Fırat’ın Doğu’suna müdahale bir Milli Mücadele’dir, Çanakkale’dir.

Fırat’ın Doğu’suna müdahale bir Milli Mücadele’dir, Çanakkale’dir.


Fırat’ın Doğu’suna müdahale bir Milli Mücadele’dir, Çanakkale’dir. * Türkiye aklı, Osmanlı aklı, Selçuklu aklı ilk kez harekete geçmiştir.

 

 

Türkiye’nin Fırat’ın Doğu’suna müdahalesi; siyasi tarihimizin, ülkemize ve bölgemize yönelik büyük tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik en etkili jeopolitik müdahalesi olacaktır.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Bu müdahale; Anadolu’nun bekâsı için, coğrafyaya yüz yıl sonra musallat olan yeni istilâ dalgasının savuşturulması için en güçlü bölgesel savunma, direniş ve hesaplaşmadır. Bu yüzden de bir Milli Mücadele, bir İstiklâl Savaşı, bir Çanakkale misyonudur.

Yüz yıl önce Kutu’l-Amâre’de ne oluyorsa bugün Fırat’ın Doğu’sunda o olmaktadır. Düşman aynıdır, savunma aynıdır, tehdidin ve işgalin niteliği aynıdır, cepheler aynıdır.

Bunu yapmazsak Türkiye olamayız

Çünkü Fırat’ın Doğu’suna müdahale; yüz yıl önce coğrafyanın her köşesinde neyi savunuyorsak onun savunmasıdır. Fırat Kalkanı ile başlayan, Afrin müdahalesi ile devam eden bu yol, coğrafyanın özgürleştirilmesine, yeni bir coğrafya inşa etmeye dönük en büyük idealdir.

Bu idealin, bu savunmanın öncülüğünü Türkiye yapmaktadır. Bu ülke, sadece kendisini değil, bütün coğrafyayı tarihsel derin bir akılla savunmaya çalışmaktadır. Bu ülke, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden coğrafya dizayn edenlere karşı bize ait bir coğrafyanın inşa edilmesi için her şeyini ortaya koşmuş bir ülkedir.

Bunu yapmasaydı Türkiye olamazdı, Anadolu’yu kurtaramazdı. Bunu yapmasaydı, Anadolu tehdit altına girseydi coğrafyada hiçbir tuğla yerinde kalamazdı.

Bazı bölge ülkeleri bir ‘örgüt’ gibi Türkiye’nin karşısına sürülüyor

Çünkü artık tehdit bütün yönlerden gelmekte, istilâ Batılı ordular dışında yerel aktörler üzerinden de servis edilmektedir. PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin yanı sıra, bazı bölge ülkeleri de, birer “örgüt” misyonu yüklenerek, bu cepheye sürülmektedir.

Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) Veliaht Muhammed bin Zaid ile Suudi Veliaht Muhammed bin Selman, bu Batılı istilânın en önemli iki bölgesel aktörleridir. Bu İki ‘Veliaht’ın Türkiye’ye karşı üslendiği rol, PKK ve DEAŞ’ın üslendiği rolle aynıdır.

İki “Veliaht”a da müdahale edilecek

Fırat’ın Doğu’suna müdahale, söz konusu İki “Veliaht’ ve temsil ettikleri istilâ projesine de müdahaledir. Bölgede sadece PKK değil, İki ‘Veliaht’ da yenilmiş olacaktır. Çünkü onlar bölgesel bir savaş için, Suriye’nin bölünmesi için, “Türkiye cephesi”nin açılması için sahaya sürülmüş iki tetikçiden başka bir şey değildir.

Fırat’ın Doğu’sundaki yapılanma bölge dışı bir “işgal”dir. Yabancı bir ordunun PKK gibi bölgesel terör örgütleriyle birlikte bir Müslüman ülkenin topraklarını işgâli, Türkiye’nin yüzlerce kilometrelik güney sınırlarını çevreleme planıdır.

“Türkiye aklı”, “Osmanlı aklı”, “Selçuklu aklı” ilk kez harekete geçmiştir

Aslında 2003 Irak işgalinden bu yana Türkiye çevrelenmektedir. İran sınırından Akdeniz’e kadar, ülkemizin güneyine yabancı güçler yerleşmekte, garnizonlar oluşturmakta, Akdeniz’den Hazar’a koridor açma hesabı yapmakta, böylece yeni bir siyasi harita oluşturmakta, o bölgede demografik tasfiyeler yürütmekte, Türkiye ile Arap dünyası arasına kalın duvarlar inşa etmektedir.

Bunlar biliniyordu ama ilk kez bu ülkede bir milli akıl, bir devlet aklı günübirlik ilişkilerin ötesine geçip, tarihi derinlik ve gelecek hesabıyla bu oyuna müdahale etmektedir. İlk kez “Türkiye aklı”, “Osmanlı aklı”, “Selçuklu aklı” harekete geçmiştir. İlk kez bir siyasi lider ve temsil ettiği siyasi akıl, Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiğini görmüş ve bunu sona erdirme cesaretini gösterebilmiştir.

Mücadele bu topraklarda büyüyecek, hep böyle oldu

Bu bölgede hiçbir sorun yerel değildir. Türkiye’nin mücadele ettiği hiçbir mesele yerel mesele değildir. PKK da DEAŞ da yerel ya da terör meselesi değildir. Suriye savaşı da, Irak işgâli de bir dünyalar savaşı, paylaşımıdır. 15 Temmuz da, o İki ‘Veliaht’ın bu kadar öne sürülmesi de küresel ölçekte hesaplaşmanın parçasıdır.

Müslüman dünyayı yüz yıl önce tarih dışına itmeye çalışanların yeniden coğrafyamıza, ülkemize, ülkelerimize akın etmesine, böylesine saldırılara girişmesine yönelik tek mücadele cephesinin Anadolu’da gelişmesi rastlantı değildir. Çünkü bu hep böyle olmuştur. Bu yüzden de başarılı olacaktır.

İran sınırından Akdeniz’e kadar biz varız, biz olacağız

Bu müdahale asla küçümsenemez, ihmal edilemez, ertelenemez. Engellenmesi ihtimal dâhilinde bile olmaması gereken bir gerçekliktir. Çünkü burada yürütülen “çokuluslu” proje ile Türkiye açıktan tehdit edilmekte, coğrafya açıktan tehdit edilmekte, Müslüman dünya tehdit edilmektedir.

İran sınırından Akdeniz’e kadar hiçbir bölge dışı ülke, o ülkelerin sahaya sürdüğü hiçbir bölge ülkesi ya da hiçbir terör örgütü hâkim olamamalıdır. Bu bizim vazgeçilemezimizdir.

“İntihar anlamına gelse bile”

Bedeli ne olursa olsun, “intihar anlamına bile gelse” bu müdahaleler yapılmalıdır. Çünkü bu, geçmişin hesabı, geleceğin güvencesidir. Zor oyunu bozar dönemindeyiz. Gücünüzü gösterdiğiniz kadar varsınız, dönemindeyiz.

Türkiye doğru yoldadır. Bize düşen bütün gücümüzle bu yolda ülkemize destek olmaktır. Çünkü cephemiz “Türkiye Ekseni”dir.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp