Geçenden de, geçmeyenden de 70 TL mi alınıyor?

Geçenden de, geçmeyenden de 70 TL mi alınıyor?


Geçenden de, geçmeyenden de 70 TL mi alınıyor?

 

 

Ne kadar hoşa giden bir söylem, “Osmangazi Köprüsü’nden geçersen 70 TL, geçmezsen de 70 TL ödüyorsun..”

Şak şak şak..

Deli Dumrul’dan da örnek vererek, söylemlerini güçlendiriyorlar.. 

Ne imiş, Deli Dumrul, susuz derenin üzerine kurduğu bir köprüden geçenden otuz akçe, geçmeyenden ise döverek kırk akçe alırmış..

Türkiye’nin bugünkü hali de, ona benziyormuş!

AK Parti iktidarı dönemindeki yap-işlet-devret modeli ile yapılan köprüler/yollar da Deli Dumrul’un hikayesindeki gibi imiş.

Sanki ortada susuz bir dere var.. Sanki birileri, tehditle o yollardan/köprülerden geçiriliyormuş.. Sanki, kimsenin menfaati olmayan sudan bir gerekçe üretilmiş, onunla para toplanıyormuş!

Ciddi ciddi de açıklama getiriyorlar:

“Bu köprülerde, yollarda.. Devlet garantisi var ya... Köprüyü-yolu yapanlar, ya geçenden alıyorlar. Ya da garanti kapsamında eksiğini devletten alıyorlar.. Sonuçta da, köprülerden-yollardan geçenler 70 TL ödüyor.. Geçmeyen de, hazineden eksik karşılanacağı için, yine 70 TL ödüyor..”

Doğru mu? Değil..

Aslında yapılan şu:

“Devlet bu köprüyü/yolu, kasasından beş kuruş çıkmadan bir yükleniciye yaptırdı. Belli sayıda araba geçeceği garantisi verdi. O sayıda araç geçerse, ne ala. Şirket o paralarla, yaptığı köprünün parasını toplayacak. Bir süre sonra da köprü devlete kalacak. Ama köprü müteahhitte olduğu süre içinde, garanti edilen araç sayısı gerçekleşmezse, devlet o sayıda araç geçmiş gibi eksik bedeli kasadan ödeyecek. Hesaplamalara göre bu para, o köprüyü devlet yaptığında kasasından çıkacak toplam paradan fazla olması mümkün değil..”

Bu durumda, bizim neye dikkat etmemiz gerekir?

1) Köprü yapılması gereken bir yere yapılmış mı? Orda köprüye ihtiyaç var mı?

2) Garanti edilen araç sayısı yıllar içinde artma oranı da dikkate alındığında makul mü? 

3) Köprüyü yapan şirketin harcaması ile, yıllar sürecek zaman diliminde kasasına koyacağı toplam para arasında makul bir kârın üzerinde fahiş fark var mı?..

Bunlara bakılıp bir değerlendirme yapılması gerekir iken..

“Deli Dumrul hikâyesindeki gibi” denilip..

Yapılan bir kamu hizmeti, soygun gibi gösteriliyor..

Hatta. Olayı bir adım öteye de götürüyorlar.. Konuyu daha da ajite etmek için, “Osmangazi Köprüsü’yle hiç işi olmayan Hakkarili vatandaş da, gelir garantisi verildiği için köprüden geçmiş gibi, yapımcı şirkete para ödüyor” diyorlar.

Aynı söylem, şimdi Kanalistanbul için de dillendiriliyor: “Kanalistanbul’dan geçmeyen her gemi için, Kastamonulu, Diyarbakırlı, Erzurumlu vatandaşlar da para ödeyecekler.”

Dışardan baktığınızda..

Bu bilgilendirme doğru mu?

Doğru gibi gözüküyor..

Ama başka “doğrular” gizlenerek söylenen bir “doğru”.

Nedir o başka “doğru”lar?

Mesela:

“İstanbul Çağlayan’da devasa bir adliye binası yapıldı. Kartal’da yine hakeza.. Bu binaların masrafları, devlet hazinesinden karşılandı. Yani belki İstanbul’a hiç gelmemiş, İstanbul Adliyesinde hiç işi olmamış Iğdırlı vatandaşın, Karslı vatandaşın da vergileri ile o büyük adliye binaları yapıldı..”

Mesela:

“İstanbul Levent’te TSYD’nin yönetiminde, bir yüzme havuzu yapılıyor.. 2 milyon TL’lik masrafını Spor Toto üstlenmiş.. Dolayısı ile, bunun parasını, Kastamonulu, Hakkarili, Diyarbakırlı, Erzurumlu vatandaşlar da ödüyor..”

Mesela:

“İstanbul’a, modern bir lise açıldığında.. Onun da parasını, o liseye çocuklarını yollama ihtimali bulunmayan Giresunlu, Trabzonlu, Vanlı anne-babalar da dahil olmak üzere tüm Türkiye ödüyor..”

İsterseniz bir de tersinden bakalım..

“Diyarbakır’a yol yapıldığında, hayatında Diyarbakır’a hiç gitmeyen İstanbullu, İzmirli, Kocaelili vatandaş da o yolun parasını ödüyor..”

Veya..

“Diyarbakır’a hükümet binası yapıldığında.. Diyarbakırla ilgili hayatında hiçbir işi olmayan batı illerinde ikamet eden vatandaş da o binanın parasını ödüyor..”

Karşılıklı örnekler verince.. Konu biraz daha iyi anlaşılmış olmalı..

Hiçbir şeyi gizlemeden söylersek, doğru olan ne: “Türkiye’nin herhangi bir yerinde herhangi bir vatandaş, Türkiye’nin herhangi bir yerinde yapılan tüm kamu hizmetleri için para ödüyor. O hizmetten yararlanmıyorum diyerek, bundan kaçınamıyor. Bir apartmanda, giriş katta oturan vatandaşın dahi, üst katlara çıkan asansör harcamalarına katılmasındaki gibi.. Türkiye’nin her yerindeki her vatandaş, kendi oturduğu yer olsun, başka bir yer olsun tüm kamu harcamalarına katılıyor.. Katılmak zorunda..”

Şunu da hatırlatalım.. Bu katılım, salma salarak yapılmıyor... “İstanbul’a köprü yaptıracağız, Tüm Türkiye’den ek vergi topluyoruz” da denilmiyor..

Zaten vatandaşın vermek zorunda olduğu klasik vergilerle bu hizmetler yapılıyor..

Tam bu noktada..

Çarpıtmacıların.. İstemezükçülerin. Her şeye muhalif olanların gerçek yüzü ortaya çıkmış oluyor..

Kanalistanbul için, Kastamonulu vatandaşdan, kimse ilave bir para istiyor mu?

Hayır..

Hakkariliden, Diyarbakırlıdan isteniyor mu? Hayır.

İstanbulludan isteniyor mu? Hayır..

Müteahhidin masraflarını karşılayarak yapacağı kanalda, belli bir süre ile belli sayıda gemi geçme garantisi veriliyor..

Eksik kalırsa, vatandaştan ilave bir para toplamadan, mevcut toplanmış devlet gelirleriyle o eksiğin tamamlanacağı sözü veriliyor.

Vıdı vıdısını yapmak da..

Solculara kalıyor..

Hem de.. O köprülerden, yollardan en fazla yararlananlar, kendileri oldukları halde..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp