girecek ak sakallı bir dede veya Hızır. Peki, Allah’ın bize gönderdiği gerçek din nedir? Bunu öğrenebilmek için hacıya hocaya değil, Allah’ın kitabına

Gerçek Din Kur’an

 

 

Gerçek Din Kuran. Din nedir diye sorduğumuzda herkes kendi inancına göre cevap verir. Kimisi (ritüel)ayinle ilgili ibadetler, kimisi sihir, büyü, fal kimisi de rüyalarına girecek ak sakallı bir dede veya Hızır.

Peki, Allah’ın bize gönderdiği gerçek din nedir?

Bunu öğrenebilmek için hacıya hocaya değil, Allah’ın kitabına sormalıyız.

“ Din: Bir yaşantı şeklidir.

Hayatimizin tamamını kapsar. Sözlerimiz de, davranışlarımız da bireysel, ailevi, sosyal.

Namazımı kılar hacca giderim ama sözlerimde ve davranışlarımda da doğru ve güvenilir olmalıyım.

Yaptığım ibadetler beni iyiliğe sevk etmeli kötülükten alıkoymalı. Eğer alıkoymuyorsa yaptığım ibadetler sadece hareketlerden ibarettir.

Yaşantı şeklimizi bu düzene koyabilmemiz için dünyada var olma sebebimizi bilmemiz gerekir.
Allah kim, ben kimim, niçin yaratıldım vb. Eğer bazı soruların cevabini bilmiyorsak hayatımıza da bir yol çizemeyiz.
Peki, bu soruların cevabin nasıl öğreneceğiz?

Elbette ki bizi bizden daha iyi bilen Allah’tan.
Allah kendisini tanıtmadığı sürece Allah’ı kim bilebilir.

Rabbim bizlere Kaf Suresi 16. Ayetinde bizlere şah damarımızdan bile daha yakin olduğunu söylüyor.

Cahiliye döneminde insanların Allah tasavvuru nasıldı?
Allah’ı inkâr mı ediyorlardı?
HAYIR.

Allah’ın varlığına inanıyorlardı, ama Allah’ın gökyüzünde bir yerde olduğunu ve Allah’ın dünyadaki insanların dünyalık işlerine karışmayacağını düşünüyorlardı.

Yani, Allah’tan bağımsız bir hayat yaşıyorlardı.

“Mekkî ayetlerde Allah sürekli Rab ismiyle hitap eder. Çünkü cahiliye dönemindeki insanlar, Rab kelimesinin ne demek olduğunu biliyorlardı.
“Rab: Terbiye eden, müdahale eden ve eğiten anlamındadır.
Onların kabul etmedikleri durumda buydu. Kendilerinin hayatına düzen koyan, terbiye eden Allah değil örf ve adetleriydi, hevâ ve hevesleriydi, statüleriydi.
Yani dinleri (yaşantı şekilleri) buydu. Allah’ın yasalarıyla değil kendi yasalarıyla yaşıyorlardı.

Tövbe Suresi 31. ayetinde Rabbim şöyle diyor: Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle Emir olunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; O yüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır,’

Bu ayetler indiğinde Sahabelerden Adiy b. Hatem, Müslüman olmadan önce Hıristiyan idi. Ady b. Hatem şöyle diyor: Ey Allahın resulü,” bizler din adamlarımızı Rab olarak görmedik. Peygamberimiz diyor ki, Rab demek alnımızı yere koymak değil din adamlarının yap dediğini yapmak yapma dediğini yapmamak Rab yerine koymaktır diyor.

Hayatimizin kurallarını sadece Allah koymalı. Helal ve haram yetkisi sadece Allah’a aittir. Hiç kimse Allah adına helal haram koyma yetkisine sahip değildir.

Birileri sizlere helal ve haram dediklerinde muhakkak delil isteyin. Allah’ın bu konuda ayeti var mı diye.

Akıl etmediğimiz, tefekkür etmediğimiz, idrak etmediğimiz sürece koyundan hiç bir farkımız olmaz.

Dininizi Allah’tan öğrenin. Gerçek din Kur’an’dır.

Onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar! Oysa göklerde olanlar da yer de olanlar da isteyerek veya istemeyerek hep O’na boyun eğmişlerdir ve O’na döndürüleceklerdir. Kim Allah’tan başka bir din arama çabası içine girerse, bilsin ki bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahrette ziyan edenlerden olacaktır. Al-i İmran Suresi 83 ve 84.

 

 

Nuray Güneş

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp