Gelenekçiler ve Gelişimciler

Gelenekçiler ve Gelişimciler


Gelenekçiler ve Gelişimciler

 

Bir toplumun inanç alanındaki gelenek, örf ve adetlerine dayalı yanlışlarını değiştirilebilmesi; Einstein’ın ‘’önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur’’ söylemiyle çok güzel ifadesini bulmaktadır. Kur’an’da özellikle siyasete eklemlenen geleneksel dindarlıkla mücadelede, ulü’l azm peygamberlerin toplumlarındaki zorlu mücadelelerinden ve peygamberlerle birlikte iman edenlerin çektikleri sıkıntılardan bahsedilmektedir.

 

Atalarından devraldıkları inançlarına bağlı kalarak yaşamak isteyenler, peygamberleri inançlarını bozmak isteyen yeni bir din getirmekle suçlamışlardır. Oysa bütün peygamberler aynı tevhit inancını ve evrensel ahlaki ilkeleri tebliğ ettikleri halde bulundukları toplumlarda aykırı bir ses olarak görülmüşlerdir.

 

Yasin süresinin ilk ayetlerinde bir toplumun yeniliğe direnen, atalar dininden vazgeçmeyen inatçı kesimi ile sorgulayabilen, algılama kapasiteleri yüksek olan, hakikatın peşinden giden iki sınıf arasındaki fark, yoğun bir mecazi anlatım kullanılarak aktarılmaktadır.

 

Ey insan! Hikmetle (muhatabını inşa eden) bu Kur’an’a andolsun ki sen, elbette gönderilen elçilerden birisin. Dosdoğru bir yol üzeresin. (Çünkü bu vahiy) her işinde mükemmel olanın, en merhametli olanın katından indirilmiştir: bu sayede ataları uyarılmamış, dolayısıyla haktan gafil kalmış bir topluluğu uyarabilesin.

 

Doğrusu, onlardan bir çoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık asla iman etmeyecekler

 

Zira (sanki) Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar geçirmişizdir de, başlarını bir türlü eğememektedirler. Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler. Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.

 

Ne ki sen, sadece ilahi uyarıya tabi olan ve idraki aşan bir hakikat olmasına rağmen O rahmet kaynağına derin bir ürpertiyle saygı duyan kimseyi uyarabilirsin. Yasin/39:1-11

 

Atalar dinine yani geleneğe bağlı kalmanın örnekleri aynı aileye mensup bireyler içinden hatta peygamber ailelerinden Kur’an’da örnekler verilerek sergilenmektedir. Hz. Nuh’un oğlu, Hz. İbrahim’in babası, Hz. Lut’un eşi ve aynı sarayın içinde Firavun ve Asiye’nin inanç farklılıkları, aslında donuklaşmış sistemin devamını isteyen gelenekçi zihniyetler ile yenilenmeye açık, esnek, dinamik, hak ve hakikat peşindekiler arasındaki farklı karakterlerin çatışmasını ortaya koymaktadır.

 

Peygamberimizin vahyin hakikatlerine direnen Mekkeli müşriklerle en çetin mücadele zamanlarında Hz. Yunus kıssası vahyin konusu yapılmaktadır. Toplumunun inatçı direnişi karşısında pes eden, mücadele azmini yitiren Hz. Yunus peygamberin, dava sorumluluğunu terk etmesinin ardından başına gelenler herkesin ibret alması için ayetlerle hatırlatılmaktadır.

 

Ve balık olayının kahramanını da (gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapmayacağımızı düşünerek, öfkeyle (görev yerinden) çekip gitmişti. Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde ‘’ ibadete layık başka ilah yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!’’ diye yakarmıştı.

 

Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız. Yunus/21:87-88

 

Toplumlarının ıslahı için adanan peygamberler, hipnoza tutulmuş gibi sürü psikolojisine kapılmış çoğunluğun savunduğu çıkarcı, statükocu geleneksel dindarlığın engellemeleri karşısında, etraflarında toplumun zayıf bir kesimi bulunmasına, sayıları az olmalarına rağmen insani ve medeni bir gelişim için vazgeçmeden direnmişlerdir.

 

Şimdi içinde yaşadığı toplumun din algısındaki yanlışlarına, sistemin haksızlıklarına oturduğu yerden söylenip, hiçbir hareket, fedakarlık ve mücadele azmi göstermeden değişim bekleyenler, gelişime ve yenilenmeye direnen gelenekselciliğin hantal ağırlığı altında ezilmeye mahkum kalacaklardır. Kalıcı değerlerin kazanılmasını, geçici çıkarların kaybedilmesine tercih edebilenler unutmamalı ki, davasında sebat edenler ancak ellerinden gelen bütün çabayı ve her türlü aktif eylemi gerçekleştirdikleri, en çetin fırtınalar karşısında dik durabilmeyi başarabildikleri zaman Allah’ın yardımını görebileceklerdir.

 

Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed/47:7

 

hilal haber

Google+ WhatsApp