Filistin örneğinde zalim dünya düzeninin çirkin yüzü

Filistin örneğinde zalim dünya düzeninin çirkin yüzü


Filistin örneğinde zalim dünya düzeninin çirkin yüzü

 

 

İdlib’de bir milyonu çocuk olan iki milyondan fazla mültecinin can güvenliğini hiçe sayarak kör olası çıkarları için planlar kuran, orada büyük bir katliam ihtimaline karşı Türkiye dışında insan unsurunu düşünmeyen, tek hedefleri ulusal çıkarları olan ülkelerin ekonomik ve stratejik menfaatleri için oluk gibi kan akıtmalarına karşı etkili tedbir alamayan (hatta karşı çıkamayan) dünya adalet ve barış düzeni (kurumları) iflas etmiş, başka bir ifade ile çirkin yüzünü örten sahte kaplama yırtılmış, şapka düşmüş ve kel görünmüştür. Cumhurbaşkanımız sıkça “dünyanın beşten büyük olduğunu” dile getiriyor ve dünya düzenini yöneten bu beşlinin zulümlerine dikkat çekiyor.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Yıllardan beri kanayan yara Filistin halkına reva görülen zulümdür. Bir zamanlar Suud, Mısır, Libya gibi nispeten irileri dahil Arap ülkeleri hiç değilse liderlerinin nutuklarında Filistin zulmünü dile getiriyor ve karşı çıkıyorlardı, ABD’nin güdümüne girdikten sonra sesleri çıkmaz oldu, daha ötesinde ABD-İsrail planına gizli-açık taraftar oldular.

İsrail, arkasına ABD’yi alarak yıllardır Filistin halkına olmadık zulümleri icra ediyor, kendileri Hitler Almanya’sında gördükleri zulümden, soykırımdan şikâyet ediyor, dünya kamuoyunda bu zulmü canlı tutmaya çalışıyor, karşı çıkanları, farklı anlatanları cezalandıracak kanunlar çıkartıyorlar. Gel gör ki, onların Filistin halkına yaptıkları da tam manasıyla “üstü örtülü, uzun vadeli ve ustalıklı” bir soykırımdır, ama dünya bu zulüm karşısında kördür, sağırdır ve dilsizdir.

Zavallı Filistin halkı ne yapsın, elinden ne gelir, arkasında ne Müslüman ne de gayr-i Müslim güçlü devletler yok, topu yok tüfeği yok; düşman güçlü, tâli’ zebûn. Bu durumda canını ortaya koyarak intifadalar yapıyor, yürüyüşler düzenliyor, kurşuna, bombaya, füzeye, tanklara karşı küçük taşlar atıyor.

Bilindiği gibi Filistinliler, Toprak Günü’nün 42. yılı nedeniyle 30 Mart’tan bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’nin İsrail sınırında “Büyük Dönüş Yürüyüşü” adıyla silahsız eylemler yapıyorlar.

Ama bu mücadele tarzını küçümsemeyelim, ben de Hamas sözcüsünün ümidine katılıyorum.

Hamas sözcüsü Abdullatif Kanu, yazılı bir açıklama yaptı, bu açıklamada dikkat çeken şu satırlar yer alıyor:

“Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterileri İsrail’i, Gazze’ye 2006’dan bu yana uyguladığı ablukayı kaldırmaya zorlayacaktır. Filistin davasını tasfiye etmeye yönelik projelere karşı koymak ve geri dönüş hakkını tesis etmek için gösteriler devam edecektir. Tüm biçimleriyle direniş, geri dönüş, kurtuluş hayallerini gerçekleştirmek ve Siyonist işgalcilerle mücadele etmek için halkın stratejik seçimidir. Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterileri, Filistin halkının, ‘Yüzyılın Anlaşması’ isimli plana karşı koyma gücünü göstermektedir…”

İsrail askerleri, “sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006’dan beri Gazze’ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını talep eden sivil halkın üzerine gerçek mermilerle ateş açıyorlar. İsrail askerlerinin 30 Mart’tan bu yana devam eden gösterilere müdahalesinde şu ana kadar aralarında 3 sağlık görevlisi ile 2 gazetecinin de bulunduğu 160’tan fazla kişi şehit edildi.

ABD yönetiminin hazırlamaya devam ettiği “Yüzyılın Anlaşması” adı verilen plan, Filistin’e getirdiği ağır şartlara bakılırsa, meseleye çözüm olmaktan çok İsrail işgalini pekiştiriyor:

1. Kudüs’ün tamamı İsrail’in başkenti olacak,

2. Batı Şeria’daki yasadışı Yahudi yerleşimlerinin büyük kısmı boşaltılmayacak,

3. Gazze’de bağımsız bir başka devlet kurulacak,

4. Filistinli mültecilerin topraklarına dönmesine izin verilmeyecek.

Evet, dünya beşten büyük, ama bu büyüğün (kalabalığın) gücü yok. İyi ki, Türkiye var, Allah ona, âdil bir dünya düzeninin kurulmasında önayak olma gücü versin, düşmanlarını kahretsin, dostlarını bereketlendirsin!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp