Geleceğin Habercisi

Geleceğin Habercisi


Zamanı, anı ve günü iyi değerlendiren geleceğin adımlarını atar. Yapıp ettikleri o an için bir eylem fakat onun iyilik ve güzellikleridir. Hayat bunun üzerine kurgulu olduğunda her eylem ve durum kişinin geleceğini belirler. Hayatta iyilikler ve güzellikler biriktirmek geleceğin güzelliklerini oluşturur.

 

Yerinde durup saymak insanın başlıca yitiğidir. Geleceği oluşturmak ve güzel anlar bırakmak için sürekli olarak eylem hâlinde olmayı gerektirir. İnsana çöken durağanlık onu sınırlar, geleceksiz bırakır.

 

İnsanın boşa geçek zaman lüksü yok. Şu zamanda özellikle.

 

Müslümanların durağanlıklarının eylemsizliklerinin zararını görüyor ve yaşıyor. Şer ve kötülükler, onların öncüleri hiçbir an boş durmuyorlar. Onlardan umar beklemek hiçbir zaman hayırlı olmamıştır, olmayacak da. Deneyimler zaten yeteri kadar söylenecekleri söylüyor ya da gösteriyor.

 

Emperyalizm Müslümanlar üzerinde tam anlamıyla bir karabasan oluşturmuş. Onlara uyum gösterenler, sularında gidenlerin sonuçları ortada. Anlık korunma ve ayakta kalma duyguları sınırlı. Bir süre sonra dalganın içine onlar da dâhil oluyorlar. Zorluklar göze alınarak var olma bir dirençtir. Bu, hem kendisi hem de insanlık için kazanım olur. Yapıp edilenler sadece kişiye olumlu ya da olumsuz yarar ya da zararı olmaz. Bunlar bulaşıcıdır veya etkileyicidir.

 

Toprağa atılan her tohum bittikten sonra mutlaka yararlı sonuçlar doğurur. Meyveler sadece insanlar için değil hayvanlar içindir de. Doğa insan için insan da doğa var.

 

İnsan doğadan çekilince hayvanlar da çekiliyor. Bunlar birbirini tamamlıyor.

 

Müslüman insan iyilik saçmakla yükümlüdür. Sonuçlarına bakmaksızın elinden geldiğince son demine kadar bunu sürdürmelidir. Güzellikler süreklilik gerektirir. Hayırlı gelenekleri sürdürmede yarar var. Hayırlar ve iyilikler doğuracak ve oluşturacak her güzel ve iyi hâl insanın kazanımı.

 

Hayırlı insanlar hayatlarını karşıtlıklar üzerine kurgulamazlar. Böyle bir niyetleri de olamaz. İyilik yapayım karşılığında ille de iyilik bulayım diye düşünülemez. İyilik ve güzellikler kendiliğinden varolması gerekenler. Bunlar yapılıp edilince sonuçları zaten olumlu olur. Kişinin kendisi doğrudan yararlanmasa bile. Sık yinelediğimiz güzel sözlerimiz var. “Denize at balık bilmezse Hâlik bilir” diye. Halik yaratandır. Biz onun rızasını kazanmak için varız, kendimizi öyle biliriz. Öyle de olmamız gerekir.

 

Dünyayı kötülükler sarıp sarmalamışsa biz iyilik ve güzelliklerimiz ile var olalım. Hayırlı, iyi ve güzel sonuçlar kendiliğinden gelir.

 

Müslüman’ın geleneği güzelliklerle dolu. Elbette geçmişten gelen olumsuzluklar da var. Güzelliklerin devamı olmak asıl olanı. Bize düşen budur. Geçmişin olumsuzlukları veya şuanın kötülükleri asla ölçü değildir, olamaz. Bir insan kendini onlar üzerine kurgulayamaz. Kurgularsa onların bir parçası hâline gelir.

 

Şeytanın veya şeytanların varlığı kötülüklerin kendisi. Her kötülüğü, olumsuz olanı şeytanî olarak biliriz. Böyle bilmemizde yarar var. Çünkü biz bir yandan da sakınmakla yükümlüyüz. Kötülüğün azı ya da çoğu üzerinde düşünülemez. Her türünden, her hâlinden sakınmalıyız. Sakınmak da bir erdem. Hayatın zorluklarını göze alarak.

 

Zorlukları göze alanlar güzellikler saçarlar. Dünya tamahı ve niyeti de bir yere kadar. İnsanlar çıkarlarının peşinde sadece rızk bağlamında koşar çabalarlarsa bu bir sakınmadır. Hani hep deriz faizin azı ya da çoğu olmaz diye. Her oranı sakıncalı ve zararlıdır. Biz ondan kaçınmak durumundayız.

 

Müslümanların en büyük çıkmazı da budur. Azına razı olup o sarmalın içine dâhil olmaları, sonra da savrulup gitmeleridir. Bu yaşanan en gerçek durumudur Müslümanların. Kendisinin düşmanı olanlara rıza göstermesi gibi. Her kötülük bulaşıcıdır, insanı sürükler götürür.

Google+ WhatsApp