Feministler, cinsel taciz sanığı Muharrem İnce’ye niçin suskun?

Feministler, cinsel taciz sanığı Muharrem İnce’ye niçin suskun?


Feministler, cinsel taciz sanığı Muharrem İnce’ye niçin suskun?

 

 

“Kadının beyanı esastır” diye bas bas bağıranlar..

Sapıklığı kim yaparsa yapsın, karşı çıkanlar inançları gereği dindar insanlar olduğu halde..

“Cinsel tacizcileri savunmayın bize” diye, durduk yere kavga çıkartanlar..

LGBT’lileri gözümüze gözümüze sokup, halkın ahlakını bozmak isteyenler. “Biz soyunsak da.. Size ne? Gözünüzü kapatın.. Sabır gösterin.. Biz ahlaksızlık yapsak da, siz dönüp bakmayacaksınız” diyenler..

“Kadın savcıya taciz iddiası ile müracaat etti mi, hemen koruma kararı alınmalı.. Devlet hızlı çalışmalı.. Hiçbir kadın, durduk yerde bir erkekten şikayetçi olmaz. Yapmıştır ki, şikayet edilmiş.. Anlayın artık!” diyenler..  

Şimdi cumhurbaşkanlığına aday gösterdikleri Muharrem İnce’nin..

Bir değil, basına intikal eden iki vukuatını birden..

Görmezden geliyorlar..

Göstermemeye çalışarak, üstünü örteceklerini sanıyorlar.

Muharrem İnce’nin birinci vukuatı, bir dul bayanın, kızı ile ilgili okuldaki sorununu çözme ile başlayan.. Sonrasında geceyarılarında atılan mesajlarla zirve yapan.. Haydi en hafif tanımlaması ile söyleyelim gayrı ahlaki bir tavır..

Dul bayan, milletvekili Muharrem İnce hakkında şikayetçi oluyor..

Şahitler dinleniyor..

Belgeler toplanıyor..

İki yıllık süreç sonunda.. Soruşturma tamamlanıyor..

Savcı iddiaları ciddi buluyor..

Muharrem İnce hakkında, “cinsel taciz” suçlaması ile..

Fezleke hazırlıyor...

Dokunulmazlığın kalkması için, fezleke TBMM’ye gönderiliyor.

TBMM’de fezleke öylece bekletilirken..

Cinsel tacizden şikayetçi olan dul bayana, bir şekilde şikayet geri çektiriliyor..

Feministler ayaklanmıyor..

“Biz o şikayetlerin nasıl geri çektirildiğini iyi biliyoruz” diye açıklama yapan tek bir kadın hakları savunucusu çıkmıyor..

Her gün tv ekranlarından.. Gazete sayfalarından ahkam kesen feministlerden tek bir tanesi bile.. 

“Bir milletvekili hakkında şikayet dilekçesi yazarak, mağduriyetini ilan etmiş bir kadının, sonrasında şikayetini geri çekmesi de neymiş? Resmen tehdit edilmiş.. Şikayetin geri çekilmesi geçerli değildir. Savcılık re’sen soruşturmayı sürdürmelidir” diyememiş..

Barolar..

Baroların kadın hakları savunucusu komisyonları..

Avukatlar..

“Biz kamusal görev yapıyoruz.. Bu numaraları iyi biliriz.. Mağdur kadının dosyasını, ücretsiz olarak ele alıp, gerekenleri yapıyoruz” dememişler..

Hatta..

Mağdur kadının vekalet vermek üzere gittiği avukat..

Cinsel taciz içerikli mesajları delillendirmek amacı ile, dul bayanın cep telefonunu almış..

Bilahare mesajları silerek, kendi müvekkilinin aleyhine.. Karşı tarafın lehine.. Suç delillerini ortadan kaldıran bir suça imza atmış..

Kadıncağızın şikayetini Ankara Barosu alıp da, o avukata gerekli cezayı vermemiş..

Dosyanın üstü kapatılmış..

Hem delilleri ortadan kaldıran avukat hakkındaki dosya açısından..

Hem de Muharrem İnce’nin cinsel taciz sanığı olduğu dosya açısından..

Vee..

Muharrem İnce; kendi karısı tarafından şikayet edilen kocaların, cinsel taciz suçlaması ile cezaevine atıldığı Türkiye’de..

Ahlaklı aile babası oluvermiş..

Dul bayanın kendisini niye şikayet ettiği..

Sonrasında niye şikayetini geri çektiği..

Solcu hiçbir vatandaşımızın..

Acar muhabir İsmail Saymaz’ın..

Kadınların uğradığı tacizler üzerinden prim yapan usta(!) yazar Ayşe Arman’ın..

Kadın haklarını savunduğu için Hürriyet’ten kovulduğunu iddia eden Melis Alphan’ın.. Ve diğer benzerlerinin hiçbirisinin dikkati, bu konuya yoğunlaşmamış..

Cinsel taciz suçlaması, arşive kaldırılmış..

**

Benzer tarihte..

Bir başka bayan..

Bu sefer hem de bir gazeteci bayan..

Yine aynı Muharrem İnce için..

“Evime geldi” demiş..

Muharrem İnce küplere binmiş..

Evli olan bayan muhabire meydan okumuş:

“Benim gece geç saatlerde evine gittiğimi söylüyor. Eğer çocuğunun üzerine yemin ederse hepsi doğrudur o zaman. Kendisi de bir annedir aynı zamanda. Bir anne olarak böyle bir iftirayı atabiliyorsa, gereği neyse ben yapacağım”demiş.

Bayan muhabir cevaplamış:

“Muharrem Bey, evime gelmediğine dair çocuğumun üzerine yemin etmemi istemiş. Böyle bir iddia konusunda sırf çocuk yetmez yani. Tüm ailem ve şerefim üzerine yemin ederim ki Muharrem Bey evime geldi.”

Sonra ne mi olmuş?

Herkes kulağının üzerine yatmış..

Kadın hakları savunucuları, “Görmedik. Duymadık. Bilmiyoruz” demişler..

Acar muhabirler..

“Aaa. Gerçekten mi? Çok ilginç!” demiş, aptala yatmış..

Kadın tacizlerini yazmakla ünlenen sosyete yazarları, “Dur bakalım, savcılık ne karar verecek, mahkeme mahkum ederse, o zaman yazarız tabii” moduna geçmiş, olayın üstüne yatmış..

Ve bugün itibariyle..

Bizim bildiğimiz kadarıyla, iki ayrı kadın tarafından.. Belki de gerçekte daha fazlası tarafından.. Cinsel taciz suçlamasına muhatap olan Muharrem İnce, cumhurbaşkanı adayı olmuş..

Bırakın solcuları... Hacı rollerinde, dindar insanları bile kafa-kola alıp, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmanın hesaplarını yapıyor..

Bir defa daha..

“Kadın hakları.. Kadın hakları..” diyerek tepemizde boza pişirenlerin..

“Cinsel özgürlük.. Evli kadının da, kocasına karşı cinsel özgürlüğü vardır”diyerek, toplumun temeli aileyi dinamitlemeye çalışanların..

“Cinsel taciz suçlamasında, sanıklar için hemen mağdurlardan uzaklaştırma kararı alınmalı.. Sanıklar deşifre edilip, yakın çevresi sürekli uyarılmalı” diyerek sözümona cinsel suçlara karşı toplumu uyanık olmaya davet edenlerin..

Muharrem İnce’nin cinsel taciz sanığı olmasına karşı gösterdikleri ilgisizlikle.. Ne kadar riyakar olduklarını görmüş olduk..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp