FB’deki dip dalgası her yere yayılacaktı, dibe demir attı!

FB’deki dip dalgası her yere yayılacaktı, dibe demir attı!


FB’deki dip dalgası her yere yayılacaktı, dibe demir attı!

 

 

Böyle mi olacaktı, sonunda?

Oysa..

Ne büyük hayallerle seçilmişti..

Biraz abartılı da olsa...

20 milyonluk Fenerbahçe’ye başkan olmuştu..

Artık büyük bir işadamı, profesyonel şekilde yönetecekti kulübü..

Öyle köylü kafası ile yönetim, mazide kalmıştı..

Sıradan bir başkan değişikliği de değildi yaşanılan..

Her seçimde rakip olan adaylara oranla; iki hatta üç misli oy farkı atarak başkan seçilen bir kişiyi..

Öyle bir dip dalgası ile devirmişti ki..

20 yıllık başkan, % 25 oyu ancak alabilmişti..

Ne güzel tesadüf..

Ülkenin yönetiminde de, 20 olmasa da.. 17 yıldır kazanan Tayyip Erdoğan vardı..

Birden heyecanlandılar..

Gerçekten olur muydu acaba?

Fenerbahçe’de yaşanılanlar..

Ülke yönetiminde de yaşanılır mıydı?

Hemen iki ay sonra, cumhurbaşkanlığı seçimi vardı..

Fenerbahçe’nin 20 yıllık başkanının gittiği gibi..

Türkiye’nin yönetimindeki Ak Parti kadroları da gider miydi?

Hayali bile, onlar için bir cihana değerdi.

Sevinenler, hayal kuranlar..

Fenerbahçe’deki dip dalgası ile yaşanan başkanlık değişiminden başka yerler için de çıkarımda bulunanlar..

Sadece Fenerbahçeliler değildi..

AK Parti karşıtı herkes sevinmişti..

“İşte bu” diye, büyük bir mutlulukla gösteriyorlardı, başkanlık değişimini..

Hatta.

Milli Görüş’ün partisinde bile heyecana sebeb olmuştu.

Fenerbahçe’deki başkan değişimi, Milli Görüş’ün partisinde niye heyecana sebeb olmuştu hâlâ anlayabilmiş değilim ama..

Milli Görüş, dindar bir cumhurbaşkanını değiştirmek için.. Koç grubunun bir üyesinin FB kulübüne başkan olmasından medet ummasının arkasında ne yatıyordu, bir türlü anlayabilmiş değilim ama..

Sıradan bir siyaset malzemesi miydi? Yoksa arkasında açıklanmayan başka birliktelikler de mi vardı bilmiyorum ama..

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Aziz Yıldırım Bey Fenerbahçe’ye hizmetler yapmış bir kişi. Çok uzun bir zaman yönetimden ayrılmak istemedi. Bu kongrede 4 bine karşı 16 bin oyla seçimi kaybetti. Bir değişiklik meydana geldi ve bu değişiklik hissedilmiyordu. Dip dalga oluşmuştu, farkına varamadılar. Bu seçimlerde dip dalga Saadet Partisi için su yüzüne çıkacak. Fikirler değişecek” deyince..

Hani AK Parti yerine, Saadet Partisi gerçekten tek başına iktidara gelecek olsa..

İşin içine CHP idi, İyi Parti idi, başkaları girmeyecek olsa..

Çok fazla itiraz etmezdim ama..

Genel başkan bile, bu iddiada bulunmadığı için.

SP, cumhurbaşkanlığı seçimine müstakil bir aday ile girmiş ise de..

Milletvekilliği seçimlerine tek başına değil, CHP ve İyi Parti ile ittifak yaparak girdiğine göre..

Maksadın, AK Parti’yi devirip, CHP’yi iktidar yapmak olduğu ayan beyan ortada idi ama..

Fenerbahçe’deki başkan değişikliğine Saadet Partisi Genel Başkanı’nın da gönderme yapması ile.. 

Futbol ile hiç ilgisi olmayan hacı amcalar bile, bir anda heyecanlandırılmıştı..

“Olur mu acaba? Gerçekten bir dip dalgası ile, 24 Haziran akşamı, Milli Görüşün adayını, Beştepe’ye yolladığımızı ilan edebilir miyiz” diye hayaller kurdurulmuştu..

Önce 24 Haziran akşamında hüsran yaşandı..

Ne dip dalgası vardı..

Ne de su yüzüne çıkan bir eser..

Bildiğiniz türden neticeler..

Saadet Partisi her zamanki oyunu almış..

Kendisi TBMM’ye milletvekili sokmuş ama..

Eski seçimlere kıyasla, CHP’ye de fazladan milletvekili kazandırmış..

Sonra?..

Sonrası çok daha önemli..

Siyasete öncülük edecek olan..

Örnek alınarak, siyasette de tekrarlanması arzu edilen “dip dalgası”Fenerbahçe’ye de hayır getirmedi....

Fenerbahçe’de işler bir türlü iyi gitmedi.

Önce ligin ortalarında dolaşıp durdular.. 

Sonra yavaştan yavaşa, aşağılara doğru inişe geçtiler..

Aziz Yıldırım döneminde, “Şükrü Saraçoğlu stadında büyü var. Bu stada gelen hiçbir takım galibiyet alamıyor. Beraberlik belki ama.. Galibiyet asla” denilir iken..

Okumuş (!), modern eğitim almış.. 

Okumamış olanlarının da.. Toplumun kaymak tabakası diye kabul edilen kesiminden olan Fenerbahçelilerde bile “büyü” üzerinden böyle bir algı var iken..

Yöneticilik anlamında profesyonel isimlerin öncülüğünde..

Akla, bilime önem veren Koç Holding veliahdının başkanlığı ve önderliğinde..

Fenerbahçe çok daha ilerilere gidecek iken..

Şimdi ne oldu ise. 

Kendi sahasında.. Deplasmanda.. Farketmiyor, ya yeniliyor, ya berabere kalıyor..

Oldu mu ya şimdi!..

Biz siyasete de FB’deki dip dalgasını ihraç edecek iken..

Spordaki “dip dalgası” başka alanlara da hakim olacak iken....

“Dip dalgası” bırakın yayılmayı..

Fenerbahçe’nin başına gelen Ali Koç’un karizmasını sildiği gibi...

Fenerbaçeyi’ yi de aldı, dibe yerleştirdi..

Oysa ne hayaller kurulmuştu..

Dip dalgası ile Fenerbahçe’ye başkan olan Ali Koç sayesinde..

Önce Fenerbahçe şampiyon yapılacak. 

Kupayı da yanına alacak..

Sonra ver elini Çankaya..

Pardon; Beştepe.

Türkiye’yi sallayacaklardı..

Ama ne oldu?

Kendileri sallandı..

Şimdi Ali Şen diyor ki.. “Ali Koç telefonlarıma çıkmıyor!”

Ne olmuş ki diye soracak oldum.

Meğerse, Türkiye kupasında, bir alt kümeden Ümraniye’ye 1-0 yenilmiş..

“Canım dünyanın sonu değil ya.. İkinci karşılaşmada bir dip dalgası ile.. Birkaç sıfırlı netice ile, alır götürür Fenerbahçe” diyecek oldum..

Hatırlattılar..

“Yok yok.. Sadece birinci maçı değil.. İkinci maçı da, 1-0 kaybederek, kupaya veda etti.. Onun için, Ali Şen, adaşını arıyormuş.. ‘Protestolar bana geliyor, ne cevap vereceğim’ diye.”

Çözüm basit..

Cocu gitti..

Ersun Yanal geldi..

İkisine birden maaş veriliyor..

Şimdi Ersun Yanal’ı da yollarlar..

Bir başkasını getirirler..

Bir iş için, üç maaş öderler..

Devlet bunlara..

Bunlar da, yarısı yabancı, yarısı yerli teknik direktörlere.. 

Yanlış anlamayın..

Profesyonellik, bunu gerektirir..

Yapamayanı yollayacaksın..

Yapanı getireceksin..

“Bu kural, Ali Koç için geçerli değil mi?” diye soracak olursanız..

Her şeyin sırası var..

“Dip dalgası” ayda bir olmaz..

Biraz beklemek gerek..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp