FET֒cüleri alan Yunanistan, Suriyelileri niye kovalıyor?

FET֒cüleri alan Yunanistan, Suriyelileri niye kovalıyor?


Siz nasıl şirretlersiniz?

“Suriyelileri kovun” diyordunuz..

“Yazıktır, insan evladı bunlar” dediğimizde..

“Bizim vatandaşlarımız ekmek bulamazken, Suriyelileri niye doyuruyoruz” diydunuz..

Hatta yalanlarla, Suriyeli düşmanlığını tahrik ediyordunuz:

“Suriyeliye üniversite sınavsız.. Suriyeliye ev parasız.. Suriyeliye oy karşılığı vatandaşlık.. Suriyeliye ilaç bedava.. Suriyeliye muayene ücretsiz..” 

At atabildiğin kadar..

Söyle söyleyebildiğin kadar..

Bu yalanlar eşliğinde, Suriyelileri sınırlarımızdan içeri hiç almamayı, aldıysak da tekrar ülkelerine dönmeleri için baskı yapmayı öneriyordunuz..

Şimdi İdlib’deki gelişmeler sonrasında..

Avrupa’nın seyirci kaldığı bir konjonktürde..

Güneyimizde terör örgütü devleti kurma planı hayata geçirilmek istenirken..

ABD’nin sazı alıp, Rusya’ya verdiği.. 

Rusya’nın alıp, İran’a verdiği..

PYD’nin tümü ile tasfiye edilmesini isteğimizde, zaman kazanmak için çevirmedikleri dolap kalmayanlar..

İşi zamana yayanlar..

“Bize 15 gün süre” diyenler..

Sonra Rusya’ı devreye sokup, “Bize bir hafta süre” diyenler..

Şimdi “İlla da İdlib.. İlla da İdlib.. İdlib’de Suriye rejiminin hakimiyetini hemen ilan etmeliyiz” diyerek..

Yeni göçmen dalgası oluşturacak şekilde, İdlib’de operasyon yapmaya soyundular..

Yetinmediler..

Bölgedeki Türk askerlerini vurdular..

Öyle ise..

Böyle..

“Sınır kapılarını açıyoruz” dedik..

Diyemez miyiz?

Sınır kapılarımızı açmaya hakkımız yok mu?

Suriyeliler illa Türkiye’de kalsın diye, denize açılan insanları takip edip, onları geri çevirmeye, gözaltına almaya, karakolda tutmaya mecbur muyuz?

Göçmenler, Türkiye’ye terkediyorlar diye, sınırın tamamına asker dikip, geçişleri engellemeye mecbur muyuz?

Evet, “Ensar olmak, bizim görevimizdir” dedik..

Büyük oranda görevimizi yerine getirdik..

Ama..

Bizim “ensar olma gerekliliği” konusundaki inancımızı, bize insan hakları dersi vermeye kalkışan Avrupalıların istismar etmeye de hakları yok..

Biz 3,7 milyonuna bakıyoruz..

“Ensar olma” görevimizi ifa ediyoruz..

İfa etmeye de devam edeceğiz..

Şöyle 200 bin göçmeni de..

Şöyle 100 bin Suriyeliyi de.. 50 bin Afganlıyı.. 50 bin Afrikalıyı da.. 

“Osman Kavala’nın yargılaması”nda, evrensel insan hakları konusundaki ilkeleri hatırlatarak, bize hukuk öğretmeye kalkışan Avrupa’ya yollayalım..

Bakalım, bize Osman Kavala konusunda öğrettikleri hukukun, “H”sini hayata geçirebilecekler mi?

Görelim bakalım, İdlib’de yaşanılanlara sessiz kalarak yeni göçmen dalgalarına zemin hazırlarken, Suriye rejimine silah satma ahlaksızlığını nereye kadar devam ettirecekler?

Biz Avrupa’nın çifte standartını, yüzlerine vurmak için, sınır kapılarını açmış iken..

Avrupalılardan önce..

İçimizdeki Avrupalılar kafayı kaldırdı..

Düne kadar, “Suriyelileri ülkelerine yollayalım” diyenler..

Suriyelileri dışlayanlar, ötekileştirenler..

Şimdi sınırlarımız açıldığı için, o Suriyeliler, kendi istekleri ile, Avrupa’ya doğru yönelirken..

İçimizdeki hainler..

İçimizdeki insanlık düşmanları..

İnsan düşmanları..

Hemen ciyaklamaya başladılar..

Sınır ötesine geçmeye çalışan göçmenlere karşı, Yunan askerlerinin şiddete dayalı tavırlarını fotoğraflayıp, Türkiye’nin “sınırları açma” kararına eleştiri getirmeye başladılar..

Bre vicdansızlar..

Bre insafsızlar..

Ekonomi ile ilgili sohbete başlayınca..

“Azizim adamlar gelişmiş ülkeler.. Bizim ihracatımız, onların ihracatının bilmem kaçta kaçı” diye söze girenler..

“Beyim, Avrupa bizi fersah fersah geçmiş.. Adamlarda bırak enflasyonu, deflasyon var.. Faiz sıfır.. Hatta zenginlik öyle bir seviyeye gelmiş ki, paralarını korumak için bankada ücret ödüyorlar..” diye ahkam kesenler..

83 milyonluk Türkiye’nin baktığı 3,7 milyon Suriyeliye karşılık..

500 milyonluk Avrupa Briliği’ne, şunun şurasında 200 bin göçmen göndermek istiyoruz..

Ne olur yani, kapıları açıp, alsalar?

Onlar almıyorlar..

Ahlaksızlığı zirveye taşıyıp, bir yandan şu ceza davasına, bu mahkumiyet kararına laf yetiştiriyorlar..

Sıra kendilerinin hukuka bağlılıklarını test etmeye sıra gelince, tornistan yapıyorlar..

Peki içimizdeki hainler?..

Yunan’ın yaptığından daha fazla yunanlık peşinde koşanlar..

Göçmenlerin Türkiye’den bir an önce gitmelerini isteyenler..

Göçmenlerin bir kısmı..

Türkiye’den gitmek istediğinde..

Ama Suriye’ye doğru değil..

Avrupa’ya doğru gitmek istediklerinde..

Niçin “Dram yaşanıyor.. Göçmenler zorda” diye tekrar Türkiye düşmanlığı yapıyorlar?

Yunanistan’ın sınırını kapatmasındaki ahlaksızlığı değil de..

Sanki Türkiye göçmenleri zor duruma düşürmüş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar?

Göçmenleri Türkiye’de ağırlıyoruz, “Kovun” diyorlar..

Şimdi Batı’ya yolluyoruz, “Yazık” diyorlar..

Bunlar, nasıl ahlaksız insanlar!.

Olayın bir de, FETÖ ile bağlantılı ahlaksızlık yönü var..

15 Temmuz hain darbe girişimi yapıldığında..

Darbeye karışan, hatta Cumhurbaşkanı’na suikast düzenleme ile görevli ekibin içindekiler..

Helikopterle Yunanistan’a kaçmışlardı..

Yunanistan onları aldı, kabul etti..

Sığınma hakkı verdi..

Darbecilere sığınma hakkı veriyorlar..

Ama suç işlememiş, ülkelerindeki iç savaştan kaçan insanlara ise, sınırları kapatıp, gaz sıkıyorlar, ses bombası atıyorlar..

Rezalate bakar mısınız?

Yunanistan’ın kendisine gelenlere sığınma hakkı vermesi için, müracaat edenlerin illa darbeci mi olması gerekir?

Türkiye’ye karşı, bir suç işlemesi mi lazım?

Hani teklif edesim geliyor..

Kemal Kılıçdaroğlu diyordu ya..

“Darbe tiyatro” diye..

Şimdi biz de..

“Türkiye’de darbe oldu, başarısız olan darbeciler, sınırdan kaçıyor” diye bir algı oluştursak..

“Darbeciler uçakları ele geçirip, kaçırıyor” desek..

Göçmenleri uçaklara doldurup, Yunanistan’a, Almanya’ya, Fransa’ya yollasak..

FETÖ’cü darbecilere yaptıkları gibi, kapıları sonuna kadar açarlar mı?

Yoksa..

Onları da geri mi çevirirler?

Tabi ki geri çevirecekler..

Ama tarihe de, “insanlıktan çıkmış zalimler” diye not edilecekler..

Google+ WhatsApp