FETÖ sert laikçi İzmir patolojisidir

FETÖ sert laikçi İzmir patolojisidir

Her hareket, her örgüt, her grup belli bir mekân içinde oluşur. Orada doğar ve orada belli bir anlam kazanır. Bu da onun temel karakterini meydana getirir. Gülen yapısı için de bu geçerli. FETÖ, belli bir sosyal mekânda doğdu, burada oluştu. Burada ana özelliğini kazandı. Bu sosyal mekan İzmir’di.

FETÖ sert laikçi İzmir patolojisidir

 

 

Her hareket, her örgüt, her grup belli bir mekân içinde oluşur. Orada doğar ve orada belli bir anlam kazanır. Bu da onun temel karakterini meydana getirir. Gülen yapısı için de bu geçerli. FETÖ, belli bir sosyal mekânda doğdu, burada oluştu. Burada ana özelliğini kazandı. Bu sosyal mekan İzmir’di. Erzurum değil. Erzurum’da doğar, ilk medrese eğitimini alır. Ancak ciddi dışlamalarla yüzleşir. Orada hareketini kuramaz. Zaten âlimler, mollalar ve hocalar oldukça fazla. Bu âlimlerin meydana getirdiği çoğul İslami bilgi ortamında kendisine bir yol bulamaz. Çünkü o İslam’a tamamen aç ve İslami bilgi konusunda yetersiz ve onu kendisine tamamen kurtarıcı görecek insanların peşindedir.

Gülen, aradığı sosyal mekanı İzmir’de buluyor. Hareketini burada oluşturuyor. İzmirde önce talebeler ve daha sonra çevre kırsal alandan buraya göç eden mütedeyyin ama dinden fazla haberi olmayan insanlar onun etrafında toplanır. İzmir sosyolojisinde din oldukça dışlanmıştır. Pür seküler bir sosyal mekan hakimiyeti vardır. Gün geçtikçe derinleşen ve yayılan bu sekülerlik ile din arasında çelişkiler de çoğalır. Bu da Müslüman ama İslam’dan fazla haberi olmayan insanları rahatsız eder. Turizmle gelen çıplaklık kültürü ve ayrıca dine ilişkin kimi sert tepkiler bu rahatsızlığı daha da derinleştirir.

Gülen, İzmir’de hem vaazlar verir hem de örgütlenir. Özellikle buraya okumaya gelen kırsal kesim gençleri kendisine hedef seçer. Elbette bu gençler de geldikleri İzmir’de karşılaştıkları din ve seküllerlik arasındaki paradoksal durumlar karşısında kimi zaman kişilik bunalımı kimi zaman da rahatsızlıklar yaşamaktadır. Mollaların, hocaların ve medreselerin( gizliden de olsa) pek olmadığı bu kent ve çevresinde “sivil din” diliyle konuşan, hissiyata hitap eden ve modern şartlarla beraber İslam’ı yaşama vaadinde bulunan bir kişiyi ilgi duyarlar.

Muhafazakar esnaf çevrelerinde de ilgiyle karşılanır. Kentin ve bölgenin cumhuriyetin tek parti politikalarıyla beraber iyice dinden steril ve karşıt hale gelen yapısına karşı yükselen kimi tepkiler, Gülen tarafından örgütlenir. İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleriyle pek ilgilenmeyen Gülen, doğrudan dini salt kendisinden alacak kesimlere hitap eder. İslam’ı onun meşrebi, arzusu ve temsili çerçevesinde şüphe duymadan alacak insanlar arıyor. Başka hocalar ve alimlerle mukayese etmeden doğrudan ona bağlanarak dinden beslenecek… Oldukça tek yönlü, dar ve mukayeseden uzak bu din eğitimi tarzı bu. Nitekim sonuçta da fanatik bir tek adam kültüne bağlanmayı getirir.

İslamiyet salt Gülen’in vaazlarında, sohbetlerinde, kitaplarında ve yayınladığı dergilerde öğrenilecek artık. Burada sunulan İslamiyet de tamamen hissiyata seslenecek. Aklı ve düşünmeyi devreden çıkaracak. Kimi mahrem sohbet ve toplantılarla beraber hazırlanan bu alt yapının üzerine daha “batıni bilgiler” döşenecek. Mesiyanik tutumlar deklare edilecek. Oluşumun içine dahil olan insanlar , aşama aşama Gülene tam bağlı hale geldikçe dine bağlandıkları yanılgısını yaşayacaklar. Ona masumiyet anlamını yükleyecekler. Gülen oldukça perdeli bir dil kullanarak bunu yayacak. Bu perdeli dil ile gerektiğinde kendini kolaylıkla savunabilecek, gizleyebilecek. Bu nedenle başta DİB olmak üzere bir çok kurum onun gerçek niyetlerini anlayamayacak.

FETÖ, İzmir gibi pür seküler sosyal mekanda ve Kemalist laikçiliğin en fazla pratiğe döküldüğü bir yerde doğan oluşumdur. Zamanla bu yapıya karşı mücadelesini sürdürürken ona benzeyecektir. Sert laikliğin ürettiği dini çelişkileri insanlara göstererek “dava” için mücadele ettiklerini söyleyerek onları yanına çekecek. Ancak zamanla “dava” için gerektiğinde ihanet etme ve haram işleme bilincini de aşılayacak. Ordu’nun başörtülü eşi ve kızı olanları, danslı ve şaraplı kutlamalara katılmayanları dışladığı bir dönemde, FETÖnun adamları bunları yaparak kendilerini gizlemeyi başardılar. Hatta buna hayır diyerek atılan bir çok subayın tasfiyesinde de görev aldılar.

FETÖ, dinin ürünü değildir. 15 Temmuz Darbesi de din devleti kurmak için yapılmamıştır. Tam tersine dindar liderler tarafından temsil edilen ve hatta uluslar arası düzenin hegemonyaları ve yerli işbirlikçileri tarafından siyasal İslamcı diye tanımlanan bir iktidara karşı yapılmıştır.

 

 

 

Ergun Yıldırım/Yeni Şafak

Google+ WhatsApp