Gelin de Akşener’e FET֒cü demeyin!

Gelin de Akşener’e FET֒cü demeyin!


Kimseye “haksız isnat”ta bulunmayalım..

 

Durduk yerde kimseye “kara”lar çalmayalım..

 

Bile bile, “hakketmedikleri bir sıfatı” yüklemeyelim..

 

Eyvallah..

 

Ama ülkeyi yönetmeye talip olanlar da en azından tescillenmiş konularda, yalan-yanlış iddialarla karşımıza çıkmasınlar..

 

Ülkeyi yönetme iddiasında iken, gözümüzün içine baka baka yalan söylemesinler..

 

2019 mahalli seçimlerinde, büyükşehirlerin hiçbirisinde aday göstermeyip, HDP’nin desteklediği CHP adayları etrafında kenetlenen İyi Parti’nin tavrını, aylardır tartışıyoruz..

 

“HDP ile aynı adaylara oy verme”nin nasıl bir “milliyetçilik olduğu”nu izah ettiklerini görmedik..

 

“Biz HDP ile ittifak yapmadık ki” deyip, olayın üstünü kapatacaklarını sanıyorlar.

 

İyi de önümüzde bir gerçek var..

 

Türkiye genelinde İyi Parti’den daha fazla oy alan HDP’nin aday göstermediği, destek açıklaması yaptığı büyükşehirler önümüzde duruyor..

 

İyi Parti de aynen HDP’nin yaptığı açıklamadaki gibi, “Biz de aday göstermiyoruz, seçmenimize CHP adayına oy verilmesi çağrısı yapıyoruz” demiş..

 

Bunun ötesinde, daha neyin ispatını istiyorsunuz ki? 

 

Yapılan ittifakın, daha hangi şekilde ispat edilmesini istiyorsunuz ki?

 

Üstelik bir de suçluluk psikolojinizi ele verecek şekilde, kalkıyorsunuz, AK Parti ile MHP’nin ittifakını, “Çok böyle psikolojik olarak incelenmesi gereken bir birliktelik kuruldu” şeklinde yorumluyorsunuz..

 

 

 

AK Parti, kısaca özetlenecek olursa, muhafazakar bir parti.. MHP de yine üst başlıkta değerlendirdiğimizde, milliyetçi bir parti.. 

 

Tarihimizi şöyle bir gözden geçirin..

 

Geçtiğimiz yıllara bir bakın..

 

Bu iki siyasi çizgideki partiler, defalarca ittifak yapmışlar..

 

RP ile MÇP yapmış.. 

 

 

 

MHP olmasa bile, BBP ile Anavatan Partisi ittifak yapmış..  

 

Partiler düzeyindeki ittifak bir yana..

 

İsimlere bakın..

 

MHP’li isim, bir bakıyorsunuz Anavatan’da. Bir bakıyorsunuz AK Parti’de..

 

Hakeza, AK Partili isim, bir bakıyorsunuz MHP’de..

 

Ama, istediğiniz kadar geriye gidin..

 

Siyasi tarihimizde, bir defacık olsun, Türk milliyetçisi bir parti ile Kürt milliyetçisi bir partinin ittifak yaptığını, İP örneği dışında görebilir misiniz..

 

Kaç tane HDP’li siyasetçinin MHP’ye geçtiğini gösterebilirsiniz?

 

Veya MHP’den siyaset yapan kaç tek kişi gösterebilirsiniz, HDP’de siyasete devam eden..

 

İşte, tarihteki hiç görülmemiş bu ittifaka imza atan Meral Akşener, şimdi kalkmış, değişik seçimlerde birbirlerine milyonlarca oy kayması yaşandığını birebir gözlemlediğimiz AK Parti ile MHP ittifakını, Halk tv ekranlarında, “psikolojik olarak incelenmesi gereken bir birliktelik” olarak yorumluyor..

 

Kimin psikolojik olarak incelenmesi gerektiğini milyonlar görüyor..

 

Ama aynı konuşmasında, Meral Akşener’in şu cümlesi yok mu...

 

İşte orada, “akıl duruyor”..

 

“Siyaset duruyor”..

 

Artık “Bu cümleyi, Akşener’e kim kurdurttu” arayışı ön plana çıkıyor..

 

Nedir o cümle?

 

CHP’nin Halk tv ekranlarında, Meral Akşener’in sarf ettiği şu cümle:

 

“2010 referandumu ile ilgili Sayın Erdoğan ve yanındaki Mehmet Ali Şahin’i yapmayın diye uyardım. 2010’daki yargı değişiklikleri olmasaydı, 15 Temmuz da olmazdı.”

 

2010 Anayasa değişikliğinde, Meral Akşener, AK Parti’yi uyarmış.. “Eğer uyarısı dinlense imiş, 15 Temmuz hain darbe girişimi olmaz”mış!

 

Bu cümlede, yüzde bir ihtimalle doğruluk payı olabilir mi? Bırakın yüzde bir ihtimali, milyonda bir ihtimalle doğruluk payı olabilir mi?

 

Olamaz..

 

Doğruluk payı sıfır ihtimal.. 

 

Niye?

 

Çünkü 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ’nün askeri elemanları tarafından teşebbüs edilen bir ihanetti. 

 

Akşener’in, yapılmamasını yönünde uyardığını söylediği 2010 anayasa değişikliğinin ise, TSK ile ilgili uzaktan yakından bir içeriği yoktu..

 

Aslında düzeltmem gerekir, “Akşener’in şimdi istismar edeceği tek değişiklik yoktu” demek daha doğru olur.

 

Çünkü, tam da 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını öngörecek şekilde, anayasadaki yargılanmazlık kuralı, tam da o değişiklikle yürürlükten kaldırılmıştı.

 

Belki de 15 Temmuz darbecilerine, önceden “Darbe yaparsanız, yargılanırsınız” uyarısı tam da o 12 Eylül anayasa değişikliği ile yapılmıştı..

 

2010 anayasa değişikliği öncesinde TSK’da kaç FETÖ’cü var idiyse..

 

2015 darbe girişimi sırasında da aynı sayıda FETÖ’cüler, komuta kademesinde idi..

 

Belki şunu söyleyebilirsiniz, “2010 anayasa değişikliği ile FETÖ’cüler yargıda hakimiyetlerini perçinlediler!”

 

İyi de..

 

 Yargı içinde perçinlenen o FETÖ’cü hakimiyetini, AK Parti 2014 yılında yıkmaya kalkıştığında, (O tarihte MHP de CHP ile birlikte hareket ediyordu ama. Sonrasında, darbe ile birlikte MHP kendisini affettirdi.. Onun için o tarihteki MHP’nin ve MHP içindeki Akşener’in tavrını bir kenara koyuyorum) Meral Akşener’in şimdiki müttefiği CHP, ölümüne mücadeleye girişerek, “Yargıya müdahale ediliyor” demedi mi?

 

Şimdi Akşener’e soralım: “15 Temmuz darbe girişimini cesaretlendiren, 2010 anayasa değişikliğinde ne vardı?”

 

Akşener bir şey biliyorsa, söylesin.. Söylesin de biz de öğrenelim..

Google+ WhatsApp