“Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!”

“Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!”


“Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!”

 

 

Başlıktaki ifade..

Ordu Valisi’ne “İt” hakaretini yaptıktan sonra..

Olayın vahametinin farkına varılması sonrasında..

Sinirleri alınmış VIP Ekrem’in tekrar sahneye çıkarak.. 

Sanki kendisi değil de..

Başkaları, haksız yere VIP’den geçmek istiyormuş gibi..

Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!” diyerek, ortaya attığı bir algı değiştirme operasyonu..

Aslında sorun; tam da o zaten.. “Vatandaş gibi” olabilmek.. Vatandaşı “ikinci sınıf” insan gibi görmemek..

Belediye başkanı olmadan, “Belediye başkanı oldum” diye, anı defterlerine imza atmamak..

İçindeki şeytani ses, “Sen mazbatanı daha almadın ama. Daha geçersiz oylar sayılıyor.. Çalınan oylar sahibine geri veriliyor. Hırsızlığı tam ortaya çıkarırlarsa, başkan seçilmen mümkün değil ama.. Senin seçilmişsin gibi algı oluşturman lazım.. Onun için, imzayı ‘belediye başkanı’ sıfatıyla at” dediğinde..

İçindeki o şeytani çağrıya.. “Gel şuradan, vatandaş gibi imza atalım, kurban olayım” diyebilmek..

Çaktırmadan..

Resmi görevlileri de zora sokacak şekilde.

Daha mazbata almadan..

"Büyükşehir belediye başkanı" diye imza atmamak..

Haydi o imzanın pek bir önemi yok..

İstersen oraya, “Ben, Roma İmparatorluğu’nun bilmemkaçıncı Kralı Jüstinyanus” diye imza at..

Beni hiç enterese etmez..

Her şey yazabilirsin, o deftere..

Ama..

VIP’ten geçmek için önce kıyamet kopartıp..

Sonra da, “Gel şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım” dedin mi..

Önceden kabul etmediğin, “vatandaş gibi geçme”ye, zoru görünce razı oldun mu..

O anı defterindeki, "seçilmeden seçilmiş gibi" attığın imza, gerçek yüzünü göstermek için, senin karşına çıkar..

Kabul ediyorum, yoğun bir seçim çalışması var.. 

İstanbul’dan Trabzon’a.. Ordan Ordu’ya.. Tekrar İstanbul’a dönerken.. 

Karayolu yolculuğu, hem dinçlik, hem heyecan, hem çalışma temposu açısından, rakiple aradaki farkın aleyhte açılmasına sebep olur..

Onun için de..

AVM ortağı, yüzlerce daire sahibi, sadece kolundaki saatin değeri 250 bin TL olan bir burjuva çocuğu konumundaki beton kralı da sözkonusu olsa..

Kendisi, sosyal demokrat bir kimlik ile seçmenin karşısına çıkıyor diye..

Kurnazlık yapıp, “Sosyal demokrat bir siyasetçi, niye karayolu ile yolculuk yapmıyor” diyecek halimiz yok..

Madem ki vatandaşların önemli bir kısmı, artık havayolu ile de seyahat edebiliyorsa..

Ekrem Bey de bu hakkı kullandığında, itiraz etmememiz gerekir..

Karayolu ile seyahat eden vatandaş gibi..

Uçak ile seyahat eden vatandaşlarımızın da olduğu gerçeği karşısında..

“Gel; şuradan vatandaş gibi uçakla gidelim, kurban olayım!” sözünde itiraz edilecek bir şey olmadığını kabul edelim..

Ama..

Vatandaş gibi; “THY’den bilet alarak” seyahat var iken..

Vatandaş gibi; “Pegasus’tan bilet alarak” seyahat etmek var iken....

Vatandaş gibi; diğer uçak yolu şirketlerinden bilet alarak seyahat etmek var iken..

Koç’un özel uçağı ile Trabzon’a gidiyorsan..

Ekrem Bey’e soralım: “Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!”niye demediniz?

Yanınızdaki dalkavuklar, bir yandan emekçiden yana gibi gözüküp, sonra da Türkiye’nin en büyük kapitalist aktörünün uçağına binmenizi tavsiye ederken..

Hem de o kapitalist aktörün, o en büyük cirolu holdingine ait TÜPRAŞ’taki işçilerle ciddi bir anlaşmazlığı sürüyor iken..

Holdingin özel uçağını size tavsiye edenlere, “Gel; şuradan vatandaş gibi tarifeli uçağa binip gidelim, kurban olayım!” niye demediniz?

Evet, yapılması gereken o idi..

Vatandaş gibi gitmek.. Özel uçak falan tutmaya kalkmamak.

Eğer altımıza özel uçak verenler çıkarsa..

“Seni gidi seni.. Şimdi özel uçağı altıma çekiyorsun.. Yarın kimbilir benden, hangi haksız talepleri isteyeceksin” diyebilmek..

Vatandaş koluna, 50 TL’lik, 100 TL’lik saat takarken..

Bilemediniz, bin liralık, haydi diyelim en kralından 2 bin liralık saat takanvatandaşla karşılaşmak mümkün iken..

Ekrem Bey’in koluna 250 bin TL’lik saat takılırken..

O saat satın alınırken..

Ekrem Bey diyebilmeli idi:

“Gel; şuradan vatandaş gibi kolumuza mütevazı bir saat takalım, kurban olayım!” 

Kolumuza 250 bin liralık saat takıp, hava atmaya kalkanlar, VIP’den geçemeyince “Gel; şuradan vatandaş gibi gidelim, kurban olayım!” derlerse..

Nasreddin Hoca’nın sözünü hatırlatırlar adama..

Eşekten düştüğünde..

Ne demiş Nasreddin Hoca?

“Zaten inecektim..”

Bir başka fıkra ile bitirelim:

Kolaydan kazanmayı tercih eden, hazırcevaplıkla suçunu örtbas etmeye çalışan bir köylü, başkasının sebze meyve bahçesine girer, eline ne geçerse koparıp yanındaki çuvala doldurmaya başlar. 

O sırada bahçeye gelen bahçıvan sorar, karşısındaki cevaplar:

- Ne arıyorsun burada? .

- Bu sabahki fırtına beni buraya attı.

- Peki bunları kim kopardı?

- Kopmasın diye hangisini tuttuysam elimde kaldı!

- İyi, güzel ama çuvala kim koydu?

- Vallahi deminden beri ben de onu düşünüyorum!

Ekrem Bey’in baskın çıkma amaçlı hazır cevapları da..

Sebze meyve bahçesine giren, köylünün cevaplarına benziyor..

Hele hele.. Fox TV muhabirine anlattığı.

Çocukluğunda iken, komşularına ait ağaçlardan, kendilerini zaten meyve verildiği halde.. Onlardan gizli olarak, meyve çaldığını anlatması, bu çalmanın da tatlı olduğunu söylemesi.. 

Benim kafamdaki Ekrem profilini, tam yerine oturttu..

Merak edenler, “https://www.yeniakit.com.tr/haber/vip-ekrem-itiraf-etti-calmaya-cocukken-baslamis-788546.html”den ilgili videoyu izlesinler.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp