Geçti 20 ay, kaldı 40 ay!

Geçti 20 ay, kaldı 40 ay!


Nerede ise, mahalli seçimlerin üzerinden 2 sene geçti..

5 yıllık belediye başkanlığı seçim döneminin üçte biri bitti.

5 yıl 60 ay eder.. 

2019 yılı Mart ayı sonundaki seçimden bu yana 20 ay geçtiğine göre..

Tamı tamamına üçte bir süre dolmuş..

Göz kapatıp açana kadar zaman geçiyor..

Ama bakıyoruz CHP’li belediyelere..

Özellikle şova meraklı, “dürüst başkan” pozlarında görüntü veren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın açıklamaları, bir dönem kendisine faşist başkan suçlaması yapan Cumhuriyet’te manşet oldukça..

Biz tekrar tekrar, aynı konuları tartışmaya başlıyoruz..

Milliyetçi-ülkücü siyasetçi düşmanı Sözcü, Mansur’u manşet yaptıkça, biz yine eski bildik söylemleri konuşur oluyoruz..

Bu  CHP’li adaylar.

Özellikle AK Partili büyükşehirleri kazanan CHP’li adaylar..

Daha seçimi kazanmadan önce hangi söylemleri geliştiriyor idiyseler..

Seçimi kazanıp, mazbatayı alıp, koltuğa oturduklarında ne diyorlarsa.

Kendi müdürlerini kritik makamlara atayıp, “tahmin ettiğimizden de büyük soygun var” açıklamaları yaptıklarında neler söylüyor idilerse..

20. ayın sonunda da aynı şeyleri tekrarlıyorlar..

Son olarak Mansur Yavaş’ın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Toplantısındaki konuşması, AK Partili ismi konuşturmama operasyonu ile gündem CHP’nin taciz-tecavüz olaylarından, yeni anayasa taslağı çalışmalarından, Millet İttifakı dağılıyor tartışmalarından, döndük geldik, “AK Partili belediyeler”le ilgili eski dönem yolsuzluk iddialarına..

Ne demiş, Mansur Yavaş? İfadesi aynen şöyle: 

“3 katrilyonluk yolsuzluk dosyasını savcılığa verdik”..

Ben de soruyorum, bu açıklama üzerine: “Günaydın.. 20 ay sonra mı verdiniz? Koltuğa ilk oturduğunuzda vermiştiniz. 100 gün müydü, 200 günlük rapor muydu.. Yoksa her ikisinde birden miydi.. Varlığını iddia ettiğiniz AK Partili dönemin yolsuzluklarını savcılığa verdiğinizi söylemiştiniz.. 

Koltuğa oturmanızın birinci yıldönümünde ha keza…

Durmadan savcılığa veriyorlar da.

Ortada bir şey yok..

Kamuoyunu meşgul etmekten başka..

3 katrilyonluk yolsuzluk söylemi yerine..

Bana 100 bin TL’lik çok net, tartışmasız bir yolsuzluk dosyasını açıklasanız.

Delilleri ile kamuoyuna açıklasanız.

Sizinle birlikte ben de takipçisi olayım..

Ama ortada bir şey yok..

Birden fazla sebebe bağlı, Ankapark yatırımındaki başarısızlık açık..

Ama her başarısızlığı yolsuzluk olarak göstermek mümkün mü?

Ankaparak’a harcanan paralar, aslında arka planda ilgili firmalara ödenmemiş, yöneticilerin cebine gitmiş diyorsanız, bu yolsuzluktur.

Ama bir yönetim, yapmak istediği projeyi başaramamışsa, bitirememişse, bunun adı “yolsuzluk” mudur?

Ki, “Ankapark aşağı, Ankapark yukarı” şeklinde 20 aydır aynı hikayeyi dinliyoruz..

Onun dışındaki yolsuzluk isnatları ne?

“Ankapark: 5.8 milyar lira, Kapılar: 95.3 milyon lira, Gökkuşağı projesi: 20 milyon lira, Samanyolu projesi: 19.5 milyon lira, Kedi heykelleri: 1 milyon lira” 

Böyle böyle gidiyor.

Peki nedir bunlar, ne yolsuzluğudur diye merak edip bakıyorsunuz.

Ankapark’ın açılamaması dışında, bitirilemeyen ve şu anlık başarısız kalan yatırım dışında söylenilen bir şey yok.

Yok şu heykel yok bu heykel benim için de gereksiz harcamalar.

Ama heykel işinin kralı, CHP’li belediyerde değil midir?

Her gördükleri alana, heykel diken, AK Partililer midir, yoksa CHP’liler midir?

Mansur Yavaş’ın şovu ile ilgili ben değerlendirmelerimi yaparken, muhatabı Melih Gökçek de açıklama yaptı.

Gökçek, “Bak Mansur, başkanlık makamında oturup despotluk yapmaya çalışıyorsun. AK Partililer aslan terbiyecisidir. Değil ki senin gibi birini terbiye etmesinler... Ya kendiliğinden o mecliste yola geleceksin ya da yola getirileceksin” diyerek önceki günkü tartışmalara yabancı kalmadı.. 

Şimdi sorun şu:

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, önümüzdeki 40 ay boyunca daha kaç defa, “Şu yolsuzluk, bu yolsuzluk” açıklamaları yapacaklar?

Delillerini sunamadıkları, kamuoyu ile paylaşamadıkları, Sayıştay raporlarında ceza hukuk anlamında suç olarak gösterilmeyen olayları daha kaç defa “Savcılığa verdik” diye duyuracaklar..

Ve en önemlisi.

3 katrilyonluk yolsuzluk olduğu iddiasında samimi iseler, niçin tazminat davası açarak, bu miktardaki paranın kaybedilmesine sebep olanlardan tazmin etmiyorlar..

Plan şu..

Hukukta, suça göre, tazmin daha hafif şartlara bağlıdır.

Zarara sebebiyet verdiyseniz.

Bu başarısızlık şeklinde de olsa, yolsuzluk şeklinde de olsa, tazmin ettirilir.

Yolsuzluk da kesinkes, başarısızlıkta ise büyük oranda tazmin kararı verilebilir..

O zaman, Mansur Yavaş’ın çok daha kolay sonuca ulaşabileceği, tazminat davası açma tercihini kullanmayıp, halkı savcılıkla niye meşgul ediyor?

Açsın bir tazminat davası..

Sorumlulardan istesin.

Biz de davacısı ile davalısı ile tarafların tüm iddia ve savunmalarını öğrenelim..

Ama maksat üzüm yemek değil.

Bağcıyı dövmek olunca..

Halkı böyle oyalıyorlar işte..

Not: Malum salgına ben de yakalandım. Nispeten grip benzeri gibi.. Karantinadayım.. Hem abim Mustafa Karahasanoğlu için, hem benim için, dua bekleriz, inşallah.

Google+ WhatsApp