Filistin’de Toprak Günü ve feda eylemleri

Filistin’de Toprak Günü ve feda eylemleri


Dün yani 30 Mart 2022 tarihinde Filistin’de kırk altıncı Toprak Günü kutlamaları düzenlendi. Toprak Günü Filistinliler açısından oldukça önemlidir ve halkın bütün kesimleri tarafından sahiplenilmekte, geleneği sürdürülmektedir.

 

30 Mart 1976’da yaşanan olayların anısına o tarihten bu yana 30 Mart tarihi Filistin’de Toprak Günü olarak ihya ediliyor. O tarihte işgal yönetiminin Filistinlilerin 21 bin dönüm arazisini gasp etmesini protesto amacıyla 1948’de işgal edilmiş toprakların değişik bölgelerinde gösteriler düzenlenmiş, işgalcilerin müdahalesi yüzünden 6 Filistinli şehit edilmiş, çok sayıda Filistinli de yaralanmıştı.

 

30 Mart tarihi, Filistin topraklarının bütünlüğünün yeniden gündeme getirilmesi, siyonist rejimin bir işgal rejimi olduğunun vurgulanması ve 1948’de işgal edilmiş kısım dahil olmak üzere Filistin topraklarının hiçbir karışında işgalci siyonistlerin meşru bir haklarının olmadığının dile getirilmesi amacıyla Toprak Günü olarak kutlanıyor. 

 

Bu yılın Toprak Günü aynı zamanda hareketli gelişmelere ve gergin bir döneme denk geldi. 

 

Bir gün öncesinde, 29 Mart Salı akşamı, işgal yönetiminin Tel Aviv ismini verdiği şehirde, en az beş kişinin öldürüldüğü ve en az altı kişinin de yaralandığı bir feda eylemi gerçekleştirildi. 

 

Bu eylem işgal askerlerine, polislerine ve onların yönlendirdiği sivil çetelere yönelik olarak Mart ayı içinde gerçekleştirilen dokuzuncu feda eylemi, 1948’de işgal edilen bölgenin önemli şehirlerinde yaklaşık bir haftalık süre içinde arka arkaya gerçekleştirilen eylemlerin de üçüncüsü idi. 

 

Tel Aviv eyleminin gerçekleştirilmesinden iki gün önce, 27 Mart Pazar akşamı İsrail’in Hadera ismini verdiği, yine 1948’de işgal edilmiş bölgenin kuzey kesiminde ve Akdeniz kıyısında yer alan şehirde polislere yönelik olarak gerçekleştirilen eylemde de iki polis öldürülmüş, en az 10 polis de yaralanmıştı. 

 

22 Mart Salı akşamı da 1948’de işgal edilmiş bölgenin güney kesiminde yer alan ve Nakab olarak isimlendirilen bölgenin de merkezi durumundaki Bi’ru’s-Seba’ (İsrail’in kullandığı isim Beersheva) şehrinde yine işgal polislerine yönelik olarak gerçekleştirilen eylemde dört işgalci öldürülürken birkaç kişi de yaralanmıştı. 

 

Ondan önceki eylemlerin çoğu Kudüs’te gerçekleştirildi. Ancak bu eylemlerde hedef alınan işgalciler farklı derecelerde yaralanmışlardı. 

 

Son üç eylem işgal rejimi açısından oldukça sarsıcı oldu. Bunun en önemli sebebi her üçünün de işgal rejiminin güvenlik stratejisi açısından birinci derecede öncelik arz eden ve Filistinlilerin “1948 Bölgesi” adını verdikleri, BM haritalarında ise “İsrail” olarak tanımlanan bölgede gerçekleştirilmesiydi. Bu bölgede bu tür eylemlerin gerçekleştirilmesi işgal rejiminin güvenlik stratejisi açısından birinci derecede önemli risk arz etmektedir. Ayrıca eylemlerin bu bölgede gerçekleştirilmesi, fiili direnişin işgal rejiminin en derin noktalarına kadar taşınması anlamına gelir ki işgal rejimi böyle bir gelişmeden dolayı ciddi şekilde endişe duymaktadır.

 

İkinci önemli sebebi ise her üçünde de işgalcilerden öldürülenlerin olması ve üç eylemde öldürülenlerin sayısının 11’e çıkmasıydı. Ayrıca bazıları ağır onlarca kişi de yaralanmıştı. 

 

Üçüncü önemli sebebi ise eylemlerin herhangi bir hareket veya örgüt adına değil tamamen münferit bir şekilde gerçekleştirilen feda eylemleri olmasıydı. Çünkü bu tür eylemler, Filistin halkının maruz kaldığı zulme, haksızlığa ve işkenceye karşı kişisel tepkileri yansıtmaktadır ve bu tür tepkiler de nerede ve ne şekilde patlayacağı önceden tespit edilmesi mümkün olmayan birer mayın gibidir. Dolayısıyla bu tür eylemlerin yaygınlaşması siyonist işgalci açısından işgal ettiği Filistin topraklarının tümünü bir mayın tarlasına dönüştürebilir. Bu eylemlerin üzerine gidilerek şiddetin artırılmasının işgal rejimine, karşı tarafı sindirme şeklinde mi yoksa daha fazla tepkiye ve mayınların gittikçe artmasına sebep olma şeklinde mi yansıyacağı tam kestirilemez ama ikinci ihtimal daha güçlüdür. 

Google+ WhatsApp