Fransa’yı Almanya’dan kurtaran ve besleyip büyüten biziz!

Fransa’yı Almanya’dan kurtaran ve besleyip büyüten biziz!


Kanuni Sultan Süleyman, Pavye Savaşı’nda Alman İmparatoru Şarlken’e (Charles Quint) esir düşen Fransa Kralı Fransuva’yı kurtarıyor…

Ama bu kez de aç kalıyorlar. Fransızelçileri İstanbul’a ekmek aramaya geliyor: Fransa’ya vaktiyle yaptığı iyilikleri bir bir anlatıyorlar ve bir iyilik daha yapmasını rica ediyorlar.

Bir yandan Almanya tarafından sıkıştırıldıklarını, Venedik ve İspanya yüzünden Akdeniz’e çıkıp ticaret yapamadıklarını, öte yandan da havaların kurak gitmesi yüzünden ekinlerin kuruduğunu ve büyük bir kıtlık olduğunu söyleyerek Padişah’tan ekmek istiyorlar.

Fransız kursağına “Türk ekmeği” giriyor!

***

Devir değişiyor, sene 1553 oluyor…

Osmanlı tahtında bu kez Kanuni’nin oğlu II. Selim, Fransız tahtında ise Fransuva’nın oğlu II. Henry oturuyor. Fransuva 1553 başlarında ölmüş, yerine oğlu II. Henry geçmiştir. Ama Fransa hâlâ yokluk-yoksulluk içindedir. Kral II. Henry, Sultan II. Selim’e, Osmanlı Devleti ile eskiden yapılmış koruma antlaşmasının  yenilemesini istemek üzere, İstanbul Sefir-i Kebiri d’Aramont’u, gönderiyor.

Fransa Kralı’nın Sultan II. Selim’e yazdığı mektup ilginçtir (özet olarak bugünkü Türkçe ile):

“Şimdiki hâlde Fransa’nın hiçbir şeyi kalmamıştır. Padişah-ı âlempenah hazretlerinden başka hiçbir yerden de ümidi yoktur... Nitekim bundan önce de birçok defa padişah-ı âlempenah hazretlerinin yardımı görülmüştür. Eğer biraz para ve gıda yardımı yapılırsa, Fransa ebediyete kadar minnettar kalacak ve Türk cömertliği bir kere daha cihana nam salacaktır… Bu yardım, padişah-ı cihan hazretleri için lâşey (hiç) mesabesindedir.”

Yardım gönderiliyor: Fransız’ın kursağına ikinci kez “Türk ekmeği” giriyor!

Fakat istekler bitmemiştir. Fransa, Osmanlı ile bir de “himaye andlaşması” imzalayıp Almanya karşısında korunmasını talep ediyor. Bu konuda İstanbul Sefir-i Kebir’i d’Aramont, gerçekten büyük çaba gösteriyor. Sadrazam Sokullu’nun eteklerine kapanıyor. Sokullu ise verdikleri karşısında teminat almakta ısrarlıdır.

Fransa’nın İstanbul Sefir-i Kebiri d’Aramont, Kralının da tasvibiyle şöyle bir teklifte bulunuyor: “Anlaşıldı, bize güvenmiyorsunuz. O zaman donanmamızı size rehin verelim. Borcumuzu ödediğimizde iade edersiniz.”

Böylece Fransız donanması, Osmanlı Devleti’ne rehin veriliyor.

Bu tarihten birkaç ay sonra, Türk amirallerinin en büyüklerinden biri olan meşhur Turgut Reis, işte bu Fransız donanmasını da beraberine alarak Akdeniz’e yelken açıyor.

Amaç Fransız donanmasıyla birlikte bayrak gösterip Fransa’nın Osmanlı himayesi altında olduğunu ilan etmektir.

Ancak bu sayede Fransız ticaret ve balıkçı gemileri Akdeniz’e çıkıp para kazanabiliyorlar.

Yalnız bugün değil, tarih boyunca iyilik ettiklerimizden kötülük görmek, ihanete uğramak galiba bizim kaderimiz…

Ne demiş atalarımız? “Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz!”

Google+ WhatsApp