Gelişine plaseler

Gelişine plaseler


Gelişine plaseler

 

 

Herkesin kafasında bin bir hesap var. Yoksa çocuklarımıza matematik öğretmekle hata mı ediyoruz?

Sadece bildiklerini zannettikleri cevapları ortalığa üfürebilmek için soru soruyor artık insanlar!

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Her şeye geç diyoruz; keşke zihnimizin içinde de trafiği kontrol altında tutacak trafik lambaları olsa... Belki arada bir kırmızı yanar, azıcık durur, duraksarız.

Hayta bir şair geliyor, bir imgenin aklına. “Hayır olsun” diyor, gülüp geçiyor.

Sizi bir yerden hatırlıyorum. Problem şu ki, kendimi hiçbir yerden hatırlayamıyorum!

Dünyanın bütün ‘bir sabah evinden çıkıp bir daha kendisinden alınamayan’ları... Belki de en iyisini sizler yaptınız!

Dünyanın sırrına erilemeyen en gizemli meselelerinden biri: Kaybolan çorap tekleri...

Neyin en büyük keşif olduğu kişiye göre değişir. Mesela başladığı cümlelerin orta yerinde yorulup kalanlar için dünyanın en büyük keşfi üç nokta yan yanadır.

Düşüncelerine hiç yağmur düşmeyenlere iyi bakın, zihinlerinin hızla çölleştiğini göreceksiniz!

Masallar insanlara karşı çok şefkatli aslında; ya masalların sonunda gökten üç elma yerine üç karpuz düşseydi (Nasreddin Hoca’ya rahmet)...

Bazen etrafın dolduruşuna gelip yeni bir paragraf açıyorum, sonra klavye aval aval bana bakıyor, ben aval aval klavyeye bakıyorum.

Bir gün yolda gördüğüm herhangi bir romancının yanına yaklaşıp, “Son romanınızı okudum, tebrik ederim” demek istiyorum ama ben okuyup bitirinceye kadar hep yenisini yazmış oluyorlar.

Son zamanlarda terapistim seansımız bittiği halde “lütfen anlatmaya devam et!” diye ısrar ediyor. Tatlı dilli olduğumu hep söylerlerdi de inanmazdım, galiba haklılar.

Çiğnenip tükürülmüş bir sakızın hissiyatını anlatabilecek kelimeleri bulabilmek güç... Belki de en uygunu şu: Ne umdum, ne buldum!

Bazı yeni şarkıların oradan buradan kulağıma çalınan sözleri, kısa bir süre için de olsa beni anlambilime yabancılaştırıyor.

Kötü başlayıp çok iyi biten filmler sabırlı insanların ödülüdür.

Kayısı çekirdeğini yutmanın kötü bir fikir olduğunu düşünen insanlık, karpuz çekirdeklerini yutmanın iyi bir fikir olduğu sonucuna nasıl kapılıyor? İkisi arasındaki teknik fark nedir? Yapabiliyor olmak mı? O halde neden pırasalı baklava yapmıyoruz?

Bazen içimden bir dilek tutuyorum. Ama sanırım onlar beni pek tutmuyor!

Dünya garip yer! Kırk yedi yıl saçını soldan sağa doğru tarayan adam bir gün sağdan sola doğru taramaya başlayınca noktayı cümlenin neresine koyacağını bulamaz oldu.

Her berberin bir bıyığın nereye kadar uzayabileceğine dair bir fikri vardır, onlar olmasaydı bıyıklarımız sarmaşık gibi yüzümüzün her yerini sarabilirdi.

Sık sık saatine bakan insanlar olmasaydı, bütün zamanlar geniş zaman olabilirdi! Bu insanlık için kaçırılmış çok önemli bir fırsattır!

Bazen bir yazının sonu, bunun hiç farkında değildir!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp