Gazeteci Merkel’e soruyor: “Sivas mazlumları gündeme geldi mi?”

Gazeteci Merkel’e soruyor: “Sivas mazlumları gündeme geldi mi?”


Gazeteci Merkel’e soruyor: “Sivas mazlumları gündeme geldi mi?”

 

 

Öyle ya..

Almanya’da, gazeteci kılığı ile basın toplantısına iştirak eden.

Büyük ihtimalle istihbarat elemanı olan birisi...

Hani Can Dündar ile ilgili soru sorsa..

“Can Dündar Almanya’ya sığınmış durumda. Her gün bir etkinliğe katılıp, Türkiye düşmanlığı yapıyor. O sebeble gündemdeki bir kişiyi soruyorlar”diyeceğim de..

Eğer..

Can Dündar değil, Enver Altaylı isimli, Türkiye’de bile hemen hiç kimsenin takip etmediği, bilmediği bir kişinin durumu soruluyorsa..

FETÖ’ye yardım yataklıktan soruşturulan, MİT eski çalışanı Enver Altaylı’nın durumu, Tayyip Erdoğan ve Merkel’in basın toplantısında gündeme gelebiliyorsa..

“Sayın cumhurbaşkanına sormak istiyorum. Enver Altaylı Türkiye’de de tanınan bir insan. 14 aydır iddianame olmadan tutuklu kendisi. Siz de dindar bir insansınız. Merhamet duygusundan hareket ederek, böyle bir insanın tahliye olması makul olmaz mıdır?” şeklinde, tam FETÖ’cülerin yapabileceği din istismarı ile şekillendirilmiş bir soru gündeme getirilebiliyorsa..

Ben de diyorum ki..

25 yıldır Türkiye’de tartışılan..

Siyasi karar verildiği iddia edilen..

“33 ölene karşı, 33 idam cezası” verilerek kin ve intikam amaçlı karar alındığı ortaya konulan...

Sivas davası hakkında bir soru, niye sorulmaz ki acaba?

Sorsalar, “Sivas davasından onlarca mağdur insanın, haksız yere cezaevinde tutulduğu iddia ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bu kişiler hakkında sizin bir çalışmanız var mı?” diye soru yöneltseler..

Çok daha mantıklı, çok daha haklı bir soru sorulmuş olmaz mı?

“Olur muuu? Sivas mazlumlarının durumunu Almanyalı gazeteci niye sorsun ki? Zaten o insanları cezaevine koyduranlar, Türkiye’nin derin devletçileri ile Almanya’nın adamları” diyeceksiniz.

Aynen öyle.

Sivas mazlumları yıllardır Türkiye’de cezaevinde yatıyorlar..

Onların sorunlarını, ne dün, ne ondan önceki yurtdışı gezilerinde tek bir yabancı gazeteci sorma ihtiyacı hissetmiyor..

Ama.. 

Almanya’daki bir gazeteci, şunun şurasında bir senelik geçmişi olan Enver Altaylı’nın gözaltına alınmasını, sonrasında tutuklanmasını bilip, onun durumunu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a soruyor..

Hak hukuk adına..

Hatta Müslümanlık adına soruyor..

Neyse ki, Tayyip Erdoğan, yanında bir bayan başbakan bulunmasından dolayı olsa gerek..

O sözde gazetecinin ağzının payını, siyasete başladığı Kasımpaşa’ya özgü sertlikte vermiyor..

Kibar bir karşılık ile.. 

“Enver Altaylı… Acaba ben sorsam Enver Altaylı’yı tanır mısınız diye… Geçmişinde bu kişinin neler olduğunu bilir misiniz diye. Türkiye’nin istihbarat sistemi içinde de dolaylı olarak yer aldığını bilir misiniz diye sorsam acaba siz bilir misiniz? Bu istihbarat sisteminde ne gibi işlevler görmüş? Türk yargısı bu kişiyi acaba niçin tutuklamış?” cevabı ile yetiniyor..

¥

Türkiye’de eski dönemin mezhepçi yargıçlarının eli ile..

Ergenekoncu savcıların..

Derin devlet mensubu hakimlerin eli ile..

Binlerce insan, haksız yere cezaevine konulduğu halde..

Akit’ten başka kimse bu insanların durumunu hak adına, hukuk adına siyasi iktidara sormuyor..

Ama..

Daha tutuklanalı bir sene olmuş kişilerin..

Hem de FETÖ gibi devasa bir örgüte üyelik veya yardımcı olma suçlaması ile tutuklanmış isimlerin durumları..

Yurtdışı gezilerde bile, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önüne konulup..

Algı oluşturulmaya çalışılıyor: 

“Türkiye’de hukuk yok!”

Bu algıyı oluşturmak isteyenlere sorayım: “Almanya’da hukuk var mı?”

“Var” diyorsanız, o zaman izah edin: “2005 yılında, Akit gazetesinin Almanya’daki baskısı niye yasaklandı?”

Tayyip Erdoğan ile Merkel basın mensuplarının önünde sorulara cevap verirken, bir gazeteci çıkıp, sorsun bakalım..

Ne cevap verecek Merkel, öğrenelim bakalım...

¥

Enver Altaylı’yı soran gazeteci, gerçekten gazeteci olsaydı..

Sivas mazlumlarını sorardı.. Akit’in Almanya baskısının yasaklanmasının sebebini sorardı..

Haydi diyelim, biri 1993’ten bu yana gelmiş olsa da, bilmeyenler için küllenmiş bir dram.. Akit’in yasaklanması ise, 2005’in olayı..

O zaman taze örnek verelim..

Daha iki yıl önce, Türkiye’de bir darbe yapılmak istenmiş.

251 insanımız şehid edilmiş.

Tanklar yürütülmüş, uçaklar uçurulmuş..

Sorumluları da, Yunanistan’a, oradan Almanya’ya..

Kimisi Gürcistan’a, oradan Almanya’ya..

Değişik yollarla kaçmışlar..

Yani, Almanya bugün için, Türkiye’de darbe yapan cuntacıların sığınağı haline gelmiş..

Somut isimler veriliyor..

Zekeriya Öz’ü, Adil Öksüz’ü.. Daha yüzlercesinin, Almanya’da istedikleri gibi dolaştıkları belirtiliyor..

Sorsa ya, Enver Altaylı’yı soran gazeteci, “Bu darbecilerin Türkiye’ye iadesi için ne bekleniyor? Almanya’nın, darbecilerin sığınağı görüntüsü vermesi, bir hukuk devletine yakışıyor mu?” diye..

Sorsa..

Ve cevabını istese..

Bakalım Merkel, ne diyecek?

Darbecileri nasıl savunacak?

Türkiye’de insanların kanına giren katilleri, nasıl aklayıp, paklayacak?

¥

Merkel’e sorulmayan, gerçekten cevabı merak edilen sorular, Tayyip Erdoğan’a sorulmaya kalkılıyorsa..

Oynanan oyunu görmemiz lazım..

Katilleri aklayanları, gizleyenleri, koruyup kollayanları görmemiz lazım..

Enver Altaylı tutuklu ise..

Almanya’nın korumaya aldığı FETÖ’cülerin darbe girişimi sebebi ile tutuklular..

Can Dündar Almanya’ya kaçmak zorunda kaldı ise..

FETÖ’nün meşru hükümeti devirme amaçlı operasyonunda konu mankenliği yaptığı için Almanya’ya kaçtı..

Yoksa..

Türkiye’de hiç kimse, durup dururken gözaltına alınmış, tutuklanmış değil..

Darbe yapmak istemişler..

Darbecilere yardım etmek istemişler..

Cevabını almışlar.

Nokta.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp