Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne kim başkan seçilecek?

Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne kim başkan seçilecek?


Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne kim başkan seçilecek?

 

 

Fenerbahçe bir cumhuriyet..

Ülkeyi de yönetmeye talip bir cumhuriyet..

Dün başkan adaylarının konuşmaları vardı..

Bugün seçimi var..

Kim başkan seçilir?

Onu Fenerbahçeliler düşünsün..

Biz, bize yansıyan bölümünü masaya yatıralım..

Başkan adaylarından Aziz Yıldırım, FETÖ’nün şike operasyonunda gözaltına alındı, tutuklandı..

Olaylarda pir-u pak mıydı?

Sanmam..

Ama şu da bir gerçek..

Yapılanları kendi menfaati için değil, futbol tutkunları için, gözleri kapalı destekledikleri takımı için yaptı..

Suç için de, bu zaten yeterli..

Ama sorarsanız, Aziz Yıldırım şunu yapmış, bunu yapmış da, rakip futbol takım başkanları benzer hiçbir yanlışa imza atmamış mıdır?

Orada durmak gerekir..

FETÖ o tarihte, Fenerbahçe’yi hedef aldığı için, Aziz Yıldırım’ın yanlışları öne çıktı.. Rakip takımların başkanları tertemizmiş gibi algı oluştu..

“Aslında, alın birini, vurun ötekine” sözü, tam da futbol kulüplerinin büyük çoğunluğu için söylenmiş bir sözdü..

Ama FETÖ’nün ajandasında ilk sırada FB olması, Aziz Yıldırım’ın şanssızlığı idi..

Ben şahsen, Ali Koç’un Fenerbahçe’ye ilgisinin çok derin boyutlarda olduğunu daha önce bilmiyordum..

Dünkü konuşmasını izlerken aktardığı hatıralar, bende şu soruya sebep oldu:

“Ali Koç, Fenerbahçe’de bu kadar ilintili idiyse.. FETÖ’nün takibi sırasında, Ali Koç ismi niçin hiç geçmedi?”

Öyle ya..

Fenerbahçe’de yönetim değişikliği arzulayan FETÖ, Aziz Yıldırım’ı ve kulübü sıkı bir takip altına almış ise. Dinlemeler, teknik takipler, soruşturmalar klüp adına hareket eden herkese yöneltilmiş ise..

Acaba Ali Koç’un, o süreçte kulüple hiçbir bağlantısı mı yoktu?

Yoksa, tespit edilenler, gizli bir el vasıtası ile, dosyadan çıkarılmış mıydı?

 Niçin soruyorum bu soruyu?

Koç Holding’in, Türkçe Olimpiyatları’na sponsor olmasından dolayı..

Koç Holding, bir yandan Atatürkçü geçinir iken..

Fenerbahçe Kulübü’ne başkan adayı olan aileden Ali Koç, spor konuşurken bile Atatürk’ün izinden gitmekten bahsederken..

FETÖ’ye sponsor olmuşlarsa..

Bunun bir karşılığı var mıydı diye sormak da, bizim görevimiz..

Hele hele..

Tuncay Özkan’ın kurduğu Kanaltürk televizyonuna, Koç Holding’in yayınlanmamış reklamlar için peşin peşin 3 milyon liraya yakın para transfer ettiği ve bunun da tespit edilerek soruşturma konusu olduğu bilgisi ile birleştirirsek..

İlaveten, o ceza dosyasının, FETÖ’cü savcı Muammer Akkaş’ın çekmecesinde yıllarca bekletildiği bilgisi ile birleştirirsek..

Acabalar artar..

Tekrar Aziz Yıldırım’a dönelim.

Tamam, doğrudur, FETÖ tarafından bir operasyona maruz kaldı..

Ama şunu da izah etmesi gerekmez mi?

Tahliye olduktan sonra, Samanyoluhaber’in genel müdürü Hidayet Karaca ile birlikte, özel görüşmede neler konuşuldu?

Şöyle düşünelim..

Sizi bitirmek isteyen bir yapı, hakkınızda soruşturma açtırıyor, sizi cezaevine koyduruyor.. Siz “Ne Fenerbahçe’si, devlet elden gidiyor” diye, büyük fotoğrafı gördüğünüzü ilan ediyorsunuz..

Tahliye olduğunuzda ise, Fenerbahçe’yi de, devleti de elden çıkarttıracak operasyonlara imza atanların önemli elemanları ile oturup konuşuyorsunuz..

Acaba neyi?

Evet,. Aziz Yıldırım’ın izahı şu idi: “Türkçe Olimpiyatları için, benden Fenerbahçe stadını istediler. Onları atlattım. Vermedim..”

Acaba olay bu kadar basit miydi?

Büyük fotoğrafı yıllar öncesinden gördüğünü söyleyen Fenerbahçe’nin başkanı, kendisini cezaevine koyan kişilerle, bir kafede buluşabilecek kadar hoşgörülümüydü?

Yoksa, ortada devam eden sorunlar mı vardı?

Bir eleştiri daha..

Aziz Yıldırım’ın kendisi, tutuklandığı davada savunmasını, eskiden beri tanıdığı avukatlara teslim etmişti..

Ama hemen yanıbaşındaki iki isim, niçin avukat olarak, FETÖ’nün işaret ettiği isimleri seçmişlerdi?

Direkt FETÖ adına çalıştığı bilinen avukatlara vekalet verilmişti?

Ve gelelim düne..

Fenerbahçe başkanlığı için yapılan tartışmada, tarafların eleştirileri birbirlerine..

O kısıma girmeyelim..

Ama, başkan adaylığına soyunan Ali Koç’un, konuşmasında en az 15 defa“Allah korusun. Allah bilir” gibi cümleler sarfederken..

Ramazan günü kürsüden su içmesi..

Benim garibime gitti..

Bu hali ile kalsaydı..

Yine de yazmaya, gündeme getirmeye gerek olmayabilirdi..

Ama, bir de Aziz Yıldırım’a gönderme yaparak, “Başkan iftara yetişecek galiba.. Ama, iftara daha çok var” demesi..

İnsanların inançlarına yönelik bir saygısızlığı içerdiğini not etmeliyim..

Oruç tutmayabilirsiniz..

O zaman, oruç ile ilgili bir bahis açmanıza gerek yok..

Mümkünse, oruçlu insanların huzurunda, su içmezsiniz..

Hem su içip.. Hem de karşınızda oruçlu insanların bulunduğunu bildiğinizi deklare ederseniz, insanların aklında “Acaba ne yapmak istiyor” sorusunun doğmasına sebep olursunuz..

Abi Ömer Koç’un, İslami değerlere saygısızlık içeren resimlerle sergi açması..

Kardeş Koç’un da, binlerce kişinin önünde Ramazan günü su içmesi..

Koç ailesi için, pek şık hareketler, olmasa gerek..

TAVZİH

Dünkü “Unutmayacağız, unutturmayacağız” başlıklı yazımda, şöyle bir cümle kullanmıştım: 

Said-i Nursi’nin talebesi olduklarını söyleyip, siyasetten uzak gibi görünen..

Ama siyasetin dibine kadar tüm pisliklerine bulanmaktan çekinmeyen, menfaat odaklı gruplaşmaları unutmayacağız..”

Benim kastımın dışında, Said-i Nursi’ye hakkı ile talebelik edenler de bu cümleden alınmış..

Kastım tabii ki, önce FETÖ ve sonra da bugünlerde artık çizgiyi terkeden Yeni Asya grubu idi.. 

Bazı okurlarımız, “Onlar Said-i Nursi’nin talebeleri değil ki. Onlar Said-i Nursi’yi istismar edenler” diyerek, beni eleştirdiler..

Buna da cevabım: “Haklısınız!”

 

yeni akit

Google+ WhatsApp