Geçmiş olsun ziyareti ne zaman, Ekrem bey!

Geçmiş olsun ziyareti ne zaman, Ekrem bey!


Bir riyakarlıktır sürdürülüyor.

Zekamızla alay eden söylem, hem CHP tarafından dillendiriliyor.

Hem de HDP tarafından.

Hani bu ikilinin söylemi çok önemli değil.

1991’de SHP çatısı altında, HEP ile birlikte seçime giren siyasi çizgilerden bahsediyoruz.

Turgut Özal’ı devirmek için..

O tarihteki CHP diyebiliriz..

Kürtlerin içindeki ateistleri yönetiminde toplayan HEP ile işbirliğine gitmiş, seçime SHP çatısı altında girmişlerdi.

Tek dertleri vardı:

Turgut Özal’ı, Çankaya’dan indirmek..

Hani seçim öncesindeyapılan bu ittifaka, Demirel’in DYP’si de katılacaktı ama..

“O kadar da uzun boylu değil.. Biz dışarda kalalım.. Seçim sonrasında, hükümet kurma aşamasında birlikte hareket ederiz” dediler.

Nitekim de öyle oldu..

SHP sol seçmenle birlikte, kandırılan Kürt seçmenden de oyları alarak..

DYP de muhafazakar seçmenin oylarını toplayarak.

Koalisyon kurabilecek milletvekili sayısına ulaştılar..

Ne Demirel, “Ben yıllardır CHP zihniyeti ile mücadele etmiş adamım. Şimdi Anavatan Partisi dururken, SHP ile koalisyon kurar mıyım” dedi..

Ne de Refah Partisi çatısı altında seçime giren ve seçimden sonra, önceki anlaşmaları gereği ayrılan MHP yönetimi, “ne yani, biz şimdi, listelerinde HEP’li isimlere de yer verip milletvekili seçtiren SHP’nin bulunduğu koalisyona mı, dışardan destek vereceğiz? Olacak iş mi bu?” dedi..

Sonuçta.. MHP’nin dışardan desteği ile.

HEP’li milletvekillerinin bulunduğu SHP ile DYP’nin koalisyon hükümeti kuruldu ve Türkiye’de binlerce faili meçhul cinayetin yaşandığı bir dönem geçirildi..

Yeni nesile bu gerçekleri anlattığımızda..

“Aaaa.. Turgut Özal’ı devirmek için, Süleyman Demirel, ömrü boyunca kavga ettiği SHP ile koalisyon hükümeti mi kurdu? Mümkün değil, inanmam.. Bir yanlışlık vardır” diyor, inanmıyorlar..

Yeni nesildeki, Süleyman Demirel şaşkınlığı ne ki?

Seçimlere Necmeddin Erbakan genel başkanlığındaki Refah Partisi çatısı altında girip, seçim öncesindeki anlaşmaları gereği milletvekili olduktan sonra istifa edip partilerine dönen Alparslan Türkeş öncülüğündeki isimlerin, HEP soslu SHP’nin ortak olduğu hükümete dışardan destek verdiğini anlattığımızda da, küçük dilini yutanlar oluyor:

“Aaaa.. Başbuğ Alparslan Türkeş, listelerinde Leyla Zana’ları, Ahmet Türk’leri barındırıp, milletvekili seçtiren SHP’nin katıldığı koalisyon hükümetine dışardan destek mi verdi? Olmaz. Olamaz” diyorlar..

Ama oldu..

Kimseye çelme takmak için değil, anlattıklarım. Ders çıkarmak için.

Tarihi; tekerrür eden sıradan olaylar olmaktan çıkarmak için..

Birilerinin, siyaseti dizayn ederken, halkı aptal yerine koymasına son vermek için..

1990’larda yaşananların, artık 2020’lerde tekrarlanmasını önlemek için..

Ama gelin görün ki, ders almadığımız için..

1990’larda Turgut Özal’ı devirmek için, Süleyman Demirel’in yaptıklarının bir benzerini, 2019’da Mansur Yavaş ile, Ekrem İmamoğlu ile yaşadık.. 

