Genç dergiciler

Genç dergiciler


Genç dergiciler

 

 

Pazar gününü İstanbul’da Eyüpsultan Belediyesi’nin düzenlediği 5. Haliç Genç Edebiyat Günleri vesilesiyle bir araya gelen ve çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu edebiyatseverlerle birlikte geçirdim. Eyüpsultan’ın tarihi dokusu içine serpiştirilen etkinlikler atmosfer olarak da çok renkliydi. Başta Davut Akgül dostumuz olmak üzere emeği geçenleri kutluyorum.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Daha önce Sirkeci Garı’nda düzenlenen Uluslararası Dergi Günleri de bu yıl Eyüpsultan’a gelmişti. Genç dergiciler, Asım Gültekin öncülüğünde zorlukları aşarak adeta tarihin kucağına standlarını kurmuşlar, gölgeli ağaçlar altında dergilerini okurlarıyla paylaşıyorlardı. Genç dergiciler derken, dergi çıkarma aşkını içinden eksik etmeyen herkesi kategorik olarak ‘genç’ saydığımı ifade etmeliyim. Çünkü dergi çıkarma aşkı, insanın iç dünyasında genç kalan bir şeylerin olmasını gerekli kılıyor. İnsanın aklından ve kalbinden geçenleri artık içinde tutamayıp dışa vurmak, hatta bütün dünyaya ilan etmek istemesi durumu ancak gençlikle izah edilebilecek bir güzellik... Malum, ağaçlar da çiçeklerini baharda açar. Tıpkı şu günlerde İstanbul’un her yerini kendi rengine boyayan güzelim erguvanlar gibi...

Orada olamayanlar genç dergicilerin görülesi coşku ve heyecanına şahit olamadılar. Bunu elbet içinde ‘keşke’ler barındıran bir eksiklik olarak görmek gerekir. Bu zamanda insana ve hayata derinlik ve genişlik katan çok az şey yapıyor, duyguları, hayalleri, umutları başrole çıkartan çok az şey paylaşıyoruz aramızda. Genç dergicilerin benim seksenlerin sonunda ilk dergilerimizi çıkarırken yaşadığımız büyük heyecandan daha azını yaşamadıkları aşikardı. Aradan geçen neredeyse çeyrek asırlık zamana rağmen duygusu bu kadar değişmeyen başka bir şey bulmak mümkün mü bugün artık? Her şeyi aslından uzaklaştıran bu hoyrat dönüşüm çağına direnen bu heyecana şahit olmanın mutluluğunu yaşadım. İstanbul’u rengine boyayan erguvanları ve standlar boyu rengarenk açan dergileri aynı şahane manzaranın iki güzelliği olarak hafızama kazıdım.

Bu memlekette eli kaleme giden herkesin ilk durağı bu dergilerdir. Ali Emre dostumuzun söylediği gibi edebiyatımızın fideliğidir bu dergiler. Yazık ki türlü zorluklarla düşe kalka varlıklarını sürdürebiliyorlar. Keşke sadece okurları ayakta tutabilse dergileri... Kendi ayakları üstünde durmaya çalışan dergilerin bir çoğu kişisel fedakarlıklarla bir yere kadar gidebiliyor yazık ki. Uzun yıllardır bu yayın işlerinin içindeyim; üzülerek ifade edeyim ki bugün hâlâ okur sayısına güvenerek yola çıkabilecek durumda değil dergiler... Neden peki? Şu kadar milyon insanız, neden bir dergiyi yaşatabilecek birkaç binlik tiraj rakamlarına ulaşamıyoruz? Aynı zamanda bir okur olarak, yıllardır bu sorunun cevabını arıyorum; herkes de aramalı... Çok dergi var, evet... Ama pek azı uzun yıllar çıkarak kurumsallaşabiliyor. Onların da sıkıntıları diz boyu, bir sonraki sayının çıkacağından emin olan dergi var mı, bilmiyorum.

Dergiler olmadan edebiyat ırmağının gür bir şekilde akması, edebiyat sevgisinin Anadolu’nun her köşesinde yankı bulması ve oradan ses vermesi mümkün değil... Yazarlara yeni yazarlar, şairlere yeni şairler eklenmesi zor... Yazmaya yeni başlayanlar için edebiyat dünyasına açılan kapı dergiler... Orada kendini gösteriyor, sadece okurlara değil yayıncılara da kendini tanıtıyor genç yazar çizerler...

Bu yıl 10. kez düzenlenen Uluslararası Dergi Günleri, dergilerin edebiyatımız için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulaması bakımından çok önemli bir organizasyon... Tam da muhtevasına yakışır biçimde amatörce bir heyecanla düzenleniyor ve o coşkuyu, o renkliliği yaşatıyor. Bu yıl kaçıranlar, ne yapın edin, bu güzelliği seneye yakalayın!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp