Gençliği tehdit eden deizm değil, ahlaksızlık

Gençliği tehdit eden deizm değil, ahlaksızlık

Gençlik meselesi üzerine düşüneceğiz. Onları anlamak da görevimiz, ikaz etmek de. Çünkü biz ebeveynlerin en büyük görevi onların sağlıklarını korumalarına yardım etmek. Hem büyükler olarak hem de Müslüman olarak mesuliyetimiz bu. Neslin korunması şiarımızdır. Bundan dolayı onları tehdit eden ideolojiler ve

Gençliği tehdit eden deizm değil, ahlaksızlık

 

 

Gençlik meselesi üzerine düşüneceğiz. Onları anlamak da görevimiz, ikaz etmek de. Çünkü biz ebeveynlerin en büyük görevi onların sağlıklarını korumalarına yardım etmek. Hem büyükler olarak hem de Müslüman olarak mesuliyetimiz bu. Neslin korunması şiarımızdır. Bundan dolayı onları tehdit eden ideolojiler ve pratiklerle mücadele etmeliyiz. En büyük cihatlardan biridir bugün Cihadı Ekber. Mekke’de Allah’ın müminlere tebliğ(uyarı ve hatırlatma) için kullandığı ifade…Bugün de biz Müslüman ebeveynlerin çocuklarımıza karşı Cihadı Ekber vazifesi var. Ne halleri varsa görsünler, hayatlarını yaşasınlar, ne yapalım dünya bu, onun tercihi bu…Müslüman mesuliyeti olan bir baba-anne bunların hiç birini söylemez. İnancımız buna yol vermiyor. Bir Alman ya da Fransız kültürünün gençlik bakışından fırlayan bu paket cümleleri kabul edemeyiz.

Gençliğimizin yaşadığı en büyük tehdit deizm değil. Deizm üst düzeyde bir düşünmeyle olacak bir şey. Ancak deizm gribine tutulabilir gençlik, deizmin kendisine değil! Oysa asıl tehlike batı kültür taarruzuyla gelen pratikler. Bu pratikler gençliğin helal ve haram sınırlarını ters yüz ediyor. Alkol yayılarak normalleşiyor. Sınırlı mekânlar, sınırlı imajlar ve sınırlı meşruiyetten çıkıyor. Yapılan araştırmalarda dindarım diyen gençlerin bir kısmı bile alkol aldığını söylüyor. Partnerlik yaşam pratiği kampüs üniversitelerinde yayılıyor. Anne ve babasından, komşu ve kentinden kopan gençler, bu kampüs ortamlarında bütün sosyal denetim süreçlerinden uzaklaşıyorlar. Yeni kültür sürekli partnerliği öneriyor. Evlenmek zaten zor! İş, para, ev döşeme…Gençlerin gözünde dağ gibi büyüyor. On yıl en az. Oysa gençler karşı cinsleriyle en duygusal yoğunluk ve cinsel dinamizm dönemlerinden geçiyorlar. Evliliğin ertelenişi cinsel sınırları zorluyor. Öte yandan mahremiyet anlayışımız gevşiyor. Batı kültürünün serbest yaşam kültürü sosyal medyada hadsiz bir biçimde akıyor. Sevgili yaşamak normalleşiyor. Metres ve dost hayatı yerini sevgili ve çıkmaya bırakıyor. Dost hayatı ve metres pratiği “hayat altıdır”. Mahremdir toplum içinde. Oysa sevgili ve çıkmak toplum içinde de görünür. Normal bir davranış olarak benimsenir. Daha da ötesi otobüste, kampüste, yolda öpüşmek gençler için sıradanlaşıyor. Otuz yıl önce Almanya’dan gelen köylülerimizin köy kahvesinde anlattıklarını biz gençler utanarak dinlerdik! Türkler Almanlaşıyor mu? Müslümanlar gavurlaşıyor mu?

Parası olmayan değil, hali vakti yerinde olan gençler de geç evleniyorlar. “Hayatını yaşadıklarını” söylüyorlar. Toplum altı, mahrem, ayıp olan davranışlar “hayatını yaşamak” pratiğine dönüşüyor. Kumar, alkolizm, aldatma boşanmanın en önemli nedenleri sayılıyor. Bu davranışlar gençlikle beraber öğrenilerek ve yaşanarak geliyor. Şimdi uyuşturucu kullanımı buna eklendi. Esrar gençler arasında normalmiş gibi lanse ediliyor. Bir artist kokain çekiyor, gece hayatıyla beraber olduğu diğer artistle birbirini dövüyor. Türkiye’de gündem oluyor. Gündem olan boyut ise kadına şiddet! Oysa bunlar da genç ve gençleri etkileyenler. Kokain çekmek, evlilik dışı ilişki ve partnerlik hayatından hiç bahsedilmiyor. Oysa biz inanan insanlar için olayın asıl öne çıkması gereken taraf budur. Çünkü hep duyduğumuz bir söz vardır: İçki bütün kötülüklerin anasıdır.

Gençlik deizm gibi bir felsefi tehdit altında değil. Gençlik fuhşun, alkolizmin, madde bağımlılığının, buharlaşan mahremiyet kültürünün tehlikeleriyle yaşıyor. Mücadele etmemiz gereken bu ahlaksızlık pratikleridir. İslam için bunlar ahlaksızlıktır. Gençlerimizi tehdit ediyorlar. Bunlara karşı mücadele etmek de Cihadı Ekber’dir. Sekülerlerimiz için de bunlar tehdittir. Çünkü bu ahlaksızlıklar aileyi ve gençliği çürütüyor.

 

 

ergün yıldırım

yeni şafak

Google+ WhatsApp