Alparslan Türkeş’in yaptığı yanlışı İyi Parti ile yaşadık..  (Şu hatırlatmayı da yapalım.. İlk aşamada DYP-SHP koalisyon hükümetinin MHP’nin TBMM’de desteğine ihtiyacı yoktu denilebilir. Ama o destek verildi. Ve bu destek, yüzlerce karanlık işin döndürüldüğü o koalisyona büyük bir moral de oldu..)

Tüm bu gelişmelerden ders çıkarmamız gerekir iken..

Döndük dolaştık..

Turgut Özal yerine..

Bu sefer de Tayyip Erdoğan’ı devirmek için..

Kirli ittifaklara imza atılan bir Türkiye örneğini yaşadık..

CHP inkar etse de, HDP ile ittifak yapıldı..

İYİ Parti inkar etse de..

Kandil’den gelen talimatlarda belirlenen isimlere oy verdirildi..

Ve..

"Tayyip Erdoğan kaybetsin de.. Kandil ile ittifak yapmak önemli değil" diyebilen milliyetçilerle tanışmış olduk..

“CHP’lilerle tanışmış olduk” demiyorum.

Onların damarlarındaki kan zaten, HDP’nin yöneticilerindeki "dindar karşıtı söylem"le, aşağı yukarı aynıdır..

Bugün itibari ile artık..

HDP’liler de inkar etse..

CHP’liler de inkar etse..

İP’liler de inkar etse..

Gerçekler önümüzde..

Yüzlerce delili ile önümüzde..

5 sene sonra, yeni nesile anlatacak olsak..

"Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçiminde bile aday çıkaran HDP, 2019 mahalli seçimlerinde İstanbul, Ankara ve İzmir’de belediye başkanlığına aday göstermedi. CHP’nin İP ile birlikte belirlediği adayı desteklediler” desek..

“Yok canım.. Niye aday göstermesinler ki?” cevabını alacağız.

Ama gerçek bu işte..

Canlı şahitleri olmasak, “İstanbul’daki Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, koltuğa oturmasının üzerinden 2 ay geçmeden, HDP’li belediyeleri ziyaret etti. Onlarla kucaklaştı” desek..

Yeni nesil, “Yok canım. CHP ile HDP ayrı partiler değil mi?” diyeceklerdir..

Ama yaşadığımız gerçekleri aktarıyorum size..

Ve hatırlayın..

Tartıştığımız konu, sadece HDP’li belediyeleri ziyaret de değil.

Bir de..

Yerlerine kayyım atanan HDP’li belediye başkanları ziyaret edildi, Ekrem İmamoğlu tarafından.

Tam bu noktada.. Artık sormamız lazım..

Önceki gece, Kandil’e, TSK tarafından operasyon düzenlendi..

PKK yuvaları bombalandı..

Acaba Ekrem İmamoğlu, CHP içinden bir grup milletvekilini de alarak, Kandil’e geçmiş olsun ziyaretini ne zaman yapar?

Yoksa,

İyi Partilileri de gruba almak için, görüşmeler sürüyor mu?

Onlar da mı katılacaklar, Tayyip Erdoğan’ı devirme uğruna, girdikleri kör sokakta akıl almaz işlere ortaklık etmeye..

Yoksa..

Kandil’den gelecek daveti mi bekliyorlar..

Bilançoyu mu öğrenmeye çalışıyorlar..

“Ne kadar kayıp verdiniz, bir ön bilgi aktarın da ona göre katılımı da yoğunlaştıralım” müzakeresi mi yapıyorlar?

Abarttığımı sanmayın..

Yerine kayyım atanan HDP’li belediye başkanına ziyaret ne ise, ona “geçmiş olsun” demek ne ise..

Kandil’e ziyaret de odur!

PKK’yı kınayamayan.. PKK’ya destek çıkan HDP’li başkana ziyaret ne ise, Kandil'dekileri ziyaret de odur.. 

15 yaşındaki Eren Bülbül’ü öldüren katillerin cenazesine katılmak ne ise, onlara destek ne ise, Kandil’e geçmiş olsun ziyareti de odur!

Google+ WhatsApp