Filistin’de katliam varken Türkiye’deki işten çıkarmalarla meşguller!

Filistin’de katliam varken Türkiye’deki işten çıkarmalarla meşguller!


Filistin’de katliam varken Türkiye’deki işten çıkarmalarla meşguller!

 

 

Dünyanın nasıl karıştırıldığını görüyorsunuz değil mi?

Kimseye menfaati olmayacak bir büyükelçilik kararının, bile bile nasıl gündeme getirilip, Müslümanların kışkırtıldığını..

Sonrasında da, protesto edenlerin acımasızca şehit edildiklerini, görüyorsunuz değil mi?

Bu ölümlerin sorumlusu kim?

Başta İsrail..

Onunla birlikte ABD..

Bunlara gerekli tepkiyi göstermeyen, bunlarla dostluk ilişkilerini sürdüren Müslümanlar..

Avrupa’yı.. Batı’yı.. ABD’yi bize, “İnsan haklarına saygılı, çağdaş devletler”olarak gösterenler..

Batı’daki oluşumları, objektif kuruluşlar olarak bize yutturmaya çalışan, bizim içimizdeki şirinlik budalası kuruluşlar, topluluklar..

Dün, ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı hayata geçirilmeye çalışılırken..

Bu tahrik dolu karar, “Çözüm için bir adım” olarak dünyaya sunulurken..

Oynanmak istenen kirli oyunu protesto eden 52 Filistinli, İsrail kurşunları ile şehit edildi.. 

İsrail’i otorite kabul eden, ABD’deki FETÖ’nün elebaşısından ses çıkmadı ama..

O elebaşının destekçisi medya organlarında, 52 Filistinlinin şehit olduğu saatlerde, Türkiye ile ilgili, batılı kuruluşların raporları uzun uzun övgülerle, takdimlerle yayınlandı..

Ne imiş?

İnsan Hakları İzleme Örgütü rapor hazırlamış..

Demişler ki, “Türkiye, akademisyenler için yaşanmaz hale geldi!”

Hay akademisyenleriniz de batsın..

Siz de batın, e mi!

Durduk yerde, 52 Filistinli şehit ediliyor..

2000’den fazla yaralı var..

Şehit sayısı her saat artıyor..

Filistinlileri “insandan saymadıkları”ndan mıdır..

Yoksa “İsrail’in işlediği suçları görme yetkileri olmadığı”ndan mıdır..

Filistin’de yaşanan insan hakları ihlallerini rapor etmeyen, kendisine araştırma konusu olarak görmeyen bir kuruluş..

Türkiye’deki darbe süreci sonrasında bir kısım akademisyenin işten çıkarılmasına kafayı takmış, rapor üstüne rapor düzenliyorlar..

Dertleri insan hakları ise..

En başta gelen insan hakkı, “hayat hakkı”dır..

Bırakın işten çıkarılmayı..

Bırakın üç gün gözaltında tutulmayı..

Birkaç saat içinde..

Bir devletin güvenlik güçleri..

Hiçbir orantılılık olmaksızın..

Kendilerine yönelik hiçbir silahlı saldırı olmaksızın..

Ateşli silahlarla kalabalıkları hedef alıyor..

Ve 52 insanı öldürüyor..

Bu ölümler yaşanır iken..

İşten çıkarılmalarla meşgul olanlarda vicdan var mıdır?

Binlerce Filistinli, toplu olarak ölümcül yaralanmalara muhatap olur iken..

“Akademisyenlerin her istediklerini söyleyemedikleri” iddiaları ile gündem oluşturmak isteyenlerde insaf var mıdır?

Bu insafsızları ciddiye alıp, raporlarını haberleştirenlerde insanlık var mıdır?

Bunların gerçek yüzlerini göstermeyen, imza attıkları ikircikli tavırları deşifre etmeyenlerde dürüstlük var mıdır?

 •

ABD-İsrail ortaklığında Filistinlilere reva görülen son katliama kimler itiraz ediyor?

Mısır’ın darbecisi Sisi’den ciddi bir itiraz var mı?

Suudi Arabistan’ın kralından yüksek sesli bir itiraz var mı?

Hatta.. Son günlerde ABD ile papaz olan İran’dan dahi kayda değer bir karşı çıkış var mı?

Yok..

Arap Birliği, yarın toplanacakmış..

Toplanıp da ne yapacaklar ise..

ABD’den biraz daha silah almayı mı kararlaştırırlar..

Yoksa..

“Bütün suç Filistinlilerde.. Niye protesto ediyorlar ki? Bıraksınlar, adamlar büyükelçiliklerini taşısın..” mı diyecekler..

Bilemiyorum..

Ama yine dünyanın ak yüzü, Türkiye oldu..

ABD-İsrail ortak yapımı provokasyona ve sonrasındaki protestoculara yönelik acımasız katliama en sert tepkiler, Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye’den geldi..

Öyle ki..

Tepki sadece Tayyip Erdoğan’dan değil..

Düne kadar..

“Canım, biraz düşünüp de açıklama  yapılmalı.. Türkiye’yi bağlayacak açıklamalarda aceleci davranılmamalı.. Bin düşünüp, bir söylenmeli” türünden açıklamalarla, Tayyip Erdoğan’ı daha mülayim açıklamalara davet eden anamuhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile, hiç çekinmeden restini çekmiş: “Gazze’de yaşanan katliamı lanetliyor, ABD ve İsrail yönetimlerini kınıyorum.”

Sadece Kılıçdaroğlu değil.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce de..

Tayyip Erdoğan’ın bir adım daha önünde olabilmek için..

Önce “Amerika ve İsrail, Ortadoğu’da kalıcı bir husumet gerçekleştiriyor. Kınıyoruz onları buradan. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlere sesleniyorum, çekin derhal Washington’daki büyükelçiyi” çağrısını yapmış..

Doğru söylemiş..

Her ne kadar..

Mavi Marmara gemisi ile ilgili olaylar sonrasında..

İsrail’deki büyükelçiliğin geri çekilmesinde siyasi iktidara gerekli desteği vermemiş iseler de..

Büyükelçilik kapalı olduğu dönemde, sürekli siyasi iktidarı “Herkesle kavgalılar” eleştirisine muhatap ederek, zımnen İsrail taraftarlığı yapmış iseler de..

Şimdi ilk ağızda, ABD’deki büyükelçinin geri çağrılmasını önermeleri, haklı ve doğru bir taleptir..

Bununla da yetinmemiş, Muharrem İnce.. 

Devamında da vaadini patlatmış:

“Cumhurbaşkanı seçilirsem, Gazze’ye gideceğim..”

Ne diyelim?

Hem CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na

Hem de cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce’ye..

Tebriklerimizi sunalım..

Devamını dileyelim..

“İşte böyle, mazlumdan yana olun..

Zalimlere şirinlik yapmayın..” diyelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